Parrhesia, Michel Foucault’nun yaşamının son birkaç yılında
yaptığı çalışmalarda sıkça karşılaştığımız bir sözcüktür. Euripides’in
tragedyalarından başlayarak tüm Antikçağ boyunca bu sözcüğün anlam bakımından
karşıladığı tematik farklılıklarını irdeleyen Foucault’nun parrhesia
çalışmaları, Bilme İradesi eseri ile Hazların Kullanımı ve Kendilik
Kaygısı eserlerinin arasında bir geçiş soruşturması olarak karşımıza
çıkmaktadır. Parrhesia, Antikçağ ahlakında öznenin kendisiyle ve
başkalarıyla kurduğu etik ilişkinin en temel “kendilik pratikleri”nden biridir.
Çalışmamızda, Foucault’nun “sözel ilişki etiği” olarak tanımladığı bu pratiğin
genel hatlarını serimledikten sonra, öznenin kendisiyle kurduğu “kendilik
ilişkisi” ile irtibatını, askesis ile ilişkisini ve bu sözel etik
pratiğin Foucault’nun son döneminde yaptığı Antikçağ soruşturmasındaki yerini
tartışıyoruz.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 30 Mart 2018 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Nisan 2018 |
| DOI | https://doi.org/10.20981/kaygi.411094 |
| IZ | https://izlik.org/JA66RL75JR |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2018 Sayı: 30 |
e-ISSN: 2645-8950