Özdeşlik ve süreklilikle ilgili çağdaş metafizik tartışmalarında özgün bir yeri olan David Wiggins, Peter Geach gibi düşünürlerin savunduğu göreli özdeşlik tezine karşı çıkarak özdeşliğin mutlak ve zorunlu olduğunu savunur. Wiggins’in tözcü yaklaşımına göre, tutarlı bir özdeşlik kuramının geliştirilmesi, nesnenin zihinden bağımsız tür kavramları altında bireyleştirilmesiyle ve bu türlerin belirlediği ilkelere göre zaman içindeki sürekliliklerinin izlenmesiyle olanaklıdır. Wiggins bu bağlamda, nesnelerin temel ve kalıcı özdeşliğini belirleyen töz türleri ile geçici durumlarına karşılık gelen aşama türleri arasında ayrım yapar. Töz türleri, bir nesnenin varlığını sürdürmesini sağlayan etkinlik ilkesini içerir ve bu ilke, Theseus’un Gemisi gibi özdeşlik paradokslarıyla ilgili önemli çözüm önerileri sunar. Buna göre, bu makalede, Wiggins’in bireyleşimin türe bağlılığı ilkesinin ve töz türleri-aşama türleri ayrımının, özellikle tür kavramlarının epistemolojik yönü, parçaların değişimi ve biyolojik başkalaşım gibi konularda kendisine yöneltilen eleştirilere karşın, nesnelerin zamandaki sürekliliği sorununa tutarlı bir çözüm önerisi sunduğu gösterilecektir. Bu doğrultuda, çalışmada öncelikle Wiggins’in eserlerini temel alarak D-kuramının yapısı ortaya konulacak; ardından onun kuramının karşılaştığı mantıksal ve metafiziksel güçlükler, kuramına yöneltilen eleştirilerle birlikte incelenecek ve son olarak, bu eleştirilere karşı Wiggins’in kuramından türetilebilecek olası yanıtlar sunularak kuramın ne ölçüce bunları karşıladığı gösterilecektir.
David Wiggins, who holds a unique place in contemporary metaphysical debates concerning identity and continuity, opposes the thesis of relative identity advocated by thinkers like Peter Geach and argues that identity is absolute and necessary. According to Wiggins’s substance-based approach, the development of a consistent theory of identity is made possible by the object’s individuation under mind-independent sortal concepts and the tracing of its continuity in time according to the principles determined by these sorts. In this context, Wiggins draws a distinction between substance sortals, which determine the fundamental and permanent identity of objects, and phase sortals, which correspond to their temporary states. Substance sortals incorporate the principle of activity that enables an object to persist, and this principle offers important solutions concerning identity paradoxes such as the Ship of Theseus. Accordingly, this article will demonstrate that Wiggins’s Sortal Dependency of Individuation Thesis and the substance sortals–phase sortals distinction offer a consistent solution to the problem of the continuity of objects in time, despite the criticisms leveled against them on issues such as the epistemological aspect of sortal concepts, change of parts, and biological transformation. To this end, the study will first outline the structure of the D-theory based on Wiggins’s works; subsequently, the logical and metaphysical difficulties encountered by his theory, along with the criticisms directed at it, will be examined, and possible responses derivable from Wiggins’s theory will be presented to show the extent to which these criticisms are met.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | 21. Yüzyıl Felsefesi, Çağdaş Felsefe |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Ocak 2025 |
| Kabul Tarihi | 28 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 7 Ocak 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.26650/10.26650/arcp.1611217 |
| IZ | https://izlik.org/JA78NP82UC |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 63 |