With the rise of digitalization, not only have technological infrastructures evolved, but the structures surrounding content production, distribution, and consumption in the media environment have also undergone a profound transformation. Particularly in the field of journalism, this transformation has created a multidimensional tension between traditional norms and the dynamics of new media, where visibility, speed, interactivity, and individual interests have become increasingly dominant. Journalism is a professional activity that traditionally serves the public interest. However, in the context of new media, journalism has gradually shifted away from principles of public responsibility, evolving into a performance-driven practice centered on visibility and engagement. In this process, ethical responsibility has expanded beyond journalists to encompass users as well, forming a collective field of accountability. This study analyzes the Turkish series Kuş Uçuşu, broadcast on Netflix, as a case study to explore the ethical and structural transformations that emerge between traditional and new media journalism. Employing a qualitative methodology, selected scenes from the show are examined through thematic and descriptive analysis to uncover the multilayered relationships between ethical, ideological, and structural elements. The theoretical framework of the study is grounded in Habermas’s public sphere theory, Herman and Chomsky’s propaganda model, and Roger Fidler’s theory of mediamorphosis. The analysis reveals key themes such as the commodification and commercialization of news, the use of social media as a mechanism for constructing legitimacy, and the influence of audience–user interactions in shaping media content. Furthermore, the study emphasizes that ethical dilemmas extend beyond content production and are deeply rooted in the circulation, interpretation, and sharing processes, thereby highlighting the emergence of a distributed and collective ethical domain in contemporary journalism.
New media journalism journalistic ethics media transformation digital visibility social media
Medya ortamında dijitalleşmeyle birlikte yalnızca teknik donanımlar değil içerik üretimi, paylaşımı ve tüketimiyle ilgili yapılar da temelden değişmiştir. Özellikle gazetecilik alanında geleneksel normlarla yeni medya dinamikleri arasında çok boyutlu bir gerilim yaratan bu dönüşümde görünürlük, hız, etkileşim ve bireysel çıkarlar gibi unsurlar ön plana çıkmaktadır. Habercilik, kamusal faydaya hizmet eden bir mesleki faaliyettir. Yeni medya gazeteciliği kamusal sorumluluk ilkelerinden uzaklaşarak görünürlük, etkileşim ve performans odaklı bir yapıya evrilmiş, bu süreçte etik sorumluluk gazetecilerle sınırlı kalmayıp kullanıcıları da içine alan kolektif bir alan hâline gelmiştir. Çalışma, Netflix’te yayımlanan Kuş Uçuşu dizisini örnek olay olarak ele almakta ve yeni medya haberciliği ile geleneksel gazetecilik arasında ortaya çıkan etik ve yapısal dönüşümleri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Nitel bir yöntem izlenen çalışmada seçilen sahneler, medya metinlerinin çok katmanlı yapısını çözümlemek ve etik, ideolojik, yapısal unsurlar arasındaki ilişkileri ayrıntılı biçimde ortaya koymak açısından tematik ve betimleyici çözümleme yoluyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın kuramsal temelini Habermas’ın kamusal alan kuramı, Herman ve Chomsky’nin propaganda modeli ile Roger Fidler’ın medyamorfoz kuramı oluşturmaktadır. Analizler haberin metalaşması, ticarileşmesi, sosyal medyanın meşruiyet üretme aracı hâline gelişi ve izleyici - kullanıcı etkileşimlerinin içeriklere yön vermesi gibi temalar etrafında şekillenmiştir. Bununla birlikte, medya kurumlarındaki güç dengeleri, habercilik etiğine dair çatışmalar ve geleneksel/dijital medya arasında gelişen rekabet de çalışmanın odak noktalarındandır. Ayrıca, medya ortamında etik sorunların yalnızca içerik üretimiyle sınırlı kalmadığı; içeriklerin dolaşımı, yorumlanması ve paylaşımı süreçlerinde izleyicilerin ve kullanıcıların yönlendirici etkisinin de önemli etik tartışmaları beraberinde getirdiği, etik sorumluluğun kolektif bir yapıya evrildiği vurgulanmaktadır. Elde edilen bulgular, dijital çağda habercilik etiğinin yalnızca profesyonel gazetecilerle sınırlı kalmadığını, içerik üretimi ve dolaşımına katılan tüm aktörlerin paylaştığı çok katmanlı bir etik sorumluluk alanına dönüştüğünü ortaya koymaktadır.
Yeni medya haberciliği gazetecilik etiği medya dönüşümü dijital görünürlük sosyal medya
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Yeni Medya |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 31 Mayıs 2025 |
| Kabul Tarihi | 26 Haziran 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Haziran 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 15 |
.