The article examines Fakhr al-Dīn al-Rāzī’s theory of imamate with particular attention to the fundamental divergences between Sunnī and Shīʿī schools of thought. It analyzes his distinctive perspective on leadership and legitimacy within Islamic political thought and seeks to clarify his position in the broader framework of political philosophy.
According to Rāzī, imamate is not merely a political authority but also a religious and moral responsibility. He argues for its necessity to maintain social order and enforce religious rulings, rejecting the Shi‘a claim that the imam is divinely appointed. Instead, he asserts that leadership should be based on merit rather than lineage or tribal affiliation. Rāzī outlines essential qualities for an imam, including expertise in jurisprudence, political acumen, courage, justice, and leadership ability. He supports the Sunni view that the imam should be chosen by the community and believes that legitimacy stems from public welfare and consensus rather than divine designation. Additionally, he critiques the Shi‘a doctrine of the imam’s infallibility, arguing that it is neither a logical necessity nor a religious requirement. The study compares Rāzī’s views with scholars like al-Ghazālī, Ibn Khaldūn, al-Bāqillānī, and al-Juwaynī, highlighting his distinctive contributions. While his approach maintains some traditional elements, Rāzī introduces methodological innovations by linking political authority to rationality, public welfare, and social stability rather than solely religious texts. His imamate theory remains relevant today, offering insights into leadership and legitimacy in contemporary Muslim societies. By emphasizing competence and justice, Rāzī’s political philosophy continues to provide a valuable framework for governance discussions.
Makale, Fahreddîn er-Râzî’nin imâmet teorisini Ehl-i Sünnet ve Şiî ekoller arasındaki temel ayrışmaları göz önünde bulundurarak ele almakta, onun İslam siyaset düşüncesindeki liderlik ve meşruiyet anlayışına getirdiği özgün bakış açısını analiz etmekte ve onun siyaset felsefesi içerisindeki konumunu açıklığa kavuşturmaktadır.
Râzî, imametin gerekliliği, imamın nitelikleri ve meşruiyet kaynakları konularında aklî ve naklî delillere dayanarak kapsamlı bir değerlendirme yapmıştır. Ona göre imamet, yalnızca siyasi bir otorite değil, aynı zamanda dini ve ahlaki bir sorumluluktur. İmametin zorunluluğunu toplumsal düzenin korunması ve dinî hükümlerin uygulanması açısından temellendiren Râzî, Şiî düşüncenin ileri sürdüğü “imamın ilahi bir zorunluluk olduğu” iddiasını eleştirmektedir. O, imamın liyakat esasına göre belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, imametin Kureyşliliğe veya soya dayalı bir hak olmadığı görüşünü savunmaktadır. İmamın taşıması gereken nitelikler arasında içtihat yetkinliği, siyasi ve stratejik zekâ, cesaret, adalet ve liderlik becerisi yer almaktadır. Râzî, imamın ümmet tarafından seçilmesi gerektiğini, halkın maslahatını gözeten bir yönetimin meşruiyet kaynağının seçim ve toplumsal uzlaşı olduğunu belirtmektedir. Şiî düşüncenin öne sürdüğü imamın masumiyeti ilkesini eleştiren Râzî, masumiyetin imamet için zorunlu bir şart olmadığını, bu görüşün mantıksal çelişkiler içerdiğini ileri sürmektedir. Ayrıca, imamın ilahi bir nasla belirlenmesi gerektiği düşüncesini rasyonel açıdan tutarsız bulmakta ve bunun yerine maslahat, liyakat ve seçim ilkelerini öne çıkarmaktadır. Çalışma, Râzî’nin imâmet anlayışını Gazzâlî, İbn Haldûn, Bâkillânî ve Cüveynî gibi düşünürlerle karşılaştırarak onun siyaset teorisindeki özgünlüğünü ortaya koymaktadır. Râzî’nin imamet anlayışı, Ehl-i Sünnet düşünce geleneği içinde metodolojik bir yenilik ve rasyonel bir derinlik taşımasına rağmen, bazı yönleriyle geleneksel kalmaya devam etmiştir. O, siyasal otoritenin kaynağını sadece dini referanslarla açıklamak yerine, mantık, maslahat ve toplumsal düzen ilkeleriyle ilişkilendirerek İslam siyaset düşüncesinde akılcı bir yaklaşımın temsilcisi olmuştur. Bu bağlamda, Râzî’nin imamet teorisi, tarihsel olduğu kadar günümüz Müslüman toplumlarında da liderlik ve meşruiyet tartışmalarına ışık tutabilecek bir perspektif sunmaktadır. Onun vurguladığı liyakat ve adalet ilkeleri, çağdaş siyasi düşünce açısından da önemini korumaktadır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Hukuku, İslam Araştırmaları (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 10 Şubat 2025 |
| Kabul Tarihi | 12 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 14 Sayı: 5 |