Digital platforms enable the rapid transmission of data and its dissemination to large audiences. Among these platforms, applications such as social media accelerate the flow of information, but this also brings along the rapid spread of misleading information and disinformation. Individuals, within the continuous flow on these platforms, are increasingly confronted with more complex tasks in processing and interpreting data. For this reason, distinguishing accurate information from false information almost turns into a puzzle. Moreover, being able to determine which information is closest to the truth requires a competence shaped by deep expertise and careful attention. Misleading information disseminated through social media not only endangers individual health but also creates negative effects on public health. The data obtained within the scope of this research revealed that popular trends such as detox, superfoods, and gluten-free diets are adopted by large audiences as a healthy lifestyle, yet these approaches were shown to be inadequate in terms of scientific basis or devoid of a scientific foundation. Social media influencers, celebrities, and bot accounts play a significant role in the rapid dissemination of such information. In this context, it is essential to develop an approach that promotes the ethical use of media based on scientific foundations in order to ensure public access to accurate information. This study, conducted using the descriptive survey model of the qualitative research method and the phenomenological analysis technique, aimed to examine the myths of healthy foods disseminated on social media.
Social Media Nutrition Food Myths Misinformation Media Literacy
Dijital platformlar, bir verinin kısa sürede iletilmesine ve geniş kitlelere ulaştırılmasına olanak sağlamaktadır. Bu platformlar arasında yer alan sosyal medya gibi uygulamaların bilgi akışını hızlandırma işlevi, yanıltıcı bilgi ve dezenformasyonun hızla yayılmasını da beraberinde getirmektedir. Fertler, bu sürekli akış içinde, verileri işlemek ve anlamlandırmak adına giderek daha karmaşık görevlerle karşılaşmaktadır. Bu sebeple doğru bilgiyle yanlış bilgiyi ayırt etmek adeta bir muammaya dönüşmektedir. Dahası, hangi bilginin hakikate en yakın olduğuna karar verebilmek, derin bir uzmanlık ve dikkatle şekillenen bir yetkinlik gerektirmektedir. Sosyal medya aracılığıyla yayılan yanıltıcı bilgiler yalnızca ferdi sağlığı tehlikeye atmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumsal sağlık üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Bu araştırma kapsamında elde edilen veriler; detoks, süper gıda ve glutensiz beslenme benzeri popüler eğilimlerin, geniş kitleler tarafından sağlıklı yaşam tarzı olarak benimsendiğini, ancak bu yaklaşımların bilimsel dayanaklarının yetersiz ya da bilimsel temelden yoksun olduğunu göstermiştir. Sosyal medya etkileyicileri, ünlüler ve bot hesapları bu tür bilgilerin hızlı bir şekilde yayılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, kamuoyunun doğru bilgiye erişimini sağlamak için, bilimsel temellere dayalı etik medya kullanımını teşvik eden bir yaklaşımın geliştirilmesi elzemdir. Nitel araştırma yönteminin betimsel tarama modeli ve fenomenolojik çözümleme tekniğini kullanılarak yapılan bu çalışmada sosyal medyada yayılan sağlıklı gıda mitlerinin incelenmesi amaçlanmıştır.
Sosyal Medya Beslenme Besin Mitleri Misenformasyon Medya Okuryazarlığı
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Tüketici Davranışı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 18 Şubat 2025 |
| Kabul Tarihi | 10 Mart 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 20 Nisan 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.18493/kmusekad.1641935 |
| IZ | https://izlik.org/JA44ZY35TF |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 28 Sayı: 51 |