Yıl 2011, Cilt 10 , Sayı 38, Sayfalar 397 - 422 2011-03-01

ANTIOCH AS A SAMPLE OF MINGLING WITH CIVILIZATIONS AND INTERACTIONS OF DIFFERENT CULTURES
FARKLI MEDENİYETLERİN VE KÜLTÜRLERİN BİR ARADA YAŞAMASINA ÖRNEK OLARAK ANTAKYA

Gürhan BAHADIR [1]


Abstract Antioch was founded in 300 B.C.as a capital city of Seleucid Kingdom by Seleucus Nicator I., who was the commander of Alexander the Great. Therefore, the city, being a capital city of Seleucid Kingdom, achieved the condition of civilizations with ancient Greek culture and the Eastern culture. Thus, Antioch was the centre of Hellenistic culture in the Eastern part of world. This city was invaded by one of the most important commanders of Roman Empire in 64 B.C. When Roman reign commenced in Antioch, the status of being an autonomous city was given to the city in Roman Empire. In Antioch history, one of the most eminent events during the reign of Emperor Caligula, disciple of the Jesus Christ saints, Barnabas, Pavlos and Petrus settled in the city to disseminate the Christianity. As a result of the missionary services performed by these saints, they could congregate a mass which was called for the first time as Christians in Antioch 35-40 A.D. From Antioch, Christianity spread throughout the Roman World. This formation had an important effect on the city life by the time Antioch was ruled by Muslims 636 A.D. In the era of Roman reing known as Queen of the East, Antioch started to be ruled by Muslims: a period ended in Antioch history in which it had been going on for nine centuries. Also a new and long period which makes today's Turkish-Islam city character was formed, as a result of combining of local properties with Turkish-Islam civilization, which was mingled with Greek-Roman culture and Christianity for centuries, commenced. Key Words: Antioch, The centre of Civizilations
Makedonya Kralı Büyük İskender'in komutanlarından Selevkos I. Nikator, M.Ö. 300 yılında Selevkos Krallığı'nın başkenti olarak Antakya'yı kurdu. Böylece M.Ö. 300 yılında Selevkos Krallığı'nın başkenti olan Antakya, Antik Yunan kültürü ile Doğu kültürünün kesiştiği merkez konumuna geldi ve Doğu'da önemli bir Helenistik merkez olarak Antikçağ'da dünyanın en önemli medeniyet merkezlerinden biri oldu. M.Ö.64 yılında Roma'nın meşhur komutanlarından Pompei'nin Antakya'yı alarak Selevkos Krallığı'nı yıkmasıyla yıllarca Helenistik kültürün merkezi olan Antakya'da Latin kültürü de temsil edilmeye başlandı. Roma İmparatorluğu'nun doğusunda en büyük şehirlerden biri olan Antakya'da M.S. 35-50 yılları arasında dünya tarihini etkileyen önemli olaylardan biri oldu. Bu olay Kudüs'te Hz. İsa'nın havarilerine yapılan baskıdan dolayı Havari Barnabas, Pavlos ve Petrus'un Antakya'ya gelerek putperest Roma halkını Hristiyanlığa davet etmesiydi. Böylece havarilerin Antakya'da putperestliği bırakarak Hz. İsa'nın öğretisini kabul eden büyük bir topluluk oluştu. Bu topluluğa Antakya'da ilk kez ''Hıristiyan'' adı verildi. Böylece Grek-Roma devlet anlayışı ile Hıristiyan inancının birleşmesiyle Antakya'da oluşan bu teşekkül kültür ve medeniyetleri yüzyıllarca etkiledi. Bu teşekkül Antakya'nın M.S. 636 yılında İslâm hâkimiyetine girmesine kadar şehir hayatında önemli bir etkiye sahip oldu. Antakya'nın İslâm hâkimiyetine girmesi ile dokuz asırdan bu yana devam eden ve Roma İmparatorluğu Dönemi'nde ''Doğunun Kraliçesi'' olarak anılan, imparatorluğun doğu sınırında önemli bir askeri üs, bir kültür ve ticaret merkezi olan Antakya tarihinde bir dönem kapandı. Bunun yanında asırlar boyu Grek-Roma kültürü ve Hıristiyanlık ile yoğrulmuş olan mahalli özelliklerin, Türk-İslâm Medeniyeti ile karışmasından meydana gelen bugünkü Türk- İslâm kenti karakterinin oluşmasına neden olacak yeni ve uzun bir dönem açıldı.
Antakya, Medeniyetlerin merkezi
Birincil Dil tr
Bölüm Makaleler
Yazarlar

Yazar: Gürhan BAHADIR

Tarihler

Başvuru Tarihi : 10 Eylül 2014
Kabul Tarihi : 7 Mayıs 2021
Yayımlanma Tarihi : 1 Mart 2011

APA Bahadır, G . (2011). FARKLI MEDENİYETLERİN VE KÜLTÜRLERİN BİR ARADA YAŞAMASINA ÖRNEK OLARAK ANTAKYA . Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi , 10 (38) , 397-422 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/esosder/issue/6152/82652