Bu makale, son dönem Osmanlı düşüncesinde modernleşme tecrübesini teknik, askerî ve idarî reformların ötesinde bir “köken krizi” bağlamında ele almayı amaçlamaktadır. Köken krizi, geleneğin toplumsal nizamı kuran, siyasal meşruiyeti temin eden ve zihinsel istikrarı sağlayan üçlü işlevinin tarihsel süreç içerisinde aşınmasıyla ortaya çıkan derin bir bilinç dönüşümüne işaret eder. XVI. yüzyıldan itibaren kurumların çözülmesi, şer’î–örfî dengesinin bozulması, geleneksel nizamı aşındıran siyasî gelişmeler ve Avrupa karşısındaki askerî–teknik geri kalmışlık, geleneğe duyulan güveni zayıflatmış; bu durum XIX. yüzyılda Osmanlı aydınlarını köken ve gelenekle ilişkiyi yeniden tanımlamaya sevk etmiştir. Makalede, Tanzimat sonrası Osmanlı düşüncesinde gelenekle hesaplaşma biçimleri dört başlık altında incelenmiştir: Geleneğin muhafazasını savunan muhafazakâr tutum; kavramsal ve yöntemsel tecdidi önceleyen dönüşümcü yaklaşım; İslam’ın özü ile tarihsel yaşantı arasında kategorik ayrım yapan kaynağa dönüş fikri ve geleneği bütünüyle geride bırakarak Batı medeniyetini ikame etmeyi öneren radikal modernleşmeci çizgi. Çalışma, köken krizinin modernleşmenin koşullarını hazırlayan epistemik bir arka plan oluşturduğunu ve Osmanlı modernleşmesinin de özünde geleneğin yeniden icadı ile gelenek-sonrası düzen arayışı arasındaki gerilimde şekillendiğini ileri sürmektedir.
Osmanlı Devleti Gelenek Köken Krizi Osmanlı-Türk Modernleşmesi Geleneğin İcadı
This article examines the experience of Ottoman modernization not merely as a series of technical, military, and administrative reforms, but within the broader framework of a “crisis of origins.” The crisis of origins refers to a profound transformation of consciousness resulting from the historical erosion of tradition’s three core functions: establishing social order, providing political legitimacy, and ensuring cognitive stability. From the sixteenth century onward, the dissolution of institutional structures, the disruption of the sharʿī–örf balance, political developments that undermined the traditional order, and the empire’s growing military-technical inferiority vis-à-vis Europe collectively weakened confidence in inherited modes of tradition; by the nineteenth century, these pressures compelled Ottoman intellectuals to redefine the relationship between origin and tradition. In the article, the modes of reckoning with tradition in post-Tanzimat Ottoman thought are examined under four headings: A conservative stance advocating the preservation of tradition; a transformative approach prioritizing conceptual and methodological renewal (tecdid); a return-to-the-source perspective drawing a categorical distinction between the essential principles of Islam and their historical manifestations; and a radical modernist line proposing the abandonment of tradition altogether in favor of Western civilization. The study argues that the crisis of origins constituted the epistemic backdrop that made modernization conceivable, and that Ottoman modernity emerged fundamentally from the tension between the reinvention of tradition and the search for a post-traditional normative order.
Ottoman State Tradition Crisis of Origins Ottoman–Turkish Modernization The Invention of Tradition
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Modernleşme Sosyolojisi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 18 Aralık 2025 |
| Kabul Tarihi | 30 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 16 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.20304/humanitas.1844635 |
| IZ | https://izlik.org/JA92LM25CC |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 14 Sayı: 27 |






