Pre-Islamic Arabic poetry, beyond being an aesthetic means of expression, represents a multilayered cultural memory reflecting the intellectual world of early Arab society regarding the concepts of God, fate, power, and the sacred. This poetic heritage reveals the Arabs’ understanding of existence, the relationship between man and the universe, their inquiries into the meaning of life, and their perception of their position before divine power. Therefore, these poems are among the most authentic sources for understanding the belief structure and theological tendencies of pre-Islamic Arab society. The occurrence of the term Allāh in the poetry of the said period contains significant clues about the nature of the concept of God in pre-Islamic Arabia, the limits of divine power, and the relationship between the human and the divine. Examining the usages of Allāh in Jāhiliyyah poetry contributes fundamentally to understanding the historical and intellectual background that paved the way for monotheistic belief and sheds light on the evolution of religious thought. Accordingly, studying Allāh in pre-Islamic poetry is crucial for revealing the Arabs’ conception of God before Islam, the nature of the sacred-human relationship, and the traces of the intellectual process leading toward divine unity. This study does not include all verses attributed to Jāhiliyyah poets but focuses on selected examples in discursive contexts such as supplication, imprecation, oath, divine power, and destiny. Thus, the meanings Allāh acquired within different themes are comparatively presented. Only verses belonging to poets explicitly identified in classical sources as pre-Islamic figures have been included, while those of muhadram poets—possibly influenced by Islam—were excluded. This preference aims to reflect the pre-Islamic religious and linguistic background as purely as possible. Methodologically, the study employs contextual and semantic analysis. The contexts in which Allāh appears were examined considering its functional role in poetic disco-urse. Additionally, usage patterns were compared with similar expressions in the Qur’an. This revealed not only lexical parallels but also conceptual continuities within the metaphysical perceptions of the time, clarif-ying the historical continuity of the semantic universe. Findings indicate that the Qur’an’s tawḥīd-centered address did not arise in isolation but upon a linguistic and intellectual milieu that already recognized Allāh and attributed certain divine qualities. The poets of the Jāhiliyyah did not use Allāh merely as a linguistic convention or traditional expression but as a means of conveying emotional, social, and metaphysical mea-nings. In oaths, prayers, and curses, the term reflects the poet’s inclination to articulate personal emotions through divine power. Expressions such as qātalaki Allāh, laḥā Allāh, and lā yubʿid Allāh portray God as an authority who both punishes and upholds justice, legitimizing human anger, expectation, or supplication. Thus, Allāh functions in poetry as both a theological reference and a linguistic expression of the relationship between man and destiny. In some verses, the association of fate, death, and time with divine will and om-nipotence shows that the Jāhiliyyah individual perceived the ultimate regulator of life in God. The frequent appearance of Allāh among poets of different tribes indicates that it represented a supra-tribal and universal power. Thus, Allāh was positioned as “a deity among deities” and, more explicitly, as the “the lord of lords” (Rabb al-arbāb), reflecting intuitive monotheistic tendencies in pre-Islamic Arab thought. In conclusion, this study reveals the meanings carried by Allāh in pre-Islamic poetry, its functional uses within poetic contexts, and how these uses relate to themes such as oath, supplication, imprecation, and destiny, as well as its re-semblance to certain Qur’anic expressions. It offers a comprehensive perspective on how the concept of God was represented in the poetic language of the period.
Pre-Islamic Poetry Arabic Language and Rhetoric Jāhiliyya Literature the term “Allāh Conceptions of Divine
