Araştırma Makalesi

Kelâmî ve Felsefî Düşüncede İlahî İrade Sorunu

Sayı: 43 20 Mart 2021
PDF İndir
TR EN

Kelâmî ve Felsefî Düşüncede İlahî İrade Sorunu

Öz

İlahî irade meselesi Allah-âlem ilişkisi bağlamında üzerinde en çok tartışılan konulardan biridir. Bu problem kelâm ve felsefe geleneğinde iradenin ilim ve kudret gibi zatî sıfatlarla ilişkisi, iradenin ezelîliği sorunu, irade-murad birlikteliği ve yaratmadaki rolü gibi çeşitli alt problemleri de içine alan geniş bir çerçevede tartışılmıştır. Bu araştırmada evrenin yoktan yaratıldığını savunan ve Allah’a irade sıfatı nispet eden kelâmcılar ile âlemin Allah’ın zâtından taşarak meydana geldiğini düşünen Fârâbî ve İbn Sînâ gibi Meşşâî filozoflarının ilahî iradeye yükledikleri anlam mukayeseli olarak ele alınmakta ve felsefecilerin irade anlayışının kelâmcıların çoğunluğunun tasavvurundan farklı olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu bağlamda sudûr nazariyesini savunmamakla birlikte kelâmcıların irade konusundaki yaklaşımlarını eleştirmesi sebebiyle İbn Rüşd’ün görüşlerine de yer verilmektedir.
Konuya Antik Yunan düşüncesinin evrenin öncesizliği ve birden ancak birin çıkması gibi genel kabulleri doğrultusunda yaklaşan filozoflar, tanrı-irade ilişkisini nedensellik çerçevesinde değerlendirmişlerdir. İslâm filozoflarının fizik âlemde kabul ettikleri tabiî nedensellik anlayışı, onları metafizik düşüncede de Tanrı’yı illet olarak isimlendirmeye ve Tanrı-evren ilişkisini zorunluluk temelinde incelemeye sevk etmiştir. Filozoflar bazı eserlerinde Allah’a ilim, irade ve kudret sıfatı nispet etseler de gerçekte bu sıfatlar arasında bariz bir fark bulunmaz. Nitekim Fârâbî ve İbn Sînâ’ya göre Allah’ın kendi zâtını bilmesi, varlığın O’ndan taşarak meydana gelmesi için yeterlidir. O, zâtını ezelden beri bildiğine göre bu bilginin bir sonucu olarak meydana gelen âlem de zât bakımından olmasa da zaman bakımından ezelîdir. Allah ile âlem arasındaki zamansal ayrılığı ortadan kaldıran bu yaklaşım, irade ve kudret sıfatına gerçek anlamda ihtiyaç bırakmamaktadır. Böylelikle İslâm felsefecilerinin sisteminde ilahî irade, ilahî bilgiden farklı bir anlam taşımaz. Aynı zamanda Zorunlu Varlık’a nispet edilen iradenin, bazı kelâmcıların iddia ettiği gibi, fayda ve hikmet barındırması kendisi için bir noksanlık anlamına gelir. Çünkü Tanrı, herhangi bir niyetten dolayı eyleme yönelmez, aksine fiil cömertliğinin sonucu olarak O’nun varlığından taşmaktadır.
İrade sıfatının mahiyeti ve ilahî zât ile ilişkisi hususunda aralarındaki görüş ayrılıklarına rağmen Basra Mu‘tezilesi’nin çoğu ve bütün Sünnî kelâmcılar, İslâm filozofları karşısında mutlak imkân halinde bulunan âlemin farklı alternatifleri içerisinden irade sıfatı sayesinde seçilip yaratıldığı konusunda ortak bir tavır sergilemişlerdir. Nitekim âlemin Allah’ın iradesi dışında var olduğunu savunmak Allah-âlem ilişkisinde mekanik bir determinizmi kabul etmek demektir. Oysa bu iddia ilahî fiillerin zorunlu olduğu sonucunu doğurmaktadır. Diğer taraftan mümkünler, var olma ve olmama bakımından özünde eşittir ve var olmak için mutlaka dışardan bir sebebe muhtaçtır. Bu sebep ise kelâmcılara göre ilahî iradedir. Bu irade önce mümkünün var olması için varlığını yokluğuna tercih etmekte, sonra da hangi zamanda meydana geleceğini belirleyerek ona eşit zaman dilimleri içerisinde belli bir zaman dilimi tahsis etmektedir. Bu sebeple kelâm ilminde irade “bir zorunluluk söz konusu olmaksızın yapılması veya yapılmaması eşit olan bir hususta iki taraftan birini tercih ve tahsis etmeyi gerektiren sıfat” olarak tanımlanır. İradenin tanımında geçen tahsis kavramı kelâmcılarla sudûr teorisini savunan felsefecileri birbirinden ayıran en temel özelliktir. Kelâmcılara göre görünür âlemde irade sıfatı, ona sahip olanın hür olduğunu ve zorlama altında bulunmadığını gösterir. Dolayısıyla Allah’ın da fiillerini tercihe dayalı gerçekleştirdiğini ifade etmek için O’na irade sıfatı nispet edilmelidir. Aynı zamanda âlemin cevher ve arazlardan meydana gelmesi ve Allah’ın arazları sürekli yaratarak evrene müdahalede bulunması koşulsuz bir iradeyi zorunlu kılar. Sonuçta ilahî irade kavramı kelâmî anlamda seçme ve belirleme fiiline karşılık gelirken sudûr sistemini savunan felsefecilerde daha ziyade varlıkların ilahî zâttan taşmasına yönelik bir tür hoşnutluk ve gönüllülük hali olarak anlaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler

