Erkeklik, bir çalışma alanı olarak son dönem sosyoloji araştırmalarının gözde konuları arasında yer almaktadır. Erkekliğin sabit, değişmez olduğu algısı 1980’lerden sonra yüksek sesle dillendirilmeye başlanmış, farklı erkekliklerin imkanı tartışmaya açılmıştır. Bu dönemde yaşanan gelişmeler geleneksel erkek stereotiplerine meydan okuyan yeni erkekliklerin ortaya çıkışına tanıklık etmiştir. Araştırmada erkeklik olgusu biyolojik cinsiyetten farklı olarak cinsiyetin sosyolojik yönüne vurgu yapan toplumsal cinsiyet bağlamında ele alınmıştır. Bu çalışma, medyanın değişen erkeklik değerlerinin televizyon dizilerinde nasıl işlendiğini incelemektedir. Nitel araştırma yöntemine bağlı olarak tematik analiz yapılmış, erkekliğin nasıl sorunsallaştırıldığı, değişen, farklılaşan yönleri dizi karakterleri üzerinden aktarılmıştır. Cinsiyet algılarının oluşmasında toplumların yapısına bağlı olarak kültür, din, değerler, cinsiyet normları ve medya gibi unsurlar etkilidir. Din, bireylerin varoluşsal amaçlarını belirleyen, kimliğini şekillendiren ve davranışlarını yönlendiren önemli bir faktördür. Erkek kimliğinin inşasında, erkeliğe yüklenen anlam ve değerlerin oluşturulmasında din temel referans kaynaklarından biridir. Sosyalleşme sürecinde başta ailede kazanılan cinsiyet normları aile ve diğer toplumsal kurumlar aracılığıyla bireyin zihninde yerleşik hale gelir. Medya toplumsal değerlerin benimsenmesi, davranışa dönüşmesi ve kuşaklararası aktarımında önemli işlevler görmektedir. Cinsiyete ilişkin olumlu/olumsuz modellerin yer alması seyirciler tarafından kanıksanmasına, kötü örneklerin normalleşmesine de katkıda bulunmaktadır. Araştırma sonucuna göre, batı toplumlarının cinsiyet yapılarını yansıtan tanımların bizim toplumumuzla tam olarak örtüşmediği; erkeklik biçimlerinin birbirinden keskin çizgilerle ayrışmasının zor olduğu söylenebilir. Medyanın din ve dindarlığın temsilleri hususunda genel ayrıştırıcı eğilimini sürdürdüğü görülmektedir.
Bu çalışmada “Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi” kapsamında uyulması belirtilen kurallara uyulmuştur.
Masculinity, as a field of study, is among the favorite topics of recent sociological researches. The perception that masculinity is fixed and unchangeable began to be openly expressed after the 1980s. The possibility of different masculinities was bring into question in this process. In the research, the phenomenon of masculinity was discussed in the context of gender, which emphasizes the sociological aspect of gender, as distinct from biological sex. This study investigated how the media's changing masculinity values are represented in television series. Thematic analysis was conducted based on the qualitative research method and how masculinity is problematized and its changing and differentiating aspects are conveyed through the characters of the series. Factors such as culture, religion, values, gender norms and media are effective in the formation of gender perceptions. Religion is one of the primary reference sources in the construction of male identity and in the formation of the meanings and values attributed to masculinity. Religion is a significant factor that determines individuals' existential goals, shapes their identity, and guides their behavior. During the socialization process, gender norms acquired primarily in the family become established in the mind of the individual through the family and other social institutions. Media plays an important role in the adoption of social values, their transformation into behavior and their transmission across generations. The inclusion of positive/negative models regarding gender contributes to the audience becoming accustomed to it and the normalization of bad examples. According to this study results, the definitions reflecting the gender structures of Western societies do not fully coincide with our society; it is difficult to distinguish between different forms of masculinity with sharply defined lines. The media appears to continue its general divisive tendency regarding the representations of religion and religiosity.
In this study, the rules stated in the “Higher Education Institutions Scientific Research and Publication Ethics Directive” were followed.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Din Sosyolojisi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 14 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 24 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 2 |