1970’li yıllardan itibaren feminist sanatçılar, bir yandan toplumsal cinsiyet eşitliği amacıyla erkek egemen sanatı ve sanat tarihini sorgularken, diğer yandan bedene odaklanarak “doğal” kabul edilen cinsiyetin sınırlarını tartışmaktadır. Çoğunlukla ana tanrıça kültünü merkeze alan sanatçılar, “doğa ana” metaforu aracılığıyla beden odaklı yeni bir görsel gelenek oluşturmuştur. Ekolojik duyarlılığa sahip (ekofeminist) sanatçılar, doğanın ve doğadaki yaşamın sürekliliğini araştırma konusu hâline getirmiş, tarihî anaerkil (matriarkal) dönemin ritüellerinden faydalanarak performanslar üretmiştir.
Bu makalede, söz konusu performans diline odaklanılarak onun çağdaş sanattaki yerinin saptanması amaçlanmakta, bu kapsamda feminizm araştırmalarının da temel tartışma alanlarından biri olan kadını doğa ile özdeşleştirme yaklaşımı ele alınmaktadır. Alan yazını taramasına dayalı ve betimsel analiz yöntemi kullanılan çalışmada, Carolee Schneemann, Mary-Beth Edelson, Ana Mendieta, Donna Henes, Betsy Damon gibi öncü feminist performans sanatçılarının sanat tavırları açıklanmakta, ardından Türkiye’ye odaklanılarak Ayça Ceylan, Nazlı Gürlek, Nezaket Ekici ve CANAN’ın benzer nitelikteki performans örnekleri, ekolojik ve feminist teoriler perspektifinden değerlendirilmektedir. Ayrıca ataerkil (patriarkal) geleneğin biyolojik cinsiyetler arası farkı vurgulanarak toplumsal cinsiyet eşitsizliğini besleyen en önemli argümanlarından biri olan kadınlıkla ilişkilendirilen özelliklerinin doğala özdeş olduğu iddiası sorgulanmakta, “özcü” bir yaklaşıma dair çekinceler dile getirilerek kimi feminist sanatçıların bu yaklaşımı yinelediği kimilerinin ise kadını görece pasif bir imge olmaktan çıkarttıkları ve dönüştürdükleri sonucuna ulaşılmaktadır.
Feminist Performans Sanatı Ana Tanrıça Ritüel Ekofeminizm Toplumsal Cinsiyet
From the 1970s on, feminist artists have challenged the male-dominated art world and questioned gender norms, often through a focus on the body. Artists engaging with the great goddess cult have created a visual language using the metaphor of "mother nature." These artists (ecofeminists) informed by ecological sensitivity have taken the continuity of nature and of life within it as central to their inquiries and create performances inspired by the rituals of the historical matriarchal era.
This article examines the use of such symbols and rituals in feminist performance and explores their place in contemporary art. Central to the discussion is the association of women with nature -a key issue in feminist theory. The research critically addresses the patriarchal notion that feminine qualities are "natural," a claim used to reinforce gender inequality through biological essentialism. Using a literature review and descriptive analysis, this study discusses the work of pioneering feminist performance artists, such as Carolee Schneemann, Mary-Beth Edelson, Ana Mendieta, Donna Henes, and Betsy Damon. It then turns to Türkiye, analyzing performances by Ayça Ceylan, Nazlı Gürlek, Nezaket Ekici, and CANAN from the perspective of ecological feminism. The article emphasizes concerns about essentialism and concludes that while some feminist artists reproduce traditional associations between women and nature, others subvert and liberate these representations, offering a more dynamic and transformative image of womanhood.
Feminist Performance Art Great goddess Ritual Ecofeminism Gender
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Sanat Tarihi, Teori ve Eleştiri (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 6 Şubat 2025 |
| Kabul Tarihi | 26 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Ocak 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.26650/artsanat.2026.25.0012 |
| IZ | https://izlik.org/JA68JN65XD |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 25 |