19. yüzyılın sonlarından itibaren Hıristiyan teolojisinde ortaya çıkan dönüşümler, Tanrı tasavvurundan vahiy anlayışına, Kutsal Kitap yorumundan kilise bilincine uzanan geniş bir alanda belirgin kırılmalara yol açmıştır. Aydınlanma sonrası düşüncenin rasyonalist ve tarihselci karakteri, teolojik söylemin ağırlık merkezini Tanrı’dan insana doğru kaydırmış; böylelikle vahiy, Tanrı bilgisi ve İsa Mesih inancı bireysel deneyim ve kültürel bağlam üzerinden yeniden tanımlanmaya başlamıştır. Bu entelektüel atmosferde şekillenen Liberal Protestanlık, Hıristiyan inancını modern bireyin imkân ve beklentilerine uyarlamayı hedeflemiştir. Karl Barth’ın teolojisi tam da bu bağlamda karşı hamle olarak ortaya çıkmış ve modern teolojik söylemin sınırlarını aşmayı amaçlayan yeni bir teolojik inşa arayışını beraberinde getirmiştir. Bu makale, Barth’ın Tanrı, İsa Mesih ve Kutsal Kitap anlayışlarını metin analizi ve karşılaştırmalı yöntem aracılığıyla incelemekte ve söz konusu yaklaşımları Liberal Protestanlığın temel kabulleriyle ilişkilendirerek değerlendirmektedir. Barth’ın Tanrı tasavvuru, insan merkezli anlayışın sınırlılığını görünür kılmakta ve Tanrı’nın mutlak aşkınlığını ve özgürlüğünü teolojik söylemin merkezine yerleştirmektedir. Tanrı bilgisi, Barth’a göre, yalnızca Tanrı’nın insanlığa özgürce yöneldiği vahiy olayında mümkün olur; bu nedenle Tanrı’nın görünmezliği, kavranamazlığı ve ifade edilemezliği, ancak Tanrı’nın kendisini açma iradesiyle aşılabilecek sınırlardır. Bu teolojik yönelimi destekleyen çerçeve ise Barth’ın geliştirdiği “diyalektik teoloji”dir. Diyalektik teoloji, dogmatik söylemle eleştirel bilinci aynı zeminde buluşturur ve Tanrı hakkında konuşmanın imkânını Tanrı’nın kendi sözünde arar. Barth’ın İsa Mesih anlayışı da bu teolojik çerçeveyle uyum içindedir. İsa Mesih, tarihsel bir figür olmanın ötesinde, Tanrı’nın insanla ilişki kurma iradesinin somut ve bağlayıcı tezahürüdür; başka bir deyişle Tanrı’nın kendisini tanınabilir kıldığı yerdir. Bu nedenle Barth, tarihsel İsa araştırmalarında görülen indirgemeci eğilimleri eleştirerek Mesih’in kimliğinin dogmatik düzlemde kavranabileceğini savunur. Kutsal Kitap ise onun için yaşayan bir tanıklık niteliği taşır; tarihsel-eleştirel yöntemden tamamen vazgeçmeden, fakat metnin imanî boyutunu gölgeleyen yorumlayıcı pratiklere temkinle yaklaşarak değerlendirilir. Makale, ayrıca, Barth’ın Nazi Almanyası döneminde kilisenin siyasal ideoloji karşısındaki konumuna ilişkin katkılarını, özellikle Barmen Bildirgesi bağlamında, etik ve eklesiyolojik boyutlarıyla ele almaktadır. Barth’ın teolojik yaklaşımı, bu dönemde yalnızca doktriner bir tavır değil, aynı zamanda kilisenin Tanrı’nın kelamına sadakat temelinde konumlanması gerektiğine işaret eden güçlü bir direniş biçimi olarak ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak çalışma, Barth’ın teolojisini liberal geleneğe yöneltilmiş bir eleştirinin ötesinde, aşkınlık, özgürlük ve tanıklık ilkeleriyle örülü kapsamlı bir teolojik yeniden inşa girişimi olarak değerlendirmektedir.
Dinler Tarihi Hıristiyanlık Karl Barth Diyalektik Teoloji Liberal Protestanlık
From the late nineteenth century onward, the transformations that reshaped Christian theology generated ruptures across the domains of God-conception, revelation, biblical interpretation, and ecclesial consciousness. The rationalist and historicist tendencies of post-Enlightenment thought shifted the center of theological reflection from God toward the human being, which led revelation, knowledge of God, and faith in Jesus Christ to be reformulated through individual experience and cultural context. Within this intellectual milieu, Liberal Protestantism sought to adapt the Christian faith to the expectations of the modern individual. Karl Barth’s theology emerged as a deliberate counter-movement, initiating a constructive theological project aiming to transcend the boundaries of modern theological discourse. This article examines Barth’s understanding of God, Jesus Christ, and Scripture through textual analysis and comparative method, situating these themes in relation to the core assumptions of Liberal Protestantism. Barth’s conception of God exposes the limitations inherent in anthropocentric approaches and places divine transcendence and freedom at the heart of theological inquiry. For Barth, genuine knowledge of God becomes possible only in the event of revelation, wherein God addresses humanity; thus, God’s invisibility, incomprehensibility, and ineffability are limits that may be surpassed by God’s will to disclose Himself. This orientation is sustained by Barth’s “dialectical theology,” which joins dogmatic formulation and critical awareness and grounds the possibility of theological speech in God’s Word. Barth’s Christology coheres with this framework. Jesus Christ is not a historical figure but the manifestation of God’s intention to relate to humanity—the place where God renders Himself knowable. Accordingly, Barth challenges the reductionist impulses of historical Jesus’ research and argues that Christ’s identity must be apprehended on a dogmatic plane. Scripture, in his view, functions as a living witness to the divine Word; although he does not reject historical-critical methods, he remains cautious toward interpretive practices that obscure the text’s faith dimension. The article also considers Barth’s contribution to the church’s posture during the rise of National Socialism through the Barmen Declaration, highlighting its ethical and ecclesiological implications. Barth’s theological approach during this period emerged not as a doctrinal stance but as a form of resistance, indicating that the church ought to be situated on the foundation of fidelity to the Word of God. The study evaluates Barth’s theology not as a critique of the liberal tradition but as a comprehensive theological reconstruction woven around the principles of transcendence, freedom, and witness.
History of Religions Christianity Karl Barth Dialectical Theology Liberal Protestantism
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Hrıstiyanlık Araştırmaları |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 14 Mayıs 2025 |
| Kabul Tarihi | 1 Temmuz 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 7 Sayı: 2 |