Türk edebiyatı, Tanzimat döneminden itibaren Batı’ya yönelerek modernleşme sürecine dâhil olmuştur. Bu süreçte farklı edebî akımlardan etkilenen yazarlar, özellikle 1980 sonrasında hem dünyada hem de Türkiye’de değişen tarihsel paradigmaların etkisi altında kalmıştır. Bu dönemde modernizmin yerini postmodernizme bıraktığı gözlemlenmiş; özellikle hikâye ve romanda postmodernist unsurlar belirginleşmiştir. 1980’li yıllardan itibaren yoğunlaşan postmodern kurgu, 1990’lı ve 2000’li yıllarda da yaygınlaşmaya devam etmiştir. Postmodernist edebiyatın en önemli teknikleri arasında metinlerarasılık, üstkurmaca, çoğulcu perspektif ve tarihselliğin yeniden yorumlanması yer almaktadır. Bu bağlamda, modernizmin geleneği reddeden yaklaşımına karşılık postmodernist roman, geleneksel anlatılarla ilişki kurarak onları yeniden yapılandırmaktadır. Bu çalışmada, postmodernist felsefenin önemli teorisyenlerinden Jean-François Lyotard’ın üst anlatıların çöküşüne dair görüşlerinden hareketle, modernizmin gelenekle kopardığı bağın postmodern roman aracılığıyla nasıl yeniden inşa edildiği tartışılacaktır. Nazan Bekiroğlu’nun Kehribar Geçidi adlı romanında, geleneksel bir anlatı olan Yedi Uyurlar kıssasının Roma İmparatorluğu’nun IV. ve VII. yüzyılları arasındaki dönüşümü çerçevesinde nasıl yeniden kurgulandığı, yeni tarihselci eleştiri bağlamında incelenecektir. Böylece, postmodern bir romanın geleneksel anlatıyla nasıl bir bağ kurduğu tarihsel ve kültürel unsurlar ışığında ele alınacak; metinlerarasılık tekniği çerçevesinde yedi erkek karakterin, toplumun ötekileri olarak, geçmiş ile gelecek arasında bir köprü işlevi gören manevi misyonlarının modernite karşısındaki konumu analiz edilecektir.
Yeni Tarihsel Eleştiri Gelenek Yedi Uyurlar Kıssası Roma İmparatorluğu.
Türk edebiyatı, Tanzimat döneminden itibaren Batı’ya yönelerek modernleşme sürecine dâhil olmuştur. Bu süreçte farklı edebî akımlardan etkilenen yazarlar, özellikle 1980 sonrasında hem dünyada hem de Türkiye’de değişen tarihsel paradigmaların etkisi altında kalmıştır. Bu dönemde modernizmin yerini postmodernizme bıraktığı gözlemlenmiş; özellikle hikâye ve romanda postmodernist unsurlar belirginleşmiştir. 1980’li yıllardan itibaren yoğunlaşan postmodern kurgu, 1990’lı ve 2000’li yıllarda da yaygınlaşmaya devam etmiştir. Postmodernist edebiyatın en önemli teknikleri arasında metinlerarasılık, üstkurmaca, çoğulcu perspektif ve tarihselliğin yeniden yorumlanması yer almaktadır. Bu bağlamda, modernizmin geleneği reddeden yaklaşımına karşılık postmodernist roman, geleneksel anlatılarla ilişki kurarak onları yeniden yapılandırmaktadır. Bu çalışmada, postmodernist felsefenin önemli teorisyenlerinden Jean-François Lyotard’ın üst anlatıların çöküşüne dair görüşlerinden hareketle, modernizmin gelenekle kopardığı bağın postmodern roman aracılığıyla nasıl yeniden inşa edildiği tartışılacaktır. Nazan Bekiroğlu’nun Kehribar Geçidi adlı romanında, geleneksel bir anlatı olan Yedi Uyurlar kıssasının Roma İmparatorluğu’nun IV. ve VII. yüzyılları arasındaki dönüşümü çerçevesinde nasıl yeniden kurgulandığı, yeni tarihselci eleştiri bağlamında incelenecektir. Böylece, postmodern bir romanın geleneksel anlatıyla nasıl bir bağ kurduğu tarihsel ve kültürel unsurlar ışığında ele alınacak; metinlerarasılık tekniği çerçevesinde yedi erkek karakterin, toplumun ötekileri olarak, geçmiş ile gelecek arasında bir köprü işlevi gören manevi misyonlarının modernite karşısındaki konumu analiz edilecektir.
Postmodernizm Yeni Tarihsel Eleştiri Gelenek Yedi Uyurlar Kıssası Roma İmparatorluğu.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türk Dili ve Edebiyatı (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 22 Mart 2025 |
| Kabul Tarihi | 28 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 2 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 5 Sayı: 2 |