Bu makale, Alamut’un 1256 yılında Moğollar tarafından yıkılmasının ardından Nizârî İsmailîliğin geçirdiği yeniden inşa sürecini, özellikle İmamlar etrafında şekillenen dönüşümleri merkeze alarak incelemektedir. Çalışma, tarihsel süreklilik ve değişim bağlamında İmamlık kurumunun işlevini analiz etmekte ve Encüdan dirilişi dönemi olarak adlandırılan sürecin, yalnızca siyasî bir gizlenme dönemi değil; aynı zamanda mezhebin düşünsel, kurumsal ve ritüel temellerinin yeniden yapılandırıldığı bir dönem olduğunu savunmaktadır. Bununla birlikte Nizarî tarihi bakımından oldukça önemli kabul edebileceğimiz Davet hiyerarşisi, Encüdan döneminde belirlenmiştir. Bu sebeple söz konusu hiyerarşik yapılanma biçimine de makalede yer verilecektir. Alamut’un düşüşüyle birlikte merkezi otoriteyi kaybeden Nizârî topluluğu, bir yandan takiyye stratejileriyle hayatta kalmaya çalışırken, diğer yandan İmamlar etrafında yeni bir teolojik çerçeve geliştirmiştir. Bu süreçte Encüdan İmamları, görünürde siyaseten pasif bir pozisyonda olsalar da, cemaatin inanç ve ibadet yapılarının yeniden şekillendirilmesinde merkezi bir rol oynamışlardır. Makale, söz konusu dönemde imamların sadece dini önderlik değil, aynı zamanda kolektif kimliğin inşasında da etkin olduklarını ileri sürmektedir. Bu bağlamda, Encüdan süreci, İsmailîliğin tarihinde bir duraklama değil, bilakis yaratıcı ve dönüştürücü bir dönem olarak değerlendirilmelidir. Çalışma, tarihsel belgeler, İsmailî kaynaklar ve modern literatürden faydalanarak bu yeniden inşa sürecini çok boyutlu bir şekilde ele almakta ve günümüz Nizârî kimliğinin temellerinin bu dönemde atıldığını ortaya koymaktadır.
Bu makale, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde 2025 yılında tamamlanan “Hindistan’da İsmailîlik” başlıklı Doktora tezinden üretilmiştir.
This article examines the reconstruction process undergone by Nizari Ismailism following the destruction of Alamut by the Mongols in 1256, focusing particularly on the transformations shaped around the Imams. The study analyzes the function of the institution of the Imamate within the context of historical continuity and change, arguing that the period known as the Anjudan revival was not merely a time of political concealment, but also a phase during which the doctrinal, institutional, and ritual foundations of the sect were restructured. Moreover, the dāʿwa hierarchy, which can be considered highly significant in the context of Nizari history, was established during the Anjudan period. For this reason, this hierarchical structure is also addressed in the article. After the fall of Alamut, the Nizari community, having lost its central authority, sought to survive through strategies of taqiyya while simultaneously developing a new theological framework centered on the Imams. During this process, the Anjudan Imams, though outwardly politically passive, played a central role in reshaping the community’s beliefs and ritual practices. The article posits that, during this period, the Imams functioned not only as religious leaders but also as key agents in the construction of collective identity. In this respect, the Anjudan period should not be seen as a time of stagnation in Ismaili history, but rather as a creative and transformative era. Drawing on historical documents, Ismaili sources, and modern scholarship, the study examines this reconstruction process from a multidimensional perspective and demonstrates that the foundations of contemporary Nizari identity were laid during this time.
This article is derived from a doctoral thesis entitled "Ismailism in India," completed in 2025 at the Institute of Social Sciences, Izmir Katip Celebi University.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Mezhepleri |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 12 Mayıs 2025 |
| Kabul Tarihi | 7 Ağustos 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 7 Sayı: 2 |