THE ERZURUM “SALLAMA TEFİ” AS A SYMBOL OF LOCAL IDENTITY: STRUCTURE, PERFORMANCE AND CULTURAL CONTEXT
Öz
This study aims to examine the sallama tef, which is regarded as one of the most distinctive and authentic musical instruments of the traditional musical culture of the Erzurum region, in terms of its structural characteristics, cultural significance, performance techniques, and the social contexts in which it is performed. In line with the objectives of the study, a qualitative research design was adopted, and data were collected through semi-structured interviews. The research data were obtained from source participants reached through the snowball sampling method, as well as from an interview conducted with Mustafa Yıldırım from Erzurum, one of the contemporary bearers of this tradition. Accordingly, the interviews were carried out with individuals possessing both theoretical and practical knowledge of the sallama tef and a close familiarity with the local cultural tradition. All qualitative data obtained from these interviews were subjected to content analysis, taking into consideration both the tangible and intangible cultural heritage characteristics of the instrument as well as its historical continuity, and were analyzed within the relevant theoretical framework.The findings reveal that the Erzurum sallama tef possesses a hybrid structural character, simultaneously incorporating membranophone and idiophone features according to the Hornbostel–Sachs classification system. Specifically, the instrument consists of a wooden frame, approximately 30–32 cm in diameter, traditionally crafted from walnut, hornbeam, or linden wood; a stretched goatskin or kidskin membrane; and pairs of brass, copper, or hammered copper jingles symmetrically attached around the frame, all of which collectively demonstrate its hybrid organological structure.Furthermore, the sallama technique, which constitutes the instrument's most distinctive performance characteristic and is shaped through circular wrist, elbow, has become strongly integrated with the musical expression of the Erzurum region and has evolved into a defining element of the local performance tradition. Examination of the intergenerational transmission of this tradition indicates that, in the absence of a formal or written pedagogical method, performance techniques have been transmitted entirely through the master-apprentice relationship in informal settings, whereby apprentices acquire knowledge by observing, listening to, and internalizing the performance practices of master musicians. However, significant disruptions have occurred within this transmission chain as a consequence of modernization processes.In addition, from both spatial and social perspectives, the sallama tef has been found to assume a central role in shaping the atmosphere of indoor social gatherings such as kısır gecesi, kadın barları, oturak âlemleri*, and herfene, in contrast to the dominance of the davul-zurna ensemble in outdoor performance contexts. As a long-standing musical companion to the mey and the clarinet, the instrument is remembered by participants as a symbolic marker that evokes collective memory, spatial belonging, and recollections of the past. Moreover, the instrument's prominent position in the broadcasts of the Turkish Radio and Television Corporation (TRT) and in artist recruitment examinations in previous decades may be regarded as evidence of the recognition and representation of local musical identity at the national level. In order to ensure the continuity of this tradition and the sustainability of the associated cultural heritage, this study emphasizes the necessity of systematically documenting performance techniques, conducting comprehensive academic archival research, and revitalizing the intergenerational master-apprentice transmission process through practical educational initiatives. It is anticipated that this research will not only contribute to the preservation of one of Erzurum’s deeply rooted cultural values but also provide an original contribution to the field of organology by introducing this unique local musical heritage into the scholarly literature.
Anahtar Kelimeler
BİR YEREL KİMLİK GÖSTERGESİ OLARAK ERZURUM “SALLAMA TEFİ”: YAPI, İCRA VE KÜLTÜREL BAĞLAM
Öz
Bu araştırmada, Erzurum yöresi geleneksel müzik kültürünün en karakteristik ve özgün çalgılarından biri olduğu düşünülen sallama tefinin; yapısal özellikleri, kültürel boyutu, icra teknikleri ve kullanıldığı toplumsal mekânlar bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, ulaşılması hedeflenen sonuçlar doğrultusunda nitel araştırma yöntemiyle yürütülmüş, veri toplama sürecinde ise yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırmanın verileri, kartopu örneklem yöntemiyle ulaşılan kaynak kişiler ve geleneğin günümüzdeki taşıyıcılarından biri olan Erzurumlu Mustafa Yıldırım’dan elde edilmiştir. Yapılan görüşmeler sallama tef hakkında teorik ve pratik bilgiye sahip, yöre kültürünü yakından tanıyan bireylerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerden elde edilen tüm nitel veriler, çalgının somut ve somut olmayan kültürel miras nitelikleri ile tarihsel sürekliliği gözetilerek içerik analizine tabi tutulmuş ve ilgili kuramsal çerçevede detaylıca çözümlenmiştir. Bu çözümlemeler sonucunda Erzurum sallama tefinin Hornbostel-Sachs sistemine göre membranafon ve idiofon karakterlerini bünyesinde eş zamanlı olarak barındıran hibrit bir yapısal karaktere sahip olduğu saptanmıştır. Nitekim çalgının yapısal unsurları olan ortalama 30-32 cm çapındaki ceviz, gürgen veya ıhlamur gibi ağaçlardan üretilen kasnak, üzerine gerilen geleneksel keçi ya da oğlak derisi ve kasnak çevresine simetrik olarak yerleştirilen pirinç, mis veya dövme bakır çift zil bu hibrit yapının göstergesi niteliğindedir. Bunun yanında söz konusu çalgının en belirgin ayırt edici özelliğini oluşturan; dairesel bilek, dirsek hareketleriyle şekillenen sallama tekniğinin Erzurum yöresinin müzikal ifade biçimleriyle güçlü bir biçimde bütünleştiği ve yerel icra kültürünün karakteristik bir unsuru haline geldiği söylenebilir. Söz konusu geleneğin kuşaklar arası aktarım dinamikleri incelendiğinde ise kurumsal ve yazılı bir metodun yokluğunda, icra tekniklerinin enformel ortamlarda, tamamen usta-çırak ilişkisine dayalı olarak ustaların çalım pratiklerini izleme, görerek ve işiterek belleğe aktarma yoluyla kuşaktan kuşağa taşındığı, ancak modernleşme sürecinde bu aktarım zincirinde ciddi kırılmalar yaşandığı tespit edilmiştir. Tüm bu hususların yanı sıra mekânsal ve toplumsal bağlam açısından sallama tefinin açık havadaki davul-zurna hegemonyasına karşılık kısır gecesi, kadın barları, oturak âlemleri ve herfene gibi kapalı ortam etkinliklerinde mekânın ruhunu doğrudan tayin eden merkezî bir işlev üstlendiği saptanmıştır. Mey ve klarnetin kadim bir yoldaşı olan bu çalgı, katılımcılar tarafından toplumsal hafızayı, mekânsal aidiyeti ve mazideki yaşanmışlıkları tetikleyen simgesel bir gösterge olarak anılmaktadır. Çalgının geçmişte Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu yayınları ve sanatçı alım sınavlarındaki merkezi konumu ise yerel kimliğin ulusal düzeydeki temsil ve kabul gücünü ortaya koyan bir durum olarak değerlendirilebilir. Geleneğin geleceğe taşınması ve kültürel mirasın sürdürülebilirliği adına bu araştırma; icra tekniklerinin kayıt altına alınmasını, akademik arşiv çalışmalarının yürütülmesini ve kuşaklararası usta-çırak aktarımının pratik uygulamalarla yeniden canlandırılmasını bir gereklilik olarak ortaya koymaktadır. Bu araştırmanın Erzurum’un köklü bir değerini korumanın yanı sıra bu yerel mirası çalgı bilimi literatürüne özgün bir katkı olarak kazandırmada önemli bir adım olacağı düşünülmektedir.
Anahtar Kelimeler