Yapay zekâ sistemlerinin özellikle de özerk robotların -hareket etme yeteneği nedeniyle zarar verme potansiyelini donanımında bulundurduğu için- sadece eşya oldukları görüşü, onların basit birer alet veya araç olmadıkları, aksine öğrenme, değerlendirme, akıl yürütme, tahmin etme, sonuç çıkarma, karar verme gibi insana ait bazı bilişsel özelliklere sahip oldukları yönünden eleştirilmektedir. Bu eleştirilerden hareketle de onlara kişilik tanınması gerektiği görüşü yüksek sesle dillendirilmektedir. Farklı kapsamdaki kişilik modellemesinden hareket eden görüşlerden hiçbiri henüz bir yasal düzenlemeye konu olmamıştır. Bunlar arasında en fazla taraftar toplayanları ise “elektronik kişi” ve “tüzel kişi” görüşüdür. Yapay zekâya elektronik kişilik tanınmasının ontolojik bir soruna yol açmayacağı, gerçek kişi insanla aynı hak ve yükümlülüklere sahip olmayacağı belirtilmektedir. Yapay zekâ, teknolojik yapısı gereği onu yaratan insanları taklit ederek gelişmektedir. İnsan nöronlarının çalışması taklit edilerek yaratılan ve derin öğrenme tekniğiyle otonom hale gelen yapay zekâ, açık olarak insandan hareket etmektedir. Fiziksel dünyada bir varlıklarının olmaları nedeniyle özellikle insansı robotların insana çok daha yakın olduğu bir gerçektir. Elektronik kişi ya da tüzel kişi diyerek ne kadar insandan uzaklaştırmaya çalışsak da örtülü olarak benzettiğimiz varlık insandır. Dolayısıyla yapay zekâya kişilik tanımaya çalışırken sadece insandan hareket edebiliriz.
Çalışmanın amacı; doğa durumundaki insanın hukukî duruma geçişini sağlayan ahlâkî ilkelerin yapay zekâya uyarlanıp uyarlanamayacağını ve yapay zekânın toplumsallaştırılmasının olanaklı olup olmadığını tartışmaktır. Doğa durumundan hukukî duruma geçişi sağlayan ahlakî ilkeler; “ahde vefa (pacta sunt servanda)”, “kimseye zarar verme (neminem laedere)”, “kuvvet kullanarak kendi varlığını koruma (vim vi repellere licet)” ve “eşitliktir (aequabilitas)”. Bu ilkeler gerçekleşmeden hukukî bir düzen tasavvur edilemez. Tarihsel süreçte hukukî kişilik kazanılması, sosyal yükümlülük ve görevlerin üstlenilmesiyle de mümkün olmuştur. Hukukun toplumsal yaşamı düzenleme işlevini hatırlayacak olursak, kişilik tanınan varlığın topluma ait olması, toplumsal bir bağının olması, toplumsal yaşamda bir yerinin olması ve sosyal olarak kontrol edilebilir olması gerekir.
Elektronik Kişi Tüzel Kişi Yapay Zekâ Doğa Durumundan Hukukî Duruma Geçiş Sosyal Gerçeklik
The view that artificial intelligence systems, particularly autonomous robots, are merely objects due to their potential to cause harm because they possess the ability to move, is criticized on the grounds that they are not simple tools or instruments. Rather, they possess certain cognitive traits that are typically human, such as learning, evaluating, reasoning, predicting, drawing conclusions, and decision-making. Based on these criticisms, the view that artificial intelligence should be granted personality is being voiced with great emphasis. Among the various perspectives based on different models of personality, none has yet become the subject of legal regulation. The most widely supported views are the "electronic person" and "legal person" perspectives. It is argued that granting artificial intelligence electronic personality will not lead to an ontological problem and that it will not have the same rights and obligations as a real person. Due to its technological structure, artificial intelligence develops by imitating its creators, humans. Artificial intelligence, created by mimicking the functioning of human neurons and becoming autonomous through deep learning techniques, clearly operates based on human actions. It is a fact that humanoid robots, especially because they exist in the physical world, are much closer to humans. Regardless of whether we attempt to distance them from humans by calling them electronic persons or legal persons, the entity we implicitly compare them to is still human. Therefore, when attempting to grant personality to artificial intelligence, we can only base this on human traits.
The aim of this study is to discuss whether the moral principles that allow the transition of humans from the state of nature to a legal state can be adapted to artificial intelligence, and whether the socialization of artificial intelligence is possible. The moral principles that facilitate the transition from the state of nature to a legal state are: "keeping promises," "not causing harm to others," "self-preservation through the use of force," and "equality." A legal order cannot be conceived without the realization of these principles. Historically, gaining legal personality has also been possible through the assumption of social obligations and duties. If we recall the function of law in regulating social life, the entity granted personality must belong to society, have a social connection, have a place in social life, and be socially controllable.
Electronic person Legal person Artificial intelligence Transition from the state of nature to the legal state Social reality
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Bilişim ve Teknoloji Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 26 Mart 2025 |
| Kabul Tarihi | 3 Kasım 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 22 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 16 Sayı: 2 |