Bu çalışma, yapay zekâ teknolojilerinin sosyal mühendislik saldırılarına etkisini ceza hukuku perspektifinden incelemektedir. Yapay zekânın özellikle üretken modeller, ses klonlama, deepfake, otomatik oltalama sistemleri ve manipülatif sohbet robotları aracılığıyla geleneksel sosyal mühendisliği daha sofistike, hızlı ve tespit edilmesi güç bir hale getirdiği ortaya konulmuştur. Bu saldırılar, yalnızca bireylerin değil, kurumların, kamu düzeninin ve dijital güvenliğin bütününü tehdit eden yeni bir suç alanı yaratmaktadır. Çalışmada sosyal mühendislik kavramının tarihsel ve kavramsal gelişimi ele alınmış; yapay zekâ destekli saldırıların klasik yöntemleri nasıl dönüştürdüğü detaylı biçimde açıklanmıştır. Türk ceza hukuku yönünden, yapay zekâ destekli sosyal mühendislik saldırılarının dolandırıcılık (TCK m.157–158), özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m.134), kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi ve yayılması (TCK m.135–136) ile bilişim alanındaki suçlar (TCK m.243–245) kapsamında cezalandırılabilir olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada kurgusal bir örnek olay üzerinden bu suç tiplerinin nasıl uygulanacağı somutlaştırılmıştır. Karşılaştırmalı hukukta Avrupa Birliği’nin Yapay Zekâ Tüzüğü (AI Act), GDPR ve NIS Direktifi gibi düzenlemelerle geliştirici ve platform işletmecilerine önemli yükümlülükler getirdiği; ABD’de ise cezai sorumluluk alanında parçalı ve sınırlı bir yaklaşım bulunduğu ifade edilmiştir. Çalışma, mevcut ceza hukuku normlarının yapay zekâ destekli sosyal mühendislik saldırılarını karşılamada yetersiz kaldığını, bu nedenle Türk Ceza Hukukunda gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Yapay zekâ destekli sosyal mühendislik TCK’da bilişim suçları Yapay zekâ ve ceza sorumluluğu
This study examines the impact of artificial intelligence technologies on social engineering attacks from a criminal law perspective. It demonstrates that artificial intelligence, particularly through generative models, voice cloning, deepfakes, automated phishing systems, and manipulative chatbots, has made traditional social engineering more sophisticated, rapid, and difficult to detect. These attacks create a new criminal landscape that threatens not only individuals but also institutions, public order, and digital security as a whole. Under Turkish criminal law, it has been determined that AI-enabled social engineering attacks are punishable under the following categories: fraud, violation of privacy, unlawful recording and dissemination of personal data, and cybercrimes. The study illustrates the application of these crimes through a fictional case study. In comparative law, it has been noted that the European Union imposes significant obligations on developers and platform operators through regulations such as the AI Act, GDPR, and the NIS Directive, while the US has a fragmented and limited approach to criminal liability. The study demonstrates that existing criminal law norms are insufficient to address AI-assisted social engineering attacks, and therefore, the necessary amendments must be made to Turkish Criminal Law.
AI-Powered social engineering Cybercrimes under the Turkish Penal Code Artificial intelligence and criminal liability
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Hukuk (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 11 Ocak 2026 |
| Kabul Tarihi | 21 Nisan 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Nisan 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.54049/taad.1861138 |
| IZ | https://izlik.org/JA69FR49BZ |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 66 |