Bu çalışma, 4-6 Mayıs 2024 tarihlerinde Cizre’de meydana gelen sel olayını meteorolojik, jeomorfolojik ve kentsel kırılganlık bağlamında incelemektedir. Araştırmada 1970-2024 dönemi Meteoroloji Genel Müdürlüğü yağış verileri kullanılmış; eğilim analizi için Mann-Kendall testi ve Sen’in eğim tahmin yöntemi uygulanmıştır. Ayrıca şiddet-süre-frekans (IDF) analizleri ve CBS tabanlı litoloji, eğim ve hidrografya verileri değerlendirilmiştir. Bulgulara göre, 4 Mayıs 2024’te kaydedilen 14,4 mm’lik yağış tek başına ekstrem bir değer oluşturmamaktadır. Ancak Mart 2024’teki 74,8 mm’lik yüksek yağış, zemin doygunluğunu artırarak Mayıs ayındaki daha düşük şiddetli yağışların taşkına dönüşmesine neden olmuştur. Litolojik olarak geçirimsiz kumtaşı-şeyl ardalanmaları ve alüvyon birimleri, yüzey akışını hızlandırmış; jeomorfolojik olarak %20’nin üzerindeki eğimler ve alüvyal yelpazeler taşkın riskini büyütmüştür. Kent içindeki menfez ve drenaj kanallarının tıkanması, özellikle Cudi ve Nur mahallelerinde derin su baskınlarına yol açmıştır. Ulusal ve uluslararası karşılaştırmalar, selin çoklu faktörlerin etkileşimiyle afete dönüştüğünü göstermektedir. Şanlıurfa 2023, Ahr Vadisi 2021 ve Derna 2023 olayları da benzer biçimde yağışın tek başına değil, jeomorfoloji ve kentsel kırılganlıkla birleştiğinde yıkıcı sonuçlar doğurduğunu kanıtlamaktadır. Çalışma, afet risk yönetiminde sadece yağış miktarına odaklanmanın yetersiz olduğunu; iklim değişikliği, topografya, zemin koşulları ve altyapının bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Cizre Kentsel kırılganlık İklim değişikliği Sel Yağış dinamikleri
The flood event that occurred in Cizre on May 4, 2024, was not solely the result of an extraordinary hydrological discharge, but rather the combined effects of short-duration intense rainfall, climate change-driven variability, and urban vulnerabilities. This study analyzes the event through the lenses of climate change, precipitation dynamics, and urban infrastructure deficiencies, aiming to highlight its multi-factorial nature. Meteorological records indicate that the May 4 rainfall itself was not unprecedented; however, heavy precipitation in March and April had already saturated the soils, amplifying flood risk. Long-term trend analyses of precipitation and temperature (Mann-Kendall, Sen’s slope) reveal a decline in total annual rainfall but an increase in the frequency of short and intense rainfall events. Settlement expansion onto the floodplain, insufficient drainage capacity, and unplanned urbanization accelerated the transition of meteorological hazards into a disaster. Field observations revealed that clogged culverts and poorly maintained drainage channels resulted in elevated water depths to hazardous levels at the neighborhood scale. Findings emphasize that the primary determinant of disaster severity was not natural hydrological extremes, but rather anthropogenic vulnerabilities. To mitigate similar risks in Cizre, this study recommends strengthening urban drainage systems, restricting construction within floodplains, implementing routine maintenance, and developing community-scale, impact-based early warning systems. By situating the Cizre case alongside recent national (e.g. Şanlıurfa 2023) and international flood events (e.g. Ahr Valley, 2021; Derna, 2023), the paper contributes to a broader understanding of flood risk management in the age of climate change.
Cizre Flood Climate change Precipitation dynamics Urban vulnerability
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Çevresel Etki Değerlendirmesi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Erken Görünüm Tarihi | 24 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Kasım 2025 |
| Gönderilme Tarihi | 25 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 13 Kasım 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 104 |