Bu makale, aralarında üveysîlik ilişkisi olduğu iddia edilen, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr (öl. 440/1049) ile Ahmed-i Nâmekî Câmî’nin (öl. 536/1141) tasavvufî meşrep farklarını konu edinmektedir. Tasavvuf tarihinde üveysî olsun isterse hayatta iken bir şeyhe intisap etmiş bulunsun, sûfîler arasında çeşitli farklılıklar bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı üveysîlik iddiasının, sûfîler arasında zorunlu bir meşrep, mizaç benzerliği gerektirmediği; aksine aynı manevî silsileye nispet edilen sûfîlerin farklı tasavvuf anlayışları geliştirebildiğini göstermektir. Çalışma iki sûfînin ilim, semâ, vecd, şathiyye ve farklı inanç gruplarına karşı bakışlarını kapsamaktadır. Ahmed-i Câmî’nin müridi Muhammed el-Gaznevî (öl. ?), şeyhinin Ebû Saîd’in mânevî vârisi olduğunu ve onun tarafından önceden müjdelendiğini ileri sürmüştür. Ahmed-i Câmî, Ebû Saîd’in vefat ettiği yıl dünyaya gelmiş ve onunla herhangi bir fiziksel temas kurmamış olmamasına rağmen Gaznevî’ye göre üveysî yol ile Ebû Saîd’in mânevî terbiyesinden istifade etmiştir. Gaznevî, Ahmed-i Câmî’nin tasavvufî ve mânevî hayatını, Ebû Saîd’in mânevî tesiriyle açıklamış ve onun Ebû Saîd’in varisi olarak takdim etmiştir. Gaznevî tarafından aralarında mânevî bağ kurulan bu iki sûfî arasında dikkate değer farklılıklar bulunduğu çağdaş araştırmacılar tarafından da çeşitli şekillerde dile getirilmiştir. Bu çalışma, tasavvufî meşrep bakımından farklı çizgilere sahip bu iki sûfînin seyrüsülûk süreçleri, ilme bakışları, semâ ve vecd uygulamalarına yaklaşımları, şathiyelere bakışları ve gayrimüslimler ile farklı mezheplere karşı tutumlarını karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Çalışmada, Ahmed-i Câmî’ye nispet edilen eserlerle birlikte Gaznevî tarafından kaleme alınan Makâmât-ı Jendepîl başta olmak üzere birincil kaynaklar kullanılmıştır. Bunun yanı sıra Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr’ın hayatına dair temel birincil kaynaklara da başvurulmuştur. Çalışmada, nitel araştırma yöntemleri çerçevesinde karşılaştırmalı metin analizi yöntemi kullanılmıştır. Analiz sürecinde iki sûfîn arasındaki meşrep farklılıkları ortaya konulmuştur. Netice itibariyle Ebû Saîd’in medrese eğitimi almış, mürşidler eşliğinde sülûk sürecinden geçmiş, semâ meclislerinde vecd hâlleri yaşayan, zaman zaman şathiyyeler söyleyen ve farklı din ve düşünce mensuplarıyla temas kurmaktan kaçınmayan bir sûfî olduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık Ahmed-i Nâmekî Câmî’nin klasik anlamda medrese eğitimi almadığı, semâ, vecd ve şathiyyelere mesafeli durduğu ve şer‘î sınırları koruma yöneliminde bir tasavvuf anlayışı benimsediği sonucuna ulaşılmıştır.
This article examines the differences in Sufi disposition (mashrab) between Abu Sa’id Abu’l-Khayr (d. 440/1049) and Ahmad-i Namaki Jami (d. 536/1141), for whom a Uwaysi relationship has been claimed. Throughout the history of Sufism, whether Uwaysi affiliation or initiation with a living shaykh, there are various distinctions among Sufis.The aim of this study is to demonstrate that the claim of Uwaysi affiliation does not require a strict similarity in disposition or temperament; on the contrary, Sufis belonging to the same spiritual lineage may develop distinct interpretations of Sufism. The scope of this work encompasses the perspectives of the two Sufis on religious knowledge (ilm), spiritual audition (sama), ecstasy (wajd), ecstatic utterances (shathiyya), and their attitudes toward various belief groups. According to Jami’s disciple, Muhammad al-Ghaznawi (d. ?), his shaykh was regarded as the spiritual heir of Abu Sa’id and had been pre-announced by him. Although Jami was born in the year of Abu Sa’id’s death and had no direct contact with him, Ghaznawi asserts that he benefited from Abu Sa’id’s spiritual training through the Uwaysi path. Ghaznawi further interprets that Abu Sa’id’s influence shaped Jami’s mystical and spiritual development and identifies him as his successor. However, contemporary researchers have noted significant differences between these two Sufis, despite the spiritual bond established by Ghaznawi. This study conducts a comparative analysis of the spiritual journey (sayr-u suluk) processes of these two Sufis, who possess distinct mystical orientations, alongside their views on knowledge approaches to sama and wajd practices perspectives on shathiyyas, and attitudes toward non-Muslims and different sects. In this study, primary sources were utilized, particularly the works attributed to Ahmad-i Jami and the Maqamat-i Zhandapil by Ghaznawi. Additionally, other fundamental primary sources regarding the life of Abu Sa’id Abu’l-Khayr were examined. A comparative text analysis was utilized within the framework of qualitative research methods. The analysis revealed significant differences in disposition between the two Sufis. Consequently, Abu Sa’id was identified as a Sufi who received a madrasa education, completed the suluk process under the supervision of mentors, experienced states of ecstasy during sama assemblies, occasionally uttered shathiyyas, and interacted openly with individuals from various religious and intellectual backgrounds. In contrast, the research concludes that Jami did not receive a classical madrasa education, maintained a distance from sama, wajd, and shathiyyas, and adopted a Sufi perspective focused on upholding shari’a boundaries.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Tasavvuf |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 20 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 25 Mart 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Mart 2026 |
| IZ | https://izlik.org/JA34DX55EL |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 9 |
Tetkik, Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.
SHERPA ROMEO | Open Citations I4OC | LOCKSS | CLOCKSS | DOAJ | Crossref Üstveri Raporu | DOI | OAI | Open Policy Finder