During the years when nation-states were gaining increasing prominence, one of
the most critical aspects of the policies implemented was demographic studies.
Within this framework, many states recognized the critical importance of internal
security during World War I. Newly established states, including the Republic of
Türkiye, increased pressures on internal differences under the pretext of ensuring
internal security and forced migrations. The separation of communities that had
lived together under Ottoman rule for centuries made migrations inevitable.
Muslims living in the lost lands of Rumelia and the Caucasus during this period
had to migrate to Anatolia in order to escape the massacres. The Republic of Türkiye, which was established after the collapse of the Ottoman Empire, accepted
significant amounts of immigrants within its borders at certain periods within the
framework of the signed agreements. The agreement signed between Türkiye and
Romania on September 4, 1936 was a turning point and hundreds of thousands of
Turks were emigrated to Anatolia. As of 1936, the number of Romanian
immigrants entering Turkey was 61,750. 2% of them were settled in Akşehir.
The migrations that are the subject of the research started in 1934 and continued
until 1951, accelerating in 1936 when nation-state policies gained momentum. All
kinds of information about those who came to Akşehir and the transactions made
were recorded in the registry books, and the preservation of these made it possible
for the research to be carried out. Our research was shaped in the light of these
data obtained.
Ulus Devletlerin giderek önem kazandığı yıllarda uygulanan politikaların belki de
en önemli aşaması demografik yapıya yönelik yapılan çalışmalardır. Bu çerçevede
I. Dünya Savaşı esnasında birçok devlet iç güvenliğin ne kadar önemli olduğunu
görmüştür. Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere yeni kurulmuş olan devletler
bünyelerinde bulunan farklılıklara yönelik de iç güvenliği sağlama kaygısıyla
baskılarını arttırmışlar ve onları göçe zorlamışlardır. Yüzlerce yıl Osmanlı
hakimiyetinde bir arada yaşamış olan etnik farklılıkların ayrıştırılması göçleri
kaçınılmaz hâle getirmiştir.
Bu süreçte kaybedilen Rumeli ve Kafkasya topraklarında yaşamakta olan
Müslümanlar katliamlardan kurtulmak için Anadolu’ya doğru zorunlu göç etmek
durumunda kalmışlardır. Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra kurulan
Türkiye Cumhuriyeti, İmzalanan antlaşmalar çerçevesinde belli dönemlerde
önemli miktarlarda göçmeni sınırları içerisine almıştır. 4 Eylül 1936 yılında
Türkiye ile Romanya arasında imzalanan antlaşma dönüm noktası olmuş
yüzbinlerce Türk Anadolu’ya göç ettirilmiştir. 1936 yılı itibariyle Türkiye’ye giriş
yapan Romanya muhacirinin sayısı 61.750 kişidir1. Bunların %2’si Akşehir’e
iskân edilmiştir.
Araştırmaya konu olan göçler 1934’te başlamış, ulus devlet politikalarının giderek
hız kazandığı 1936’da hızlanarak 1951 yılına kadar devam etmiştir. Akşehir’e
gelenlere dair her türlü bilgi ve yapılan işlemler kayıt defterlerine işlenilmiş ve
bunların muhafaza edilmiş olması araştırmanın ortaya konmasına imkân
tanımıştır. Araştırmamız da elde edilen bu veriler ışığında şekillenmiştir.
Etik Beyana gerek yoktur
Yoktur
Yoktur
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türkiye Cumhuriyeti Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 29 Ocak 2025 |
| Kabul Tarihi | 16 Şubat 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 25 Nisan 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.21563/sutad.1629447 |
| IZ | https://izlik.org/JA88DJ56NU |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 67 |
Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.