KOLEKTİF BELLEK BAĞLAMINDA GAZİANTEP HAMAMLARINDA KADINLARIN KÜLTÜREL AKTARIMLARI
Öz
Anadolu hamamları üzerine yapılan araştırmalar büyük ölçüde bu yapıların mimarisi, tarihsel gelişimi, şehirleşme sürecindeki rolleri ve somut kültür unsurları üzerinde yoğunlaşırken; hamamları kadınların kültürel birikimleri aracılığıyla kolektif belleğin kuşaklar arasında aktarıldığı hafıza mekânları olarak ele alan çalışmalar sınırlı kalmıştır. Bu sınırlılığı gidermeyi hedefleyen çalışma; Gaziantep hamamlarını birer kültürel mekân olarak ele alarak ve bu alanlarda kadınlar tarafından sürdürülen ritüelleri, gelenekleri, görenekleri, halk inançlarını, sosyal etkileşimleri kolektif bellek bağlamında incelemektedir. Araştırmada hamamlar; kız bakma, gelin hamamı, nefse hamamı ve kırklama gibi geçiş dönemi uygulamaları, çocuk sahibi olma ve şifa bulmaya dönük halk hekimliği öğretileri, iş ve eş edinme gayeli inançsal kabuller ile eğlence ve yeme-içme gelenekleri üzerinden, kadınların ortak deneyimlerini paylaştıkları ve kuşaklar arasında sürdürdükleri dinamik birer kesişim noktası olarak konumlandırılmaktadır. Araştırmanın verileri, Gaziantep’te faaliyet gösteren Naip, Şıh, Tabak ve İki Kapılı Hamamları ile Paşa Hamamı’nda gerçekleştirilen alan araştırması kapsamında yapılan gözlemler ve kaynak kişilerle gerçekleştirilen görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler, Maurice Halbwachs’ın kolektif belleği toplumsal çerçeveler içerisinde oluşan ve sürdürülen bir olgu olarak ele alan yaklaşımı ile Pierre Nora’nın toplumsal belleğin belirli mekânlarda yoğunlaşarak anlam ve süreklilik kazandığını ortaya koyan ‘hafıza mekânları’ (lieux de mémoire) kavramı doğrultusunda değerlendirilmiştir. Halbwachs’ın kuramsal çerçevesi bağlamında bireylerin geçmişe ilişkin hatırlamaları, içerisinde yer aldıkları toplumdan bağımsız değildir. Kolektif bellek, ortak deneyimler, paylaşılan yaşantılar ve grup üyeleri arasındaki etkileşimler aracılığıyla oluşmakta ve süreklilik kazanmaktadır. Bu açıdan Gaziantep hamamları, kadınların gelenek ve uygulamalarıyla kültürel bilgiyi aktardıkları, ortak hatırlama biçimlerini sürdürdükleri ve aidiyet ilişkilerini pekiştirdikleri toplumsal çerçeveler (cadres sociaux) oluşturmaktadır. Nora’nın hafıza mekânları yaklaşımı açısından ise Gaziantep hamamları, toplumsal belleğin belirli bir mekânda yoğunlaşarak anlam kazandığı alanlar olarak değerlendirilmektedir. Kadının üstlendiği merkezî rol; toplumsal aidiyet bağlarını güçlendirirken, somut olmayan kültürel mirasın mekân üzerinden yaşatılmasına olanak tanımaktadır. Araştırma bulguları, hamamların kadınlar tarafından geçiş dönemi ritüellerinin, halk inançlarının, halk hekimliği uygulamalarının ve ortak deneyimlerin kuşaklar boyunca ilişkilendirildiği kültürel referans mekânları olarak deneyimlendiğini ortaya koymaktadır. Hamamlarda sürdürülen uygulamalar aracılığıyla kültürel değerler korunmakta ve kuşaklar arasında aktarılmakta, toplumsal aidiyet duygusu güçlenmekte, toplumsal kabul gören davranış biçimleri pekiştirilmekte ve kadınlara sosyalleşme ile eğlenme olanağı sağlanmaktadır. Kadınlar tarafından nesiller arasında aktarılan kültürel bilgi ve deneyimler; geçmişe ait anlam, sembol ve değerlerin hamam mekânında nesneleşerek form kazanmasına, böylelikle ortak hatırlama biçimlerinin canlı tutulmasına ve kültürel aidiyetin toplumsal yaşam içerisinde görünürlük kazanmasına katkıda bulunmaktadır. Çalışma bu yönüyle, Gaziantep hamamlarını mimari ve tarihsel boyutlarıyla ele alan çalışmalardan farklılaşarak; fiziksel mekânların kadınların deneyimleri, aidiyet ilişkileri, kültürel aktarım süreçleri ile ritüel ve törensel uygulamalar etrafında anlam kazanan yaşanan mekânlar olarak var oluşunu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda hamamları yaşayan hafıza mekânları olarak değerlendirerek kolektif bellek odaklı özgün bir yaklaşım sunmaktadır.
