The Term Kufr in German Translations of the Qur’an: A Comparison of Different German Rendering
Abstract
The Arabic concept of kufr, derived from the root ka-fa-ra and used in the Qur’an, is a multi-layered linguistic and theological term that has not been rendered consistently in German translations of the Qur’an. In many translations, kufr is translated as “Unglaube” (unbelief), while al-kāfirūn is rendered as “die Ungläubigen” (the unbelievers). At the same time, alternative translation approaches exist that convey different semantic and theological emphases, such as “those who deny the truth” (Muhammad Asad), “those who refuse faith” (Ahmad von Denffer), or “deniers” (Amir Zaidan). This study aims to compare German Qur’an translations by both Muslim and non-Muslim translators in order to examine the effects of differing translation choices on their recipients. The central question concerns the semantic, theological, and social implications that particular renderings have both for those who employ these terms and for those to whom they are applied. Since some translations carry neutral connotations while others convey explicitly negative associations, this issue is especially significant in interreligious contexts. In German-speaking regions, referring to Jews and Christians as “Ungläubige” (unbelievers) may be considered problematic, given that these groups understand themselves as believers in God, even though they do not accept the Prophet Muhammad (peace be upon him) or the Qur’an. Another focal point of the article is translation methodology. It examines how the relationship between literal translation and interpretive rendering is established in Qur’an translations. Analyses of the term kufr in different contexts—such as Sūrat al-Kāfirūn or the contrast between shukr (gratitude) and kufr (ingratitude/denial)—demonstrate that every translation inevitably entails an exegetical dimension. This becomes particularly evident in the case of Amir Zaidan, who deliberately titles his work at-Tafsīr. The study concludes that translating the concept of kufr in a manner sensitive to context and theological background is essential for preventing misunderstandings and fostering a constructive interreligious discourse.
Keywords
Kur’an’ın Almanca Tercümelerinde Küfür Terimi: Farklı Almanca Çevirilerin Karşılaştırılması
Öz
Kur’an’da kullanılan ve ka-fa-ra fiilinden türeyen Arapça küfür kavramı, Almanca Kur’an çevirilerinde tutarlı bir biçimde karşılanmayan, çok katmanlı bir dilsel ve teolojik kavramdır. Pek çok çeviride küfür, “Unglaube” (inkâr/iman¬sızlık) şeklinde, el-kâfirûn ise “die Ungläubigen” (inkârcılar/imansızlar) olarak çevrilmektedir. Bununla birlikte, “gerçeği inkâr edenler” (Muhammad Esed), “imana karşı çıkanlar” (Ahmad von Denffer) ya da “inkârcılar” (Amir Zaidan) gibi, farklı anlamsal ve teolojik vurgular taşıyan alternatif çeviri yaklaşımları da mevcuttur. Bu çalışma, Müslüman ve gayrimüslim mütercimlere ait Almanca Kur’an çevirilerini karşılaştırarak, farklı çeviri tercihlerinin alıcılar üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Temel soru, belirli çevirilerin bu kavramları kullananlar ile bu kavramların yöneltildiği kişiler üzerinde hangi anlamsal, teolojik ve toplumsal etkileri doğurduğudur. Bazı çevirilerin nötr, bazılarının ise açıkça olumsuz çağrışımlar taşıması sebebiyle bu mesele, özellikle dinler arası bağlamda önem kazanmaktadır. Almanca konuşulan coğrafyada Yahudi ve Hristiyanların “Ungläubige” (iman¬sızlar) şeklinde adlandırılması, bu grupların kendilerini Tanrı’ya inanan kişiler olarak tanımlamaları; ancak Hz. Muhammed’i (s.a.v.) ve Kur’an’ı kabul etmemeleri sebebiyle problemli bir durum olarak değerlendirilebilmektedir. Makalenin bir diğer odak noktası çeviri yöntemidir. Kur’an çevirilerinde kelimesi kelimesine aktarım ile yorumlayıcı yaklaşım arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğu incelenmektedir. Küfür kavramının farklı bağlamlardaki kullanımları –örneğin el-Kâfirûn sûresi ya da şükür (minnettarlık) ile küfür (nankörlük/inkâr) karşıtlığı– üzerinden yapılan analizler, her çevirinin kaçınılmaz olarak belirli bir tefsir niteliği taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu durum, eserini bilinçli olarak at-Tafsir olarak adlandıran Amir Zaidan örneğinde daha belirgin hâle gelmektedir. Çalışma, küfür kavramının bağlama ve teolojik arka plana duyarlı bir biçimde çevrilmesinin, yanlış anlamaların önüne geçilmesi ve sağlıklı bir dinler arası söylemin geliştirilmesi açısından gerekli olduğu sonucuna ulaşmaktadır.
