Bu makale, İslâm tasavvufundaki nefs-i emmâre ile G. I. Gurdjieff’in Dördüncü Yol öğretisindeki güdüsel merkez kavramlarını karşılaştırmalı bir okuma çerçevesinde incelemektedir. Öncelikle iki geleneğin insanın ilkel ve otomatik eğilimlerini kavramsallaştırma biçimleri ele alınmakta; ardından bu eğilimlerle baş etme yolları ve dönüşümün nihai yönü bakımından ayrışmaları tartışılmaktadır.
Tasavvuf geleneğinde nefs-i emmâre, ahlâkî sorumluluk yüklenen ve arındırılması gereken bir mertebe olarak tanımlanır. Bu mertebenin aşılması, riyazet, zikir, murâkabe ve mürşid rehberliği gibi yöntemlerle mümkün görülür. Dördüncü Yol anlayışında ise güdüsel merkez, bedensel ve otomatik işlevlerin nötr odağıdır. Burada amaç, merkezin bastırılması değil; öz-gözlem ve “kendini hatırlama” pratikleriyle doğru konumuna yerleştirilmesidir.
Bu yönüyle iki yaklaşım, yüzeyde ortak bir “otomatiklikten uyanış” temasını paylaşsa da dil, maksat ve nihai hedef bakımından ayrışır. Dördüncü Yol, sahte benliklerin pasifize edilmesi yoluyla kişiliğin mekanikliğinin kırılması ile bireyin "gerçek benliğini" veya "özünü" keşfetmesi ve geliştirmesine yönelirken tasavvuf, fenâ-bekâ çizgisinde benliğin ilâhî hakikatte fânî oluşunu esas alır.
Bu çalışmada, metin-merkezli ve karşılaştırmalı-kavramsal bir çözümleme yoluyla erken ve klasik dönem sûfî kaynakları, Dördüncü Yol literatürünün temel metinleriyle birlikte ele alınmaktadır. Bulgular, her iki yaklaşımın otomatiklik, dürtüsellik ve bilinç dağınıklığını başlangıç sorunu olarak teşhis ettiğini; dönüşüm araçlarının farklı teorik dayanaklara yaslandığını ve nihai hedeflerin Dördüncü Yol’da ‘gerçek benliğin olgunlaşması’, tasavvufta ise ‘benlikten geçiş (fenâ/bekâ)’ olarak ayrıştığını ortaya koymaktadır.
Son kısımda her yol kendi bağlamında ele alınır; tasavvufun ahlâk ve tezkiyeyi önceleyen terbiyesi, Dördüncü Yol’un öz-gözlem ve “kendini hatırlama” çalışmalarıyla yan yana getirilir. Bu yaklaşım, ruhsal olgunlaşmaya dair ortak ve ayrışan yönleri görünür kılar; bugünün arayışları için dengeli bir bakış sunar.
Tasavvuf Nefs-i Emmâre Güdüsel Merkez Dördüncü Yol Kendini Hatırlama Ruhsal Tekâmül
Bu çalışma, bilimsel araştırma ve yayın etiği ilkelerine uygun olarak hazırlanmıştır. Makalenin özgün olduğu, intihal veya başka tür etik ihlâl içermediği, tüm atıfların usulünce verildiği beyan olunur. Çalışma insan/deney hayvanı üzerinde bir uygulama içermemektedir; bu nedenle etik kurul onayı gerektirmemektedir. Çıkar çatışması bulunmamaktadır. Yapay zekâ araçlarından yalnızca dil ve üslup düzeltmesi (tashih) amacıyla yararlanılmış; içerik üretimi, argümantasyon ve kaynak seçimi tamamen yazar tarafından gerçekleştirilmiştir. Makaledeki tüm görüş, yorum ve olası hataların tam sorumluluğu yazara aittir.
This article examines nafs al-ammāra in Islamic Sufism and the “instinctive center” in G. I. Gurdjieff’s Fourth Way teaching within a framework of comparative textual analysis. It first explores how the two traditions conceptualize human primal and automatic tendencies, and then discusses their respective methods of working with these tendencies as well as the divergent orientations of transformation.
In the Sufi tradition, nafs al-ammāra is defined as a level burdened with moral responsibility and in need of purification. Its transcendence is pursued through practices such as ascetic discipline (riyāḍa), remembrance (dhikr), meditation (murāqaba), and the guidance of a spiritual master (murshid). In the Fourth Way, by contrast, the instinctive center is regarded as the neutral locus of bodily and automatic functions. The aim here is not its repression, but rather its proper integration through self-observation and self-remembering.
Thus, while both traditions share on the surface a theme of “awakening from automaticity,” they diverge in language, purpose, and ultimate aim: the Fourth Way is directed toward the construction of a permanent self and continuous awareness, whereas Sufism emphasizes the annihilation (fanāʾ) and subsistence (baqāʾ) of the self in the Divine Reality.
Employing a text-centered and comparative-conceptual method, this study reads early and classical Sufi sources alongside foundational texts of the Fourth Way. The findings indicate that both traditions diagnose automaticity, impulsiveness, and the dispersion of consciousness as the initial human predicament; that their transformative means are grounded in different theoretical premises; and that their ultimate aims diverge between the “maturation of the self” (Fourth Way) and the “transcendence of the self” (fanāʾ/baqāʾ, Sufism).
The conclusion emphasizes that the two paths should not be conflated, yet a careful comparison highlights how the Sufi vision of moral purification and the Fourth Way’s emphasis on self-observation and self-remembering may illuminate one another. In this way, the study clarifies both the common ground and the lines of divergence in discourses on spiritual development, offering a balanced perspective for contemporary inquiry.
Sufism Nafs al-Ammāra Instinctive Center Fourth Way Self-Remembering Spiritual Development
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Tasavvuf |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 9 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 5 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 19 |