Abdullah İrfânî Lârendevî Hanefî mezhebine mensup olup sûfî kimliğiyle tanınmış, kaynaklarda genellikle “İrfânî” mahlasıyla anılmıştır. Osmanlı ilim ve irfan geleneği içinde yer alan Lârendevî’nin hayatına dair bilgiler sınırlı olmakla birlikte, hicrî 1184 (1770) yılı civarında hayatta olduğu ve Lârende vilayetinde yaşadığı kaydedilmektedir. Müellifin el-Fevâidü’l-Latîfe adlı risâlesi, Besmele’yi konu edinerek onu lügavî, kelâmî ve tasavvufî yönleriyle inceleyen özgün bir metindir. Bu yönüyle eser, dönemin ilmî birikimini ve tasavvufî anlayışını yansıtan dikkate değer örneklerden biri olarak öne çıkmaktadır. Nitekim Osmanlı tefsir geleneğinde Besmele’nin lafzî ve mânevî boyutlarını konu alan müstakil risâlelerin özellikle XVIII. yüzyılda belirgin bir yoğunluk kazandığı görülür. Bu yüzyıl, bir yandan klasik medrese ilimlerinin güçlendiği, diğer yandan da tasavvufî yorum biçimlerinin etkili bir şekilde öne çıktığı bir dönemi temsil etmektedir. Bu bağlamda, Besmele’ye dair kaleme alınan risâlelerde dilsel ve gramatik çözümlemelerin yanı sıra işârî ve kelâmî yorumlara geniş yer verilmiştir. Harflerin sembolik anlamları, Allah’ın isim ve sıfatları arasındaki ilişkiler, fiillerin yaratılışı ile kulun sorumluluğu gibi meseleler bu metinlerin ortak konuları arasında yer almıştır. el-Fevâidü’l-Latîfe de bu genel çerçeve içinde değerlendirilmekle birlikte, içerdiği özgün yaklaşımlar sayesinde müstakil bir değer taşımaktadır. Bu çalışmada, akademik literatürde henüz incelenmemiş olan el-Fevâidü’l-Latîfe risâlesi merkeze alınmaktadır. Araştırmanın amacı, söz konusu eseri içerik bakımından tahlil etmek, yapısal, ilmî ve tasavvufî yönlerini ortaya koymak ve onu Osmanlı’nın müstakil Besmele şerhleri geleneği içerisinde konumlandırmaktır. Metin analizi ve analitik değerlendirme yöntemleriyle yürütülen inceleme sonucunda, eserin XVIII. yüzyılda taşra merkezli ilmî faaliyetlerin canlılığını yansıttığı anlaşılmaktadır. Ayrıca müellifin en önemli eserlerinden biri olan bu risâle, konu zenginliği bakımından da dikkate değer bir içeriğe sahiptir. Risâlede “Bâ harfinin tahlili”, “er-Rahmân ve er-Rahîm isimlerinin anlamı”, “zâtî ve fiilî sıfatların farkı”, “irade ve kesb meselesi” ve “Besmele’nin Kur’ân’a dâhil olup olmadığı” gibi başlıkların ele alınması, Lârendevî’nin derin ilmî birikimini ve çok yönlü düşünce tarzını ortaya koymaktadır. Müellifin risâlede dil ve tefsir geleneğine bağlı yönleriyle birlikte tasavvufî bakış açısını da özgün biçimde harmanlaması, eserin hem dönemi hem de müellifi açısından önemini pekiştirmektedir. el-Fevâidü’l-Latîfe yalnızca Besmele üzerine yazılmış bir şerh değil, aynı zamanda XVIII. yüzyıl Osmanlı taşrasında yürütülen ilmî ve tasavvufî faaliyetlerin niteliğini gözler önüne seren değerli bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır.
Abdullah Irfani Larandavi, a member of the Hanafi school of thought, was known for his Sufi identity and is generally referred to by the pen name "Irfani" in sources. While information on Larandavi’s life, a member of the Ottoman tradition of scholarship and wisdom, is limited, it is recorded that he was alive around 1184 AH (1770) and lived in the province of Laranda. The author's treatise, al-Fawā'id al-Lātīfa, is an original text that examines the Basmala from its literal, theological, and mystical perspectives. In this respect, the work stands out as a notable example reflecting the scholarly knowledge and mystical understanding of the period. Indeed, within the Ottoman exegetical tradition, independent treatises addressing the literal and spiritual dimensions of the Basmala gained significant prominence, particularly in the 18th century. This century represents a period in which, on the one hand, classical madrasa sciences gained strength, while, on the other, Sufi interpretations gained significant prominence. In this context, treatises on the Basmala devoted extensive space to linguistic and grammatical analyses, as well as isharic and theological interpretations. Common themes in these texts include the symbolic meanings of letters, the relationships between God's names and attributes, the creation of actions, and the responsibility of servants. While al-Fawā'id al-Lātīfa is also evaluated within this general framework, it possesses a distinct value thanks to its unique approaches. This study focuses on the treatise al-Fawā'id al-Lātīfa, which has not yet been studied in academic literature. The aim of the research is to analyze this work in terms of its content, to reveal its structural, scientific, and Sufi aspects, and to position it within the Ottoman tradition of independent Basmala commentaries. As a result of the analysis conducted using textual analysis and analytical evaluation methods, it is understood that the work reflects the vitality of provincial-based scholarly activities in the 18th century. Furthermore, this treatise, one of the author's most important works, possesses a remarkable richness of subject matter. The treatise addresses topics such as "The Analysis of the Letter Bā," "The Meaning of the Names al-Raḥmān and al-Raḥīm," "The Difference Between Personal and Physical Attributes," "The Issue of Will and Profession," and "Whether the Basmala is Included in the Quran," revealing Larandavi’s profound scholarly knowledge and multifaceted thought. The author's unique blend of a Sufi perspective with aspects related to linguistic and exegetical traditions in the treatise reinforces the work's significance both in terms of its time and its author. Al-Fawā'id al-Lātīfa is not only a commentary on the Basmala, but also a valuable example of the quality of scientific and mystical activities carried out in the Ottoman provinces in the eighteenth century.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Arap Dili ve Belagatı, Tefsir |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 29 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 13 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 10 Sayı: 4 |