Savcılık intikamcılığı doktrini, ceza adalet sisteminde sanıkların anayasal ve yasal haklarını kullanmaları nedeniyle savcılar tarafından intikam veya kin duygusu ile misilleme yapılmasını engelleyen önemli bir hukuki koruma mekanizmasıdır. Bu doktrin, Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi tarafından geliştirilmiş ve adil yargılanma hakkının temel bir parçası olarak kabul edilmiştir. Doktrinin temelinde, savcının suçlama veya ceza talebinde bulunurken ve yargılama sürecindeki rolü noktasında kişisel kin, siyasi motivasyon ya da sanığın yasal haklarını kullanmasına tepki gibi uygunsuz saiklerle hareket etmemesi gerektiği anlayışı bulunmaktadır.
Türk hukukunda savcıların tarafsızlığı ve bağımsızlığı gibi konular akademik çalışmalara sıklıkla konu edilmişken Amerikan hukukunda oldukça önemli görülen savcılık intikamcılığı doktrini hakkında herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu konu ilgili içtihatlar, yargı pratikleri, konuyu doğrudan esas alan eserler kaynak alınarak bu çalışmada sistemli bir incelemeye tabi tutulmuştur. Bu yönüyle söz konusu çalışma, özgün bir değer taşımaktadır.
Türk hukukunda savcılık intikamcılığı doktrininin doğrudan bir karşılığı yoktur. Savcılar, maddi gerçeği araştırmak ve şüphelinin hem lehine hem de aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlü olsa da takdir yetkilerinin bağımsız ve etkili şekilde denetlenmesi konusunda önemli eksiklikler bulunmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda bazı dolaylı koruma hükümleri yer alsa da bunlar sistematik ve yeterli bir güvence sağlamamaktadır. Ayrıca, seçici muhakeme ve aşırı suçlama gibi savcılık yetkisinin kötüye kullanılmasına dair uygulamalar, Türk hukukunda açıkça tanımlanmış değildir; bu da keyfi davranış riskini artırmaktadır. Türk hukukunda savcıların takdir yetkisini sınırlayan ve keyfi uygulamaları önleyen daha şeffaf ve etkili denetim mekanizmalarına ihtiyaç vardır. Savcılık intikamcılığı doktrini, adil yargılanma ve eşitlik ilkeleri açısından şüpheli ve sanığa önemli bir koruma sağlar; Türk hukukunda bu alanda yapılacak reformlar, hem temel hakların korunmasına hem de ceza adaletine duyulan güvenin güçlenmesine katkı sağlayacaktır.
Savcılık görevinin kötüye kullanımı intikamcılık aşırı suçlama seçici muhakeme savcı tarafsızlığı
The doctrine of prosecutorial vindictiveness is an important legal safeguard that prevents prosecutors from retaliating against defendants out of revenge or animosity for exercising their constitutional and legal rights within the criminal justice system. This doctrine was developed by the United States Supreme Court and is recognized as a fundamental component of the right to a fair trial. At its core, the doctrine is based on the principle that prosecutors must not act with personal animosity, political motivation, or in response to a defendant’s exercise of legal rights when making charging decisions or fulfilling their role in the judicial process.
While issues such as the impartiality and independence of prosecutors have been frequently addressed in Turkish legal scholarship, there is a notable absence of academic work on the doctrine of prosecutorial vindictiveness, which is considered highly significant in American law. This study undertakes a systematic examination of the topic by drawing on relevant case law, judicial practices, and works that directly address the subject, thereby offering original value to the literature.
There is no direct equivalent of the doctrine of prosecutorial vindictiveness in Turkish law. Although prosecutors are obliged to investigate the material truth and to collect evidence both in favor of and against the suspect, there are significant shortcomings in the independent and effective oversight of their discretionary powers. While the Turkish Code of Criminal Procedure provides some indirect safeguards, these are neither systematic nor sufficient. Moreover, practices such as selective prosecution and overcharging-forms of prosecutorial abuse-are not clearly defined in Turkish law, which increases the risk of arbitrary conduct. There is a need for more transparent and effective oversight mechanisms in Turkish law to limit prosecutorial discretion and prevent arbitrary practices. The doctrine of prosecutorial vindictiveness provides significant protection to suspects and defendants in terms of fair trial and equality principles; reforms in this area within Turkish law would contribute both to the protection of fundamental rights and to strengthening public confidence in the criminal justice system.
Prosecutorial misconduct vindictiveness overcharging selective prosecution impartiality of the prosecutor
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Ceza Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 16 Haziran 2025 |
| Kabul Tarihi | 20 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.59933/tauhfd.1851960 |
| IZ | https://izlik.org/JA98JC37KY |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 7 Sayı: 2 |