Osmanlı Kaynaklarının Gözüyle “Yılan Hikayesi”ne Dönüşen Bir Yargı Krizi: Stampa Davası [1860-1874]
Öz
Bu makale, on yılı aşkın bir süre devam eden ve Osmanlı Devleti ile İtalya Krallığı arasında ciddi ve uzun soluklu bir yargı krizine yol açan Stampa Davası’nı ayrıntılı bir şekilde analiz etmektedir. Kesin sonucu tam olarak bilinemeyen ve çalışmada Osmanlı kaynaklarının aktarımı doğrultusunda 1860-1874 yıllarıyla sınırlanan krizin temelini, Sultan Abdülmecid’in (ö. 1861) cariyelerinden Şevkiefsar Kadınefendi’ye ait kıymetli mücevherlerin Kahvecibaşı Süleyman Faik Efendi tarafından İtalyan tüccar Antonio Giulio Stampa’ya rehin verilmesi ve Stampa'nın bu teminatı hukuka aykırı biçimde satması oluşturmaktadır. Başlangıçta basit bir ticari anlaşmazlık gibi görünen mesele, kısa sürede karmaşık bir adli ve diplomatik boyut kazanarak uluslararası ilişkileri de etkilemiştir. Araştırma, Osmanlı arşiv belgeleri, dönemin gazeteleri ve literatür gibi kapsamlı birincil ve ikincil kaynaklara dayanmaktadır. Çalışmada, davayı çözüme ulaştırmak için teşebbüse geçen Ticaret Meclisi ve farklı tahkim komisyonlarının tüm girişimlerine rağmen kararlarını dayatamama olgusu analiz edilmektedir. Bu bağlamda, Osmanlı idarecilerinin kapitülasyon rejiminin yarattığı sınırlamalar altında yabancı tebaa karşısında kendi kanunlarını ve yaptırımlarını uygulama konusunda yaşadığı çaresizlik ele alınmaktadır. Davanın bir fiyaskoya dönüşmesinde ve uzamasında, kapitülasyon rejiminin getirdiği engellerin yanı sıra, İtalyan tüccarın söz konusu tarihlerde Osmanlı topraklarından Avrupa’ya sirayet eden büyük çaplı bir ticari krizin akabinde iflas etmesinin ve hatta hanedan içi rekabetin belirleyici olduğu ortaya konulmaktadır.
Anahtar Kelimeler
A Judicial Crisis That Turned into a Long Messy Problem Through the Eyes of Ottoman Sources: The Stampa Case [1860-1874]
Öz
This article provides a detailed analysis of the Stampa Case, which triggered a serious, prolonged legal crisis between the Ottoman Empire and the Kingdom of Italy that lasted for over a decade. The crisis, whose exact outcome remains unknown and, according to Ottoman sources, was limited to the years 1860-1874, stems from the incident in which valuable jewels belonging to Şevkiefsar Kadınefendi, one of Sultan Abdülmecid’s (d. 1861) concubines, were pledged by Chief Coffemaker Süleyman Faik Efendi to the Italian merchant Antonio Giulio Stampa, who then illegally sold the collateral. What initially appeared to be a simple commercial dispute quickly escalated into a complex legal and diplomatic issue that affected international relations. The research draws on extensive primary and secondary sources, including Ottoman archival documents, contemporary journals, and literature. It analyzes the inability of the Chamber of Commerce and various arbitration commissions to enforce their decisions despite repeated attempts to resolve the case. In this context, the study examines the frustration of Ottoman governors in enforcing their own laws and imposing sanctions on foreign subjects, constrained by the limitations imposed by the capitulation regime. It demonstrates that the case's protracted nature and failure were influenced not only by the obstacles imposed by the capitulation regime but also by the bankruptcy of the Italian merchant following a large-scale commercial crisis that spread from Ottoman territories to Europe during that period, as well as by internal dynastic rivalries.
Anahtar Kelimeler
Bu çalışmanın, özgün bir çalışma olduğunu; çalışmanın hazırlık, veri toplama, analiz ve bilgilerin sunumu olmak üzere tüm aşamalarından bilimsel etik ilke ve kurallarına uygun davrandığımı; bu çalışma kapsamında elde edilmeyen tüm veri ve bilgiler için kaynak gösterdiğimi ve bu kaynaklara kaynakçada yer verdiğimi; kullanılan verilerde herhangi bir değişiklik yapmadığımı, çalışmanın Committee on Publication Ethics (COPE)' in tüm şartlarını ve koşullarını kabul ederek etik görev ve sorumluluklara riayet ettiğimi beyan ederim. Herhangi bir zamanda, çalışmayla ilgili yaptığım bu beyana aykırı bir durumun saptanması durumunda, ortaya çıkacak tüm ahlaki ve hukuki sonuçlara razı olduğumu bildiririm.