Bu çalışma, iktisat disiplininin uzun süredir tartışılan krizini ele almakta ve etkili çözüm önerilerinden biri olan Humanomics yaklaşımını tartışmaktadır. Tarihsel süreçte ekonomi politikten “iktisat”a geçiş, disiplinin metodolojik, epistemolojik ve ontolojik çerçevesinde köklü bir dönüşüm yaratmış; homo economicus varsayımı merkezinde şekillenen neoklasik iktisat, bireyi fayda maksimizasyonu yapan rasyonel bir özneye indirgemiştir. Bu indirgemeci anlayış, iktisadı toplumsal, kültürel ve etik boyutlardan koparmış ve disiplinin krizini derinleştirmiştir. Çalışmada, modernist bilim anlayışının pozitivist temellerinin iktisada yansıması incelenmekte; davranışsal iktisat, deneysel yaklaşımlar ve yeni kurumsalcılığın katkılarının ise köklü bir ontolojik ve epistemolojik dönüşüm gerçekleştirme noktasında yetersiz kaldığı vurgulanmaktadır. Buna karşılık Humanomics, Adam Smith’in Ahlaki Duygular Kuramı ve Milletlerin Zenginliği eserlerinde geliştirdiği düşünsel mirası referans alarak, insanın hem ekonomik hem de sosyal-ahlaki yönlerini bütüncül biçimde kavrayan bir perspektif sunmaktadır. İnsan davranışlarının yalnızca fayda maksimizasyonu ile değil, aynı zamanda sempati, uygunluk, tarafsız gözlemci, ortaklık hissiyatı, adalet, etik, retorik, kültür ve anlam dünyalarıyla şekillendiğini savunmaktadır. Sonuç olarak, çalışmada iktisat disiplininin krizden çıkışı için insana merkeze alan, disiplinlerarası etkileşime açık ve normatif unsurları dışlamayan bir paradigma olarak Humanomicsin inşası incelenmektedir.
This study addresses the long-debated crisis in the discipline of economics and discusses the Humanomics approach, one of the effective approaches to solving it. Historically, the transition from political economy to ‘economics’ has led to a fundamental transformation in the methodological, epistemological, and ontological framework of the discipline; neoclassical economics, shaped around the assumption of homo economicus, has reduced the individual to a rational agent seeking to maximize utility. This reductionist understanding has severed economics from its social, cultural, and ethical dimensions, deepening the discipline's crisis. The study examines the reflection of modernist science's positivist foundations in economics; it emphasizes that behavioral economics, experimental approaches, and the contributions of new institutionalism have fallen short in achieving a fundamental ontological and epistemological transformation. In contrast, Humanomics, drawing on the intellectual legacy developed by Adam Smith in his works The Theory of Moral Sentiments and The Wealth of Nations, offers a perspective that comprehensively grasps both the economic and the social-moral dimensions of human beings in a holistic manner. It argues that human behavior is shaped not only by utility maximization but also by sympathy, conformity, impartial spectator, a fellow-feeling, justice, ethics, rhetoric, culture, and worlds of meaning. Consequently, the study examines the construction of Humanomics as a paradigm for the discipline of economics to emerge from the crisis, one that centers on human beings, is open to interdisciplinary interaction, and does not exclude normative elements.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Ekonomi Politik Teorisi, İktisat Metodolojisi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 2 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 2 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 23 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 9 Sayı: 4 |
Bu eser Creative Commons Atıf 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.