Câhiliye dönemi Arap şiiri, estetik bir ifade alanı olmanın yanı sıra erken dönem Arap toplumunun Tanrı, kader, kudret ve kutsal kavramlarına dair zihinsel dünyasını yansıtan çok katmanlı kültürel bir bellektir. Bu şiir mirası, Arapların varlık anlayışını, insan ve evren arasındaki ilişkiyi, hayatın anlamına dair sorgulamala-rını ve ilahî kudret karşısındaki konumlarını açığa çıkaran bir düşünsel zemin sunmaktadır. Dolayısıyla bu şiirler İslam öncesi Arap toplumunun inanç yapısını ve teolojik eğilimlerini anlamak bakımından en sahih ve birinci elden kaynaklar arasında yer alır. Nitekim mezkûr dönem şiirlerinde yer alan “Allâh” lafzı, İslam’dan önceki Arap toplumunda Tanrı kavramının mahiyetine, Tanrısal kudretin sınırlarına ve insan ile ilah arasın-daki ilişkinin doğasına dair önemli ipuçları barındırmaktadır. Allâh lafzının Câhiliye şiirindeki kullanımları-nın incelenmesi, tevhid inancının doğuşuna giden tarihsel ve zihinsel zeminin anlaşılması açısından da temel bir katkı sunmakta ve dinî düşüncenin evrimini aydınlatmaktadır. Bu itibarla Câhiliye şiirinde “Allâh” lafzı-nın araştırılması, Arapların İslam öncesi dönemde sahip oldukları Tanrı anlayışını, kutsal ile insan arasında-ki ilişkinin mahiyetini ve tevhid düşüncesine giden zihinsel sürecin izlerini ortaya koyma bakımından büyük önem taşımaktadır. Çalışma, Câhiliye dönemi edebiyatçılarına ait tüm beyitleri kapsayan bir taramadan ziya-de dua, beddua, yemin, kudret ve takdir gibi söylem alanlarında yoğunlaşan örnekler üzerinde odaklanmıştır. Böylelikle “Allâh” lafzının farklı temalar içinde kazandığı anlamlar karşılaştırmalı biçimde ortaya konulmuş-tur. Öte yandan çalışmada yalnızca Câhiliye döneminde yaşadığı klasik kaynaklarda açıkça belirtilen şairlere ait beyitler değerlendirilmiş; İslamî tesir ihtimali bulunan muhadram şairlerin şiirleri kapsam dışı bırakıl-mıştır. Bu tercih, çalışmanın İslam öncesi dinî ve dilsel zemini olabildiğince saf biçimde yansıtma amacına yöneliktir. Metodolojik açıdan çalışma, bağlamsal ve semantik çözümleme yöntemleriyle yürütülmüştür. Beyitlerde “Allâh” lafzının geçtiği bağlamlar, şairin söylemindeki işlevsel rolü dikkate alınarak analiz edil-miştir. Bununla birlikte, beyitlerdeki kullanım biçimleri Kur’ân’daki benzer söylemlerle karşılaştırmalı ola-rak ele alınmıştır. Bu karşılaştırma, kelime düzeyinde bir paralelliğin ötesinde dönemin metafizik algısında süreklilik gösteren kavramsal yaklaşımları da açığa çıkarmıştır. Böylece anlam evrenindeki tarihsel sürekli-liği belirginleştirmiştir. Nitekim elde edilen veriler, Kur’ân’ın tevhid merkezli hitabının, tamamen kopuk bir zeminde değil aksine “Allâh” ismini bilen, ona belirli sıfatlar atfeden bir dil ve düşünce evreni üzerinde yük-seldiğini göstermektedir. Çalışmada ulaşılan bulgular, Câhiliye şairlerinin “Allâh” lafzını dilsel bir kalıp veya geleneksel bir söylem unsuru olarak değil duygusal, toplumsal ve metafizik anlamlar taşıyan bir ifade aracı olarak kullandıklarını ortaya koymuştur. Özellikle yemin, dua ve beddua gibi kalıplarda bu lafzın yer alması, şairin bireysel duygularını Tanrısal kudret aracılığıyla ifade etme eğilimini yansıtmaktadır. “قاتلكِ الله”, “لحى الله” ve “لا يُبعِدِ الله” gibi ifadelerde Tanrı hem cezalandıran hem de adalet sağlayan bir güç olarak konumlanmakta; insanın öfkesini, beklentisini ya da yakarışını meşrulaştıran bir otoriteyi temsil etmektedir. Bu yönüyle “Allâh” lafzı, şiirde hem bir teolojik gönderme hem de insan ile kader arasındaki ilişkinin dilsel ifadesi hâline gelmiştir. Bazı beyitlerde ise kader, ölüm ve zaman temalarının “Allâh”a atfedilen mutlak irade ve kudret anlayışıyla ilişkilendirilmesi, Câhiliye dönemi insanının hayatın nihai düzenleyicisini Tanrı’da gördüğünü göstermektedir. Şairlerin farklı kabilelerden olmalarına rağmen ortak biçimde “Allâh” lafzına yer vermeleri, bu lafzın kabile üstü ve evrensel bir kudreti temsil ettiğini göstermektedir. “Allâh” böylece “ilahlar arasında ilah” veya “Rabbu’l-erbâb” olarak konumlandırılmıştır. Bu kullanım, İslam öncesi Arap toplumunda tektanrıcı eğilimlerin sezgisel biçimlerini yansıtan güçlü bir göstergedir. Bu çalışma, “Allâh” lafzının Câhiliye dönemi şiirinde taşıdığı anlamları, şiirsel bağlam içerisindeki kullanımlarını ve bu kullanımların yemin, dua, beddua, takdir gibi temalarla nasıl ilişkilendirildiğini, ayrıca Kur’ân’daki kimi âyetlerlerle de ne denli benzerlik arz ettiğini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle dönemin Tanrı algısının şiir dilinde nasıl temsil edildiğine dair kap-samlı bir bakış sunmaktadır.
Arap Dili ve Belagatı Câhiliye Edebiyatı, Câhiliye Şiiri, Allah Lafzı, İlâhî Algı
Emeği geçen ve geçecek olan herkese şükranlarımı sunarım.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Arap Dili ve Belagatı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 24 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 23 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.46353/k7auifd.1749904 |
| IZ | https://izlik.org/JA94JY39HE |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: 2 |