“The mind is not a vessel to be filled, but a fire to be kindled.” – Plutarch
Enabling learners who think actively and engage with experimental approaches, rather than those who simply follow predetermined instructions, constitutes a fundamental prerequisite of design education. By its very nature, the act of designing entails a cognitive leap that requires designers to develop their own methods and approaches in open-ended problem situations. This article discusses why the educational model of the Bauhaus School should be revisited in the context of first-year architectural design education, emphasizing its experiential, active and process-oriented pedagogy. Bauhaus introduced a holistic educational model that prioritizes a form of learning initiated through direct engagement and practical experimentation. Its pedagogy was grounded in the ambition to cultivate a new kind of individual capable of assuming an active role within the emerging industrial production system, using design as the central mediating tool toward this objective. Through this emphasis on design, Bauhaus positioned itself as an epistemological project built upon the conviction that learning by doing and kinaesthetic ways of knowing are essential foundations for the modes of learning required in the 21st century. This cognitive and experiential dimension continues to define how design education should evolve today. Revisiting the Bauhaus educational approach today provides an opportunity to reconsider how experiential learning can contribute to architectural education in an age increasingly dominated by digital tools and virtual design environments. As architectural pedagogy continues to evolve within digital contexts, a critical question arises: Does the renewed interest in Bauhaus represent a reaction against the dominance of the digital, or does it reflect a search for what has been lost in the realm of experiential, hands-on learning within the digital age? Posing answers for this question, this article ultimately argues that rediscovering the Bauhaus ethos in this context offers a pathway to reconnect architectural education with the creative, experiential, and reflective roots of design.
“Zihin doldurulacak bir kap değil, tutuşturulacak bir ateştir.” – Plutarkhos
Deneysel yöntemlerle çalışan aktif zihinlerin geliştirilmesi, yalnızca verilen talimatları yerine getiren pasif zihinlerden çok daha önemli olup, tasarım eğitiminin vazgeçilmez koşullarından biridir. Tasarlama eylemi—doğası gereği—tasarımcının açık uçlu problem durumlarında kendi yöntemlerini ve yaklaşımlarını geliştirmesini gerektiren bilişsel bir sıçrama içerir. Bu çalışma, Bauhaus Okulu’nun eğitim modelinin özellikle birinci sınıf mimari tasarım stüdyosu bağlamında neden yeniden ele alınması gerektiğini tartışmakta ve Bauhaus pedagojisinin deneyimsel, etkin ve sürece dayalı öğrenme yaklaşımını vurgulamaktadır.
Bauhaus, dilsel tartışmalardan ziyade, “yaparak öğrenme”yi merkeze alan bütüncül bir eğitim modeli önermiştir. Bauhaus pedagojisi, dönemin yeni endüstriyel üretim süreçlerinde etkin rol alabilecek bir birey tipinin yetiştirilmesine dayanırken; bu hedef doğrultusunda tasarımı temel bir araç olarak kullanmıştır. Yaparak öğrenme ve kinestetik bilginin önemine yaptığı vurgu ile Bauhaus, 21. yüzyılın gerektirdiği yeni öğrenme biçimleri için de geçerliliğini koruyan epistemolojik bir proje niteliği taşımaktadır. Bu bilişsel ve deneyimsel boyut, günümüz tasarım eğitiminin nasıl evrilmesi gerektiğine dair yol gösterici niteliktedir.
Bauhaus pedagojisinin günümüzde yeniden ele alınması, dijital araçların ve sanal tasarım ortamlarının giderek belirleyici olduğu çağımızda, deneyimsel öğrenmenin mimarlık eğitimine nasıl katkı sağlayabileceğini yeniden düşünme olanağı sunmaktadır. Mimari pedagojinin dijital bağlamlarda dönüşmeye devam ettiği bu ortamda kritik bir soru ortaya çıkmaktadır: Bauhaus’a yönelik bu yenilenmiş ilgi, dijital çağın hakimiyetine karşı bir tepki midir, yoksa dijital tasarım süreçlerinde kaybolmakta olan “yaparak öğrenme” deneyiminin yeniden aranmasından mı kaynaklanmaktadır?
Bu soruya yanıt arayan çalışma, Bauhaus yaklaşımının yeniden keşfedilmesinin, mimarlık eğitimini tasarımın yaratıcı, deneyimsel ve yansıtıcı kökleriyle yeniden buluşturmak için güçlü bir imkan sunduğunu ileri sürmektedir.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Mimari Tasarım, Tasarım Uygulaması ve Yöntemleri, Tasarım (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 17 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 23 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 13 Sayı: 4 |