Kanun yollarına başvuruda bazı ön şartların varlığı zorunludur. Bu şartlar; yargı sürecinin etkinliğini ve usul ekonomisini sağlamak, gereksiz başvuruları engellemek ve adil yargılanma hakkını korumak amacıyla belirlenmiştir. Hukuki yarar, bu şartlar arasında merkezi bir öneme sahiptir. Başvuranın gerçek ve güncel bir menfaate sahip olduğunu gösteren hukuki yarar kavramı; yalnızca baş vuranın bireysel çıkarını ifade etmeyip, yargının işleyişine de doğrudan katkısı olduğu için dikkatle değerlendirilmelidir. Ancak hukuki yararın kapsamı ve ölçütleri mevzuatta ve uygulamada net değildir. Alman hukukundaki “Beschwer” teorisi ışığında kabul edildiği üzere, hukuki yararın şeklî ve maddi olmak üzere iki boyutu bulunmakta ve bu ayrım Türk hukukunda da karşılık bulmaktadır. Ayrıca lehine karar verilen tarafların kanun yollarına başvuruda hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve müdahillerin hukuki yarar kavramı karşısındaki farklı konumları uygulamada tartışma yaratmaktadır. Bu çalışmada hukuki yararın kavramsal ve pratik yönleri Alman hukukundaki teoriler ışığında yargı kararları da incelenerek ele alınmıştır. Söz konusu inceleme kapsamında mevcut mevzuatın eksiklikleri ve uygulamadaki farklılıklara dikkat çekilmiştir. Bu çerçevede bireylerin hak arama özgürlüğü ile yargı sisteminin meşruiyeti arasındaki ilişkiye dair daha derin bir anlayış geliştirilmesine katkı sunulması amaçlanmıştır.
Kanun yolu kabul edilebilirlik şartı şeklî an lamda hukuki yarar maddi anlamda hukuki yarar
Certain prerequisites must be fulfilled for recourse to appellate remedies. These requirements are established to ensure the effectiveness of the judicial process, uphold procedural economy, prevent frivolous appeals, and safeguard the right to a fair trial. Legal interest occupies a central position among these prerequisites. Legal interest, which substantiates the applicant’s genuine and current stake, must be carefully assessed not only in terms of individual interests but also for its contribution to the efficient functioning of the judiciary. However, the scope and criteria of legal interest remain ambiguous in both the legislation and its practical application. Based on the “Beschwer” theory in German law, legal interest is recognized as having two dimensions: formal and substantive. This distinction is also reflected in Turkish law. Furthermore, the issue of whether parties in whose favor a decision has been made possess legal interest to appeal, as well as the varying legal interest statuses of interveners, has generated significant debate in practice. In this study, the conceptual and practical aspects of legal interest are examined in light of the theories in German law, with reference to judicial decisions. Within the scope of this analysis, attention is drawn to the shortcomings of the current legislation and the divergences observed in practice. In this context, the study aims to contribute to a deeper understanding of the relationship between individuals' right to seek justice and the legitimacy of the judicial system.
Appeal admissibility requirements formal legal inte rest substantive legal interest.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Dava, Yargılama, Anlaşmazlık Çözümü |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 28 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 17 Eylül 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 24 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 24 Ekim 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 20 Sayı: 2 |
Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.