The final period of the Ottoman Empire was a time marked by the intense effects of modernisation efforts, nationalist movements, and the search for a national identity. Ethnic and religious elements within the Empire, influenced by the rise of nationalism in Europe, became enamoured of independence, thereby accelerating the breakdown of the Ottoman nation system. The Tanzimat and Islahat Fermans, considered the foundation of Turkish constitutionalism, aimed to unite all groups around Ottoman identity but failed to do so. Opposition to the administration of Sultan Abdulhamid II in the late 19th and early 20th centuries coalesced around the Committee of Union and Progress, making the proclamation of the Second Constitutional Era obligatory. To legitimise the newly established order, it was decided that 10 July (23 July) would be celebrated as a national holiday, marking the emergence of the first modern national holiday in the Ottoman Empire. Preparations and celebrations were widely reported in the Tanin and Tasvir-i Efkâr newspapers, while enthusiastic events were organised across the country, especially in Istanbul. These included prayers, parades, visits, banquets, and various entertainment programmes, creating an atmosphere that raised expectations among different social groups. The attempt to unite the empire’s diverse identities around an Ottoman identity through a national holiday may seem politically contradictory. Nevertheless, the recognition of such a holiday held symbolic significance, representing a step not only towards the empire’s salvation but also towards the construction of a Turkish national identity.
Ottoman Empire Second Constitutional Monarchy National Identity National Holiday.
I declare that this study is original; that I have acted by the principles and rules of scientific ethics at all stages of the study, including preparation, data collection, analysis, and presentation of information; that I have cited sources for all data and information not obtained within the scope of this study and included these sources in the bibliography; that I have not made any changes in the data used, and that I comply with ethical duties and responsibilities by accepting all the terms and conditions of the Committee on Publication Ethics (COPE). I hereby declare that if a situation contrary to my statement regarding the study is detected, I agree to all moral and legal consequences that may arise.
The authors declared that this study has no financial support.
Osmanlı İmparatorluğu II. Meşrutiyet devri, modernleşme çabaları ile birlikte milliyetçilik hareketleri ve millî bir kimlik arayışının yoğun etkilerinin görüldüğü bir dönem olmuştur. İmparatorluk bünyesindeki etnik ve dinî unsurlar, Avrupa’da gelişen milliyetçilik fikrinin etkisiyle bağımsızlık iştiyakına kapılmışlar, bu gelişmeler Osmanlı millet sisteminin bozulmasına ivme kazandırmıştır. Türk anayasacılık çalışmalarının temeli sayılabilecek Tanzimat ve Islahat Fermanları, bütün unsurları Osmanlı kimliği etrafında toparlamayı hedeflese de bunu başaramamıştır. 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında Sultan II. Abdülhamid idaresine karşı oluşan muhalefet, İttihat ve Terakki Cemiyeti etrafında toparlanarak II. Meşrutiyet’in ilanını zorunlu hâle getirmiştir. Kurulan yeni düzene meşruiyet kazandırmak adına 10 Temmuz’un (23 Temmuz) millî bayram olarak kutlanması kabul edilmiş, bu kararın alınması ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nda modern anlamda ilk millî bayram ortaya çıkmıştır. Millî bayramın kutlanmasına ilişkin hazırlıklar ve kutlamalar dönemin önemli basın kaynakları Tanin ve Tasvir-i Efkâr gazetelerine yansımış, devletin merkezi İstanbul başta olmak üzere memleketin her tarafında coşkulu kutlamalar icra edilmiştir. Yapılan kutlamalarda dua, resmigeçit, ziyaret, ziyafet ve muhtelif eğlence programları düzenlenmiş, bu heyecan dolu ortam toplumun pek çok kesiminde farklı beklentileri ortaya çıkarmıştır. İmparatorluk bünyesindeki birçok kimliğin, bir millî bayram aracılığıyla Osmanlılık kimliği etrafında toparlanmaya çalışılması çelişkili bir siyaset anlayışı gibi görünebilir. Lakin böyle bir millî bayramın kabulü hem imparatorluğun kurtuluşu hem de Türk millî kimliğinin inşa edilmesi adına atılmış adımlar içerisinde sembolik bir değere sahiptir.
Osmanlı İmparatorluğu İkinci Meşrutiyet Millî Kimlik Millî Bayram.
Bu çalışmanın, özgün bir çalışma olduğunu; çalışmanın hazırlık, veri toplama, analiz ve bilgilerin sunumu olmak üzere tüm aşamalarından bilimsel etik ilke ve kurallarına uygun davrandığımı; bu çalışma kapsamında elde edilmeyen tüm veri ve bilgiler için kaynak gösterdiğimi ve bu kaynaklara kaynakçada yer verdiğimi; kullanılan verilerde herhangi bir değişiklik yapmadığımı, çalışmanın Committee on Publication Ethics (COPE)' in tüm şartlarını ve koşullarını kabul ederek etik görev ve sorumluluklara riayet ettiğimi beyan ederim. Herhangi bir zamanda, çalışmayla ilgili yaptığım bu beyana aykırı bir durumun saptanması durumunda, ortaya çıkacak tüm ahlaki ve hukuki sonuçlara razı olduğumu bildiririm.
Yazarlar bu çalışma için finansal destek almadığını beyan etmiştir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Osmanlı Düşünce Tarihi, Osmanlı Toplumu, Osmanlı Kurumları ve Medeniyeti (Diğer), Yakınçağ Osmanlı Tarihi, Osmanlı Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 11 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 10 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.21021/osmed.1782093 |
| IZ | https://izlik.org/JA38FJ46EP |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 28 |
İndeksler / Indexes
SCOPUS, TÜBİTAK/ULAKBİM TR DİZİN [SBVT]
INDEX COPERNİCUS [ICI], ISAM, SOBIAD, İdealOnline ve Scilit tarafından dizinlenmektedir.

Dergimizde yayımlanan makaleler, aksi belirtilmediği sürece, Creative Commons Atıf 4.0 Uluslararası (CC BY 4.0) ile lisanslanır. Dergiye yayımlanmak üzere metin yollayan tüm yazar ve çevirmenlerin, gönderdikleri metnin yegâne telif sahibi olmaları ya da gerekli izinleri almış olmaları beklenir. Dergiye metin yollayan yazar ve çevirmenler bu metinlerin CC BY 4.0 kapsamında lisanslanacağını, aksini sayı editörlerine en başında açıkça beyan etmedikleri müddetçe, peşinen kabul etmiş sayılırlar.