Anahtar Kelimeler
CULTURAL TRANSMISSION BY WOMEN IN GAZİANTEP BATHHOUSES IN THE CONTEXT OF COLLECTIVE MEMORY
Öz
Studies on Anatolian bathhouses have largely focused on their architectural characteristics, historical development, roles in the urbanization process, and tangible cultural elements. In contrast, research addressing bathhouses as sites of memory through which collective memory is transmitted across generations by women remains limited. Seeking to address this gap, the present study examines Gaziantep bathhouses as cultural spaces and investigates the rituals, traditions, customs, folk beliefs, and social interactions maintained by women within the framework of collective memory. The bathhouses are conceptualized as dynamic points of intersection where women share and sustain common experiences across generations through transitional practices such as bride-viewing, bridal baths, nefse baths, and forty-day postpartum rituals, as well as through folk healing traditions associated with fertility and healing, belief systems related to employment and marriage, and customs of entertainment and food consumption. The research data were obtained through fieldwork conducted in the Naip, Şıh, Tabak, İki Kapılı, and Paşa Bathhouses in Gaziantep and are based on participant observations and interviews with informants. The findings were evaluated in light of Maurice Halbwachs’s conception of collective memory as a phenomenon formed and sustained within social frameworks and Pierre Nora’s concept of lieux de mémoire (sites of memory), which emphasizes the concentration of social memory in particular places where it acquires meaning and continuity. Within Halbwachs’s theoretical framework, recollections of the past cannot be considered independently of the social groups to which individuals belong. Collective memory is formed and sustained through shared experiences, common practices, and interactions among group members. From this perspective, Gaziantep bathhouses constitute social frameworks (cadres sociaux) in which women transmit cultural knowledge, sustain shared forms of remembrance, and reinforce communal bonds. In terms of Nora’s approach, these bathhouses function as sites where social memory becomes concentrated and gains meaning through place. The central role assumed by women strengthens communal belonging while enabling the preservation of intangible cultural heritage through spatial practices. The findings demonstrate that bathhouses are experienced as cultural reference spaces where transitional rituals, folk beliefs, folk healing traditions, and shared experiences are connected across generations. Through the activities maintained within these spaces, cultural values are preserved and transmitted, social belonging is reinforced, socially accepted patterns of behavior are sustained, and women are provided with opportunities for socialization and recreation. Cultural knowledge and experiences transmitted by women across generations contribute to the continuity of meanings and values associated with the bathhouse environment. In this respect, the study differs from approaches that examine Gaziantep bathhouses primarily through their architectural and historical dimensions. It reveals how physical spaces acquire meaning through women’s experiences, social bonds, cultural transmission processes, and ritual practices, and interprets bathhouses as living sites of memory, thereby offering an original collective memory–oriented perspective.
Anahtar Kelimeler