D. H. Lawrence’ın St. Mawr (1925) adlı kısa romanı, Aydınlanma ideolojilerinin mitleştirdiği akılcılık, insanın doğa karşısındaki üstünlüğü ve çağdaş toplumun mükemmelliği gibi modern uygarlığın yanılsamalarını eleştirir. Romana adını veren at St. Mawr, bu mitlere meydan okuyan ilkel ve içgüdüsel güçleri temsil eder. Lou, atla kurduğu bağ aracılığıyla, yaşamın daha ilkel formları ile yeniden bağlantı kurar; modernitenin bastırdığı doğal içgüdülerle ve yıkıcı olgular ile yüzleşir. Lou’nun dönüşümü, arketipsel bir inisiyasyon ritüeli modelini izler ve medeniyetin dayattığı kısıtlamalara karşı çıkan trajik insana dönüşü ile sonuçlanır. Bu makale, Lou’nun deneyimini şekillendiren temel Jungcu örüntüler olarak özellikle hayvan, ruh ve inisiyasyon arketiplerine odaklanır. St. Mawr adlı eserde Jungcu arketipleri ve Nietzsche’nin trajik mitini, egemen kültürel anlatıları yıkma ve daha otantik, özgürleşmiş bir varoluşu tasavvur etme araçları olarak inceler. Aynı zamanda, Lawrence’ın kültür endüstrisine yönelik eleştirisini ele alır ve kitle toplumunun, içgüdüleri bastırarak ve uyumu dayatarak modernitenin yanılsamalarını nasıl pekiştirdiğini inceler. Lawrence, mitin hem ideolojik bir tutsaklık hem de kurtuluş yolu olabileceğini gösterirken, modernitenin baskıcı mitlerinin, çağdaş insanı ilkel kökenlerine bağlayan kolektif bilinçaltı ve tekrarlayan sembolleriyle ilişki kurarak aşılabileceğini öne sürer.
arketipler kolektif bilinçaltı trajik mit kültür endüstrisi modernite
Makale araştırma ve yayın etiğine uygun olarak hazırlanmıştır. Yapılan bu çalışma etik kurul izni gerektirmemektedir.
D. H. Lawrence’s novella St. Mawr (1925) critiques the illusions of modern civilisation upheld by Enlightenment ideologies that mythologise rationality, human superiority over nature, and the promise of societal perfection. The eponymous horse, St. Mawr, embodies primal, instinctual forces that challenge these myths. Through her bond with the horse, Lou reconnects with a more primitive form of life, confronting natural instincts and destructive truths repressed by modernity. Her transformation follows a rite of initiation, culminating in a tragic disposition that resists civilisation’s constraints. The study thus focuses particularly on the animal, spirit and initiation archetypes as key Jungian patterns structuring Lou’s experience. It explores Jungian archetypes and Nietzschean tragic myth in St. Mawr as tools to subvert dominant cultural narratives and envision a more authentic, liberated existence. At the same time, it considers Lawrence’s critique of the culture industry, showing how mass civilisation reinforces illusions by disciplining instinct and enforcing conformity. Lawrence demonstrates that myth can serve as both ideological confinement and a path to salvation, proposing that the oppressive myths of modernity may be overcome by engaging with the collective unconscious and its recurring symbols, which link contemporary humanity to its primal origins.
archetypes collective unconscious tragic myth culture industry modernity
The article has been prepared in accordance with research and publication ethics. This study does not require ethics committee approval.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | İngiliz ve İrlanda Dili, Edebiyatı ve Kültürü, Edebi Teori |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 15 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 11 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Ocak 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.21550/sosbilder.1742822 |
| IZ | https://izlik.org/JA64YY74KC |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 27 Sayı: 50 |

This work is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International License.