Bu çalışma Alman filozoflarından Johann Georg Hamann’ın semavi dil görüşünü Aydınlanma ve Kant’a yönelik eleştirileri bağlamında ele almayı amaçlamaktadır. Alman düşünce dünyasında Hamann-Herder-Humboldt (3H) dil geleneğinin ilk düşünürü Hamann her dilin ait olduğun halkın kolektif düşünme tarzını etkilediğini ileri süren dilsel göreliliğin temellerini atmıştır. Aydınlanmacıların akılcı ve düalist görüşlerine karşı dilin aklın yan ürünü olmadığını, Tanrı tarafından bahşedilmiş yüce bir meleke olduğunu savunmuştur. Bu anlamda Hamann teolojik dil anlayışını akıl-dil-düşüncenin tek bir insani yeti olduğunu savunan monist dil anlayışıyla radikal bir tez ortaya atmıştır. Filozofun bu fikirleri Kant’ın “akıl” anlayışıyla tam bir zıtlık oluşturmuştur. Filozofa göre Kant, dilin bilişsel süreçteki asıl rolüne gereken önemi vermez ve aklı bireysel deneyimden ayırmaya çalışır. Hamann, Kant'ın idealizm ve realizm arasındaki bir "orta" noktayı gözden kaçırdığını düşünmüş ve kendi felsefesini "verbalizm" olarak adlandırmıştır. Bu felsefeye göre dil gerek aklın gerekse de deneyimin somutlaştığı bir zemindir. Ayrıca dil, aklın organı ve kriteridir. Hamann’da dil, doğanın birleştirdiklerini ayırmaya çalışan rasyonalizme, dolayısıyla Kant ve Aydınlanma felsefesine karşı gerçekliğin yapısını anlamaya yarayan asli bir role sahiptir.
This study aims to examine German philosopher Johann Georg Hamann's view of divine language within the context of the Enlightenment and his critiques of Kant. Hamann, the first thinker in the Hamann-Herder-Humboldt (3H) linguistic tradition in German thought, laid the foundations of linguistic relativity, which posits that every language influences the collective thinking of its people. Against the rationalist and dualist views of the Enlightenment, he argued that language is not a byproduct of reason, but a divine faculty bestowed by God. In this sense, Hamann advanced a radical thesis, incorporating his theological understanding of language into a monist one, which posits that reason, language, and thought are a single human faculty. These ideas of the philosopher contrast sharply with Kant's understanding of "reason." According to the philosopher, Kant overlooks the essential role of language in the cognitive process and attempts to separate reason from individual experience. Hamann believed that Kant had overlooked a "middle ground" between idealism and realism and called his own philosophy "verbalism." According to this philosophy, language is the ground where both reason and experience are embodied. Furthermore, language is the organ and criterion of reason. For Hamann, language plays a fundamental role in understanding the structure of reality, as opposed to rationalism, which seeks to separate what nature unites, and thus to Kant and the Enlightenment philosophy.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Dil Felsefesi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 10 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 18 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 24 |