MEVLÂNA VE ASAF HÂLET ÇELEBİ ŞİİRLERİNİN PALİMPSEST OKUMALARI
Öz
Metinlerarası bir çeşit olan palimpsest, iki metin arasındaki farkların kaydedilmesiyle eski olanın silinip veya kazınıp üzerine yeniden yazılmasıyla oluşan bir edebî verilmektedir. Çağdaş şiir, her zaman ne kadar modern olaylara doğru gelişmeleri kaydederse, gelenekler onun izinde yürümüştür. Bu bağlamda eski şiirin bilgilerinden, Doğu ve Batı'nın katıldığı vakıflardan biri olan Asaf Hâlet Çelebi Türk edebiyatında modern-gelenekçi anlayışın ünlü temsilcilerindendir. O, Mevlevi Şeyhi Ahmet Remzi Dede ile Rauf Yekta Bey'den musiki ve nota derslerini almış, bütün hayatı boyunca Mevlâna'ya özel bir sevgi ve saygı beslemiş, bu görevlere de yansıtılmıştır. Mevlâna’nın Rubaileri (1939), Mevlâna (Hayatı, Şahsiyeti, Eserlerinden Parçalar) (1939), Mevlâna ve Mevlevîlik (1957) gibi eserleri kaleme almış, bilimsel olarak Mevlâna enerjisini, elde etmiş, Orta Çağ şiirindeki yerini incelemeye çalışmıştır. Bununla birlikte kendi şiirlerinde de onun etkisinden kurtulamamıştır. Bu bağlamda onun ilk dönem şiirlerinde Mevlâna etkisi daha belirgin şekilde birlikte hamuş, ney, mestlik gibi silinmeyen anlayışlar gazellerinin hipogramları sırasında yer almıştır. Gazel ve rubai türlerinden uzaklaşarak serbest şiire geçiş döneminin edebi ürünleri olan Lâmelif, Cüneyd, Sema-i Mevlâna şiirlerinde de silinmeler ve yeniden yazmalar tasavvufi kalıpların bir ömür boyu onun zihninde canlandığının göstergesi olmuştur. Ayna, nigâr ve rüya hipogramları aracılığıyla Mevlâna şiirinden Çelebi eserlerine aktarılan tasavvufi konu ve muhteva şairleri tarafından Doğu mistisizmi ile girift hâle geldiğinde yaşadığı dönemde yadırganmış ve eleştiriler almıştır. Fakat o, saf şiir işleminden yıllanmamış, poetikasında taklitçiliğe karşı gelmiş, bu nedenle de tasavvuf kaynaklı şiirlerini hipogramlar aracılığıyla kaleme almıştır. Onun şiirlerinin Mevlâna`nın rubai ve gazelleriyle palimpsest okumaları sonucunda farklı kültür katmanları içerisinde Mevleviliğe bağlı metaforlar ortaya çıkarılmıştır. Çelebi`nin Mevlâna metinleri üzerine yerleştirilen şiirleri onun dünya dininde ve kültürde yararlanılmasında tasavvufun daha ağır basılmaya başlandı.
Anahtar Kelimeler
Destekleyen Kurum
Yok
Etik Beyan
Sunduğum çalışmanın özgün olduğunu, bildirir, aksi bir durumda aleyhime doğabilecek tüm hak kayıplarını kabullendiğimi beyan ederim.
Teşekkür
Yok
PALIMPSEST READINGS OF MAWLĀNĀ AND ASAF HÂLET ÇELEBI’S POEMS
Öz
Palimpsest, a type of intertextuality, is a literary process that considers the relationship between two texts, where the old text is erased or scraped off and rewritten upon. Tradition constantly follows in the footsteps of contemporary poetry, even though it has always evolved toward contemporary trends. In this context, Asaf Hâlet Çelebi, one of the scholars of classical poetry, a person who was well versed in Eastern and Western culture, is one of the famous representatives of the modern-traditionalist approach in Turkish literature. He received music and notation lessons from Mawlawī Shaykh Ahmet Remzi Dede and Rauf Yekta Bey, maintained a special love and respect for Mawlānā throughout his life, and reflected this in his works. He authored works such as Mawlānā's Rubāʿiyyāt (1939), Mawlānā (His Life, Personality, Excerpts from His Works) (1939), and Mawlānā and Mawlawiyya (1957), attempting to examine Mawlānā's philosophy, identity, and place in medieval poetry from a scientific perspective. Furthermore, he was unable to avoid Mawlānā's impact on his own poetry. In this context, while Mawlānā's influence was more prominent in his early period poems, concepts such as khāmūsh (silence), nāy (reed flute), and mastī (ecstasy) remained as indelible hypograms in his ghazals. In his poems Lâmelif, Cüneