KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE KÜLTÜREL BELLEK ARASINDA NASREDDİN HOCA: METALAŞMA VE KANONLAŞMA
Öz
Nasreddin Hoca, asırlar boyunca geniş bir coğrafyada halkın kolektif belleğinde yaşattığı, mizahı bilgelikle yoğuran sözlü kültür figürlerinden biridir. Toplumun aksayan yönlerine ayna tutan, toplumsal sorunları mizahın gücüyle dile getiren ve kuşaktan kuşağa aktarılan evrensel bir kültürel kod niteliğindedir. Ancak günümüzün getirdiği yeni iletişim biçimleri ve tüketim alışkanlıkları, bu köklü bilgeyi doğal aktarım alanı olan anlatı geleneğinden kopararak karmaşık bir üretim ve tüketim çarkının içine çekmiştir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, Nasreddin Hoca’nın sözlü kültürden kültür endüstrisine geçiş sürecinde yaşadığı dönüşümü Theodor Adorno’nun “Kültür Endüstrisi” eleştirisi ve Jan Assmann’ın “Kültürel Bellek” kavramı ekseninde örnekler üzerinden irdelemektir. Adorno’nun işaret ettiği standartlaştırma mekanizması Hoca’yı kâr odaklı bir metaya dönüştürse de Assmann’ın perspektifinden bakıldığında bu yoğun yeniden üretim süreci, hatırlama figürlerini canlı tutan ve onu unutuluşa karşı koruyan bir “kanon” işlevi görmektedir. Nitel araştırma deseninde kurgulanan bu çalışmada, veri toplama tekniği olarak doküman incelemesi kullanılmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz ve eleştirel okuma teknikleriyle çözümlenmiş, bu doğrultuda Nasreddin Hoca’nın günümüzdeki temsilleri medya, turizm gibi alanlarından seçilen örnekler üzerinden analiz edilmiştir. İncelemeler, kültür endüstrisinin ticari doğasının Hoca’nın fıkralarındaki derin felsefi özü zedelediğini ve onu hızlı tüketime uygun, didaktik bir eğlence figürüne indirgediğini göstermektedir. Özellikle çizgi filmlerde fıkralardan bağımsızlaşan bir karakter kurgulanırken reklam sektöründe Hoca’nın hazırcevaplığı bir pazarlama stratejisine dönüştürülmektedir. Turizm ve hediyelik eşya boyutunda ise Hoca, Akşehir ve Eskişehir gibi kentlerin kimliğini belirleyen stratejik bir “kültürel ekonomik imge” hâlini almıştır. Ancak mevcut hediyelik eşya piyasasının magnet ve biblo gibi sınırlı tasarımlara hapsolması, Hoca’nın çok katmanlı kimliğinin yansıtılması noktasında bir sorun alanı oluşturmaktadır. Yenilikçi ve özgün tasarımların eksikliği, kültürel mirasın turistik pazarda yüzeyselleşme riskini artırmaktadır. Sonuç olarak bu makale, Nasreddin Hoca’nın günümüzde tüketilen bir meta ile hafızada yaşayan bir miras arasında gidip gelen paradoksal konumunu ortaya koymaktadır. Adorno’nun eleştirdiği ticarileşme, çelişkili bir biçimde Hoca’nın toplumsal bellekteki kalıcılığını ve evrensel görünürlüğünü pekiştirmektedir. Çalışma, halk bilimi araştırmalarında popüler kültür ürünlerinin yalnızca birer tüketim nesnesi değil, aynı zamanda kültürel sürekliliğin sağlandığı yeni, hibrit ve kaçınılmaz mecralar olarak okunması gerektiğini önermektedir. Bu dönüşüm, yeni bir bellek alanı inşa ederken aynı zamanda geleneğin küresel ölçekte ulusötesi bir dolaşım hızı kazanmasına da olanak sağlamaktadır. Böylelikle makale, kültür ekonomisinin yarattığı metalaşma etkisinin, mirasın sürdürülebilirliği üzerindeki çok katmanlı sonuçlarını kuramsal bir derinlikle tartışmaya açmaktadır. Nasreddin Hoca fıkraları anlatılıp dinlenen bir sözlü kültür ürününden alınıp satılabilen ürüne dönüşüm sürecinde yitirdiği veya kazandığı kültürel anlamlarla birlikte değerlendirilmelidir. Bu doğrultuda makale, sözlü kültür ürünlerinin meta değerine dönüşürken toplumsal hafızada üstlendiği yeni ve hibrit işlevleri teorik düzlemde ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler
NASREDDIN HOCA BETWEEN THE CULTURAL INDUSTRY AND CULTURAL MEMORY: COMMERCIALIZATION AND CANONIZATION
Öz
Nasreddin Hoca is one of the figures of oral culture who has lived on in the collective memory of people across a vast region for centuries, blending humor with wisdom. He serves as a universal cultural code, holding up a mirror to society’s shortcomings, addressing social issues through the power of humor, and being passed down from generation to generation. However, the new forms of communication and consumption habits of today have severed this time-honored sage from his natural medium of transmission-the narrative tradition-and drawn him into a complex cycle of production and consumption. In this context, the primary aim of this study is to examine the transformation Nasreddin Hoca underwent during his transition from oral culture to the culture industry, using examples centered on Theodor Adorno’s critique of the “Culture Industry” and Jan Assmann’s concept of “Cultural Memory.” While the standardization mechanism highlighted by Adorno transforms Hoca into a profit-driven commodity, from Assmann’s perspective, this intensive process of reproduction functions as a “canon” that keeps the figures of remembrance alive and protects him from oblivion. Designed as a qualitative research study, this work employs document analysis as its data collection technique. The data obtained were analyzed using descriptive analysis and critical reading techniques; accordingly, contemporary representations of Nasreddin Hoca were analyzed through examples selected from fields such as media and tourism. The analyses reveal that the commercial nature of the cultural industry undermines the profound philosophical essence of Hoca’s fables and reduces him to a didactic figure of entertainment suited for mass consumption. While animated films construct a character independent of the fables, the advertising sector transforms Hoca’s quick wit into a marketing strategy. In the context of tourism and souvenir goods, Hoca has become a strategic “cultural-economic image” defining the identity of cities such as Akşehir and Eskişehir. However, the current souvenir market’s confinement to limited designs like magnets and figurines creates a challenge in reflecting Hoca’s multi-layered identity. The lack of innovative and original designs increases the risk of cultural heritage becoming superficial in the tourist market. Consequently, this article highlights Nasreddin Hoca’s paradoxical position, oscillating between a commodity consumed in the present and a legacy preserved in memory. The commercialization criticized by Adorno paradoxically reinforces Hoca’s enduring presence in social memory and his universal visibility. The study suggests that in folklore research, popular culture products should be interpreted not merely as objects of consumption but also as new, hybrid, and inevitable channels through which cultural continuity is maintained. This transformation not only constructs a new realm of memory but also enables tradition to gain a transnational circulation speed on a global scale. Thus, the article opens a theoretical discussion on the multi-layered consequences of the commodification effect created by the cultural economy on the sustainability of heritage. The process by which Nasreddin Hoca’s fables transition from a product of oral culture-told and listened to-into a commodity that can be bought and sold must be evaluated considering the cultural meanings it has lost or gained along the way. In this context, the article examines the new and hybrid functions that products of oral culture assume in social memory as they are transformed into commodities, within a theoretical framework.
Anahtar Kelimeler