Kelam, Felsefe, İlahî İrade, Sudûr, Yaratma

Kaynakça

  1. Abdülhamid, İrfan. İslâm’da İtikâdî Mezhepler ve Akaid Esasları. çev. Saim Yeprem. İstanbul: Marifet Yayınları, 1983.
  2. Akkanat, Hasan. İbn Sînâ ve Gazâlî’de İlahî İrade Kurgusu -Eleştirel Bir Yaklaşım-. Ankara: Fecr Yayınları, 2020.
  3. Altaş, Eşref. Fahreddîn er-Râzî’nin İbn Sînâ Yorumu ve Eleştirisi. İstanbul: İz Yayıncılık, 2015.
  4. Altıntaş, Hayrani. İbn Sina Metafiziği. Ankara: T.C. Kültür Bakanlığı Kültür Eserleri, 1997.
  5. Âlûsî, Hüsâmeddin. Hivâr beyne’l-felâsife ve’l-mütekellimîn. Bağdat: Matbaatu’z-Zehrâ, 1967.
  6. Aydın, İbrahim Hakkı. “Plotinus ve İki İslâm Mütefekkirinde (Fârâbî ve İbn Sînâ’da) Sudûr Nazariyesinin Bir Değerlendirmesi”. İslâmî Araştırmalar 14/1 (2001), 171-181.
  7. Aydın, Mehmet S.. Din Felsefesi. İzmir: İzmir İlahiyat Fakültesi Vakfı, 2001.
  8. Beyzâvî, Kādî. Tavâli‘u’l-Envâr: Kelâm Metafiziği. çev. İlyas Çelebi - Mahmut Çınar. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2014.
  9. Bulut, Halil İbrahim. “Mu‘tezile Mezhebinde Nedensellik Tartışmaları”. Marife: Dini Araştır-malar Dergisi 3/3 (2003), 275-292.
  10. Cürcânî, Seyyid Şerif. Şerhu’l-Mevâkıf. çev. Ömer Türker. 3 Cilt. Ankara: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2015.

Kaynak Göster

APA
Yağlı Mavil, H. (2021). Kelâmî ve Felsefî Düşüncede İlahî İrade Sorunu. Eskiyeni, 43, 119-144. https://doi.org/10.37697/eskiyeni.857794
AMA
1.Yağlı Mavil H. Kelâmî ve Felsefî Düşüncede İlahî İrade Sorunu. Eskiyeni. 2021;(43):119-144. doi:10.37697/eskiyeni.857794
Chicago
Yağlı Mavil, Hikmet. 2021. “Kelâmî ve Felsefî Düşüncede İlahî İrade Sorunu”. Eskiyeni, sy 43: 119-44. https://doi.org/10.37697/eskiyeni.857794.
EndNote
Yağlı Mavil H (01 Mart 2021) Kelâmî ve Felsefî Düşüncede İlahî İrade Sorunu. Eskiyeni 43 119–144.
IEEE
[1]H. Yağlı Mavil, “Kelâmî ve Felsefî Düşüncede İlahî İrade Sorunu”, Eskiyeni, sy 43, ss. 119–144, Mar. 2021, doi: 10.37697/eskiyeni.857794.
ISNAD
Yağlı Mavil, Hikmet. “Kelâmî ve Felsefî Düşüncede İlahî İrade Sorunu”. Eskiyeni. 43 (01 Mart 2021): 119-144. https://doi.org/10.37697/eskiyeni.857794.
JAMA
1.Yağlı Mavil H. Kelâmî ve Felsefî Düşüncede İlahî İrade Sorunu. Eskiyeni. 2021;:119–144.
MLA
Yağlı Mavil, Hikmet. “Kelâmî ve Felsefî Düşüncede İlahî İrade Sorunu”. Eskiyeni, sy 43, Mart 2021, ss. 119-44, doi:10.37697/eskiyeni.857794.
Vancouver
1.Hikmet Yağlı Mavil. Kelâmî ve Felsefî Düşüncede İlahî İrade Sorunu. Eskiyeni. 01 Mart 2021;(43):119-44. doi:10.37697/eskiyeni.857794