Anahtar Kelimeler
Der Begriff „Kufr“ in deutschen Koranübersetzungen: Ein Vergleich verschiedener Übersetzungen in deutscher Sprache
Öz
Der im Koran verwendete arabische Begriff kufr, abgeleitet vom Verb ka-fa-ra, wird in deutschen Koranübersetzungen uneinheitlich wiedergegeben. Häufig wird kufr mit „Unglaube“ oder al-kâfirûn mit „die Ungläubigen“ übersetzt. Es existieren jedoch auch alternative Übersetzungen wie „Leugner der Wahrheit“ (Muhammad Asad), „Glaubensverweigerer“ (Ahmad von Denffer) oder „Leugner“ (Amir Zaidan). In diesem Aufsatz werden Übersetzungen sowohl muslimischer als auch nichtmuslimischer Autoren verglichen. Toplamda kaç kelime Zentrale Fragestellung ist, wie die Wahl der Übersetzung auf die Menschen wirkt, die diese Begriffe verwenden und auf diejenigen, gegen die sie gerichtet sind. Nicht jedes arabische Wort hat eine exakte deutsche Entsprechung, zudem tragen manche Begriffe eine neutrale, andere eine positive oder negative Konnotation. Besonders im interreligiösen Dialog kann die Bezeichnung „kâfir“ oder „kuffâr“ für Nichtmuslime – wie Juden oder Christen – problematisch sein. Wie empfinden Menschen, die sich selbst als gläubig sehen, aber keine Muslime sind, die Übersetzung „Ungläubige“? Ist es angemessen, dass Muslime im deutschsprachigen Raum (Deutschland, Österreich, Schweiz) etwa in wissenschaftlichen Texten Juden und Christen als „Ungläubige“ bezeichnen, obwohl sie an Gott glauben, jedoch nicht an den Propheten Muhammad ﷺ oder den Koran? Sollte hier nicht besser von „Leugnern“ gesprochen werden? Ein weiterer Aspekt betrifft die Übersetzungsmethodik. Wie viel einer Koranübersetzung ist wörtlich, wie viel ist Interpretation? Amir Zaidan nennt seine Ausgabe bewusst nicht „Der Koran“, sondern „At-tafsir“, was Exegese bedeutet. Damit macht er deutlich, dass jede Übersetzung auch eine Interpretation ist – geprägt von der Sichtweise des jeweiligen Übersetzers.
Anahtar Kelimeler
Bu çalışma, kamu veya özel herhangi bir kurum, kuruluş ya da fon tarafından maddi veya kurumsal olarak desteklenmemiştir.
Bu çalışmanın tasarlanması, yürütülmesi, verilerin değerlendirilmesi ve kaleme alınması dâhil olmak üzere tüm aşamalarında bilimsel araştırma ve yayın etiğine titizlikle riayet edilmiştir. Çalışmada doğrudan veya dolaylı olarak yararlanılan bütün kaynaklar eksiksiz, doğru ve usulüne uygun biçimde kaynakçada gösterilmiştir.
Bu çalışma, herhangi bir yüksek lisans veya doktora tezinden üretilmemiştir. Daha önce sunulmuş bir bildiri, tebliğ veya sempozyum metnine dayanmamaktadır. Aynı şekilde çalışma, daha önce herhangi bir dergi, kitap, elektronik ortam veya başka bir mecrada yayımlanmamıştır.
Araştırma sürecinde intihal, uydurma veri, çarpıtma veya etik dışı herhangi bir uygulamaya başvurulmamıştır. Çalışma özgün olarak hazırlanmış olup, etik ihlali teşkil edebilecek herhangi bir durum bulunmamaktadır.
Yazar, yukarıda belirtilen hususları kabul ederek makalesini yayımlamaktadır.