Kapitalizmin doğmasıyla gündeme gelen girişimcilik, sanayi
toplumunun yerini bilgi toplumuna bırakması ve 80’li yıllarla birlikte
tanıştığımız küreselleşme olgusuyla önemli derecede değişikliğe
uğrayan ekonomik hayatta daha da ön plana çıkmıştır. Bilim,
teknoloji ve iletişim sahalarındaki baş döndüren gelişmelerle
girişimcilik ve yenilik kavramları popülerlik kazanmış, ayrıca artan
rekabet ortamında en önemli avantaj unsuru haline gelmiştir.
Yapılan araştırmalar, girişimcilik faaliyetleri yüksek olan
ülkelerin ortalamanın üzerinde bir büyüme sağladıklarını
göstermiştir. Ülke ekonomileri için bu kadar önemli olan girişimcilik
faaliyetlerinin arttırabilmesi için birbirini tamamlayan farklı finansal
kurumlara ihtiyaç vardır. Bu noktada girişimcilerin ihtiyaçlarını
karşılayacak alternatif bir finansman modeli olarak girişim sermayesi
karşımıza çıkmaktadır. Girişim sermayesi, yeni ekonomi ortamında
yeni iş süreçleri ve üretim tekniklerinden etkilenen tüm sektörler ve
girişimler için yeni bir fon sağlama yöntemidir.
Büyüme potansiyeli yüksek ancak yüksek risk faktörüne sahip
olan ve beklenen getirisi oldukça uzun vadede elde edilecek projelerin
finansmanı, kısa vadede getiri bekleyen ve geçici süreli fon
ihtiyaçlarını sağlayan kurumların misyonlarıyla örtüşmediğinden
uzak durdukları girişimlerdir. Girişim sermayedarı, diğer fon
sağlayan birçok mali kurumun aksine projenin riskine katılarak,
projenin hisse senetleri karşılığında girişimciye sermaye sağlar ve
yatırımdan sağlayacağı kazanç 5–10 yıl sonra bu hisse senetlerinin
borsada değer kazanarak satılması şeklinde vuku bulur.
Bu çalışmada, yatırım konseptinde muhafazakâr duruş
sergileyen ülkelerde pek gelişme imkânı bulamayan girişim sermayesi
irdelenecek ve Türkiye’deki uygulamalar ele alınacaktır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Mart 2008 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2008 Cilt: 2008 Sayı: 1 |