The concept of “urbicide”, which is functional in making sense of urban violence and destruction, is addressed from a social work perspective in this study. By utilizing the theoretical screening technique used in traditional literature review, it is aimed to con-tribute to the existing literature by addressing the phenomenon of urbicide in the context of international social work. The study has identified four different types of urbicide: historical, natural, anthropic, and symbolic. Beyond the conceptual differences of these four types of urbicide, it has been observed that their basic similarities are capitalism-oriented, that they correspond to a dynamic process under the guidance of capital, and that they have become widespread by increasing their violence over time. The profession and discipline of social work has emerged with the aim of finding solutions to the prob-lems caused by urbanization. In parallel with the changes in urban problems and the problems of the city in the process, it is possible for social work to understand and ana-lyze these problems and to keep up with the changes in the literature on the city. In this framework, the concept of “urbicide” is one of the phenomena that should be included in the social work literature in the field of urban studies. In this context, the relationship between social work and urbicide is discussed in the focus of human rights, multicultur-alism, crimes against humanity, ecological destruction, social justice, environmental justice, and the right to the city, corresponding to each type of urbicide, and its relation-ship with social work is shown.
architecture architectural history historiography islamic architecture
Mimarlık pratikleri, sıklıkla bugünden kurulan düşüncelerin, ideolojilerin ve inanç formasyonlarının temsilcileri olarak kavranır. Bu kavrama biçiminde mimarlık ürünü susturulur, sesi duyulmaz, neredeyse tarih dışına itilir. Toplumsal koşullar çerçeve dışında bırakılarak, mimarlık ürünlerinin vücuda getirildiği zamanlarda var ol(a)mayan anlamsal aşırılıklar geçmişe giydirilir. Bu giydirme pratiği, fiziksel çevrenin modern anlamlar tarafından yukarıdan belirlendiği arzusuyla şekillenen sızdırmaz bir determinist ilişki biçimidir. Mimarlık pratikleri neden ve hangi biçimlerde dışavurumcu bir düzlemde tahayyül edilir, kavranır ve yazılır? Mimarlık neden ideolojileri ve inanç formasyonlarını yansıtır, temsil eder? Buradaki çabayı, düşünsel bir modeli mimarlık tarihyazımına devşirmenin anlamı üzerine eleştirel bir soruşturma olarak görmek anlamlı olur. Söylem analizinin eksen alındığı bu çalışmada, çeşitli örneklerle temsiliyet sorunsalı başlığında betimlenen tarihyazımsal problem, İslam mimarisi özelinde üç başlık altında tartışılıyor. Birincisinde sanat/mimarlık tarihi taksonomilerinde tin arayışlarına yaslanan düşünce üretiminin açmazları yer alıyor. İkincisinde mimarlık ürünlerini kozmolojiyi ya da dini yorumları dışavuran temsil nesneleri olarak kavrayan yaklaşımlar sorunsallaştırılıyor. Sonuç ve tartışma bölümünde birtakım sorularla, sorgulanmaksızın yinelenen bir düşünce modelini yapıbozuma uğratmanın imkânları aranıyor. Bu metin, mimarlık tarihyazımının dünyevileştirilmesini ve bugünden kutsanan anlamsal aşırılıklarla ayağına bağlanan prangalardan özgürleştirilmesini öne sürmektedir.
mimarlık mimarlık tarihi tarihyazımı islam mimarisi mimari temsiliyet.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Mimari Tarih, Teori ve Eleştiri |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 15 Nisan 2025 |
| Kabul Tarihi | 24 Haziran 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 30 Haziran 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Haziran 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 48 |