Sivil toplum kuruluşları, demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarıdır. Dernekler ve vakıflar, örgütlenme özgürlüğünün kurumsal tezahürleri olarak toplumsal ihtiyaçlara farklı perspektiflerden yanıt verirken, idarenin belirli kuruluşlara tanıdığı “kamu yararı” ve “vergi muafiyeti” statüleri, özendirme ve destekleme faaliyetlerinin en görünür örneklerinden birini oluşturmaktadır. Bu ayrıcalıklar, mali teşvikler ve vergi avantajları yoluyla sivil toplumu güçlendirme amacını taşımakla birlikte, belirsiz ölçütler ve geniş idari takdir yetkisi sebebiyle tarafsızlık, eşitlik ve demokratik çoğulculuk ilkeleri bakımından tartışma yaratmaktadır.
Bu çalışmada öncelikle söz konusu statülerin hukuki çerçevesi, şekli ve maddi şartlar bakımından ayrıntılı biçimde ele alınmış; dernekler ve vakıflara ilişkin düzenlemeler arasındaki farklılıkların yarattığı belirsizlikler vurgulanmıştır. Ardından idarenin takdir yetkisinin sınırları, Danıştay kararları ve anayasal ilkeler ışığında değerlendirilmiştir. Çalışma ayrıca, karşılaştırmalı hukuk örnekleri üzerinden farklı ülkelerde kamu yararı statüsünün nasıl belirlendiğini ve hangi kurumsal mekanizmalarla denetlendiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, Türkiye’de mevcut sistemin şeffaflık, nesnellik ve öngörülebilirlik açısından zayıflıklar taşıdığını göstermektedir.
Sonuç olarak makale, idarenin özendirme ve destekleme faaliyetlerinin yalnızca mali kolaylıklar sunan bir araç olarak değil, aynı zamanda örgütlenme özgürlüğü, demokratik denetim ve hukuki güvenlik ile doğrudan ilişkili bir mesele olarak ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda daha şeffaf, eşitlikçi ve özerk bir düzenleme modeline duyulan ihtiyaç vurgulanmaktadır.
dernek vakıf kamu yararı statüsü idarenin özendirme ve desteklemesi.
Civil society organizations are indispensable elements of democratic societies. Associations and foundations, as institutional manifestations of the freedom of association, respond to social needs from different perspectives. However, the privileged statuses granted by the administration—namely, the “public benefit” status for associations and the “tax exemption” status for foundations—constitute the most visible examples of promotional and supportive activities. While these privileges aim to strengthen civil society through financial incentives and tax advantages, the lack of clear criteria and the broad discretionary power of the executive raise concerns in terms of impartiality, equality, and democratic pluralism.
This study first examines in detail the legal framework of these statuses, both in terms of formal and substantive requirements, and highlights the uncertainties arising from the differences between the regulations applicable to associations and foundations. It then evaluates the limits of the administration’s discretionary power in light of decisions of the Council of State and constitutional principles. The study also provides a comparative law perspective, analyzing how public benefit status is defined and monitored through institutional mechanisms in different countries. The findings demonstrate that the current system in Turkey suffers from weaknesses in transparency, objectivity, and predictability.
In conclusion, the article argues that the promotional and supportive activities of the administration should not be regarded merely as financial tools, but as issues directly linked to freedom of association, democratic oversight, and legal certainty. Accordingly, it emphasizes the need for a more transparent, egalitarian, and autonomous regulatory model.
Association Foundation Public benefit status State subsidy and incentives
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Hukuk (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 14 Mart 2025 |
| Kabul Tarihi | 17 Kasım 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 17 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 2 |
Bu eser Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.