Çalışma, Abdülkerîm Kuşeyrî’nin (ö. 465/1072) er-Risâle isimli eseri bağlamında tasavvuf ve fıkıh arasındaki ilişkiyi konu edinmektedir. Her iki disiplinin kesişiminde yer alan kavramların tasavvufî bakış açısıyla yeniden değerlendirilmesi ve bu yorumların açığa çıkarılması amaçlanmaktadır. Böylece tasavvufun şer‘i hükümlerle uyumlu bir disiplin olduğunun ortaya konması hedeflenmektedir. Kuşeyrî, yaşadığı hicrî beşinci asra damgasını vuran tasavvufun öncü şahsiyetlerin başında gelmektedir. Dönemin fikrî ve siyasî çalkantıları içinde sünnî tasavvuf anlayışını savunmuş; tasavvufun meşruiyetini Kur’an ve sünnet eksenli bir yaklaşımla temellendirmeye çalışmıştır. Şerîat ve tasavvufu bütüncül bir yaklaşımla ele almış, söz konusu disiplinleri birbirini tamamlayan dinin iki ana unsuru olarak kabul etmiştir. Bu iki alan arasında kurduğu güçlü denge dolayısıyla “el-Câmi‘ü beyne’ş-şerî‘a ve’l-hakîka” unvanı ile anılmıştır. Çalışmada öncelikle Kuşeyrî’nin şerîat ve hakikat anlayışı ortaya konmuş, daha sonra semâ, sefer ve hürriyet gibi terimlerin mânevî boyutları irdelenmiştir. Tasavvufun amelî boyutunu oluşturan söz konusu kavramlar, aynı zamanda birer fıkhî mesele olduğundan tasavvuf ile fıkıh arasındaki irtibatı ortaya koymaktadır. Bu nedenle çalışmada özellikle bu üç kavram seçilmiş ve tasavvuf ile fıkıh ilişkisinin anlaşılmasında oynadıkları rol ele alınmıştır. Kuşeyrî’nin ilgili kavramları yalnızca tasavvufî birer ritüel olarak değil, aynı zamanda fıkhî açıdan da ele alması, fıkıh ile tasavvuf arasındaki güçlü bağı ortaya koymaktadır. O, tasavvufun amelî boyutunu fıkhî ölçütlerle bütünleştirerek her iki disiplin arasındaki uyumu olgunlaştırmıştır. Çalışmada ayrıca kavramların bireyde oluşturduğu derunî karşılıklar, teorik ve pratik yönleriyle değerlendirilmiş, zâhir-bâtın dengesine dayalı bütüncül bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu çalışmada yer alan kavramlar, farklı tasavvufî kaynaklardaki kullanımlarıyla karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Makalede araştırma tekniklerinden doküman analiz yönteminden yararlanılmıştır.
This study examines the relationship between Sufism and Islamic jurisprudence (fiqh) through the lens of al-Risāla, a seminal work by ʿAbd al-Karīm al-Qushayrī (d. 465/1072). It is aimed to re-evaluate the concepts at the intersection of both disciplines from a Sufi perspective and to reveal these interpretations. Thus, it is aimed to demonstrate that Sufism is a discipline compatible with religious rules. Al-Qushayrī was one of the leading figures of Sufism in the fifth century AH, a period marked by intellectual and political upheaval. Within this context, he defended a Sunni understanding of Sufism and sought to establish its legitimacy through an approach grounded in the Qur’an and the Sunnah. He adopted an integrative approach to Sharīʿa and Sufism, regarding these disciplines as two complementary pillars of religion. Due to the strong balance he established between these two domains, he came to be known by the epithet al-Jāmiʿ bayna al-sharīʿa wa al-ḥaqīqa “the unifier of Sharīʿa (the outward path of divine law) and Ḥaqīqa (the inward path of spiritual realization and ultimate truth).” The study first outlines al-Qushayrī’s understanding of Sharīʿa and ḥaqīqa, then analyzes the spiritual dimensions of key terms such as samāʿ (spiritual audition leading to divine presence), safar (inner journey toward God), and ḥurriyya (liberation from the lower self). The concepts in question, which constitute the practical dimension of Sufism, are also matters of jurisprudence, thus demonstrating the connection between Sufism and fiqh. Therefore, these three concepts were specifically selected in this study and their role in understanding the relationship between Sufism and fiqh was examined. Qushayri's examination of these concepts not only as Sufi rituals but also from a jurisprudential perspective reveals the strong connection between jurisprudence and Sufism. By integrating the practical dimension of Sufism with jurisprudential criteria, he fostered harmony between the two disciplines. In this context, the bāṭin (inner, spiritual) meanings these concepts evoke within the individual are examined both theoretically and practically, through a holistic approach rooted in the balance between ẓāhir (outer, formal) and bāṭin dimensions. The concepts in this study are discussed comparatively with their use in different Sufi sources. This article utilizes document analysis, a research technique.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Tasavvuf |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 5 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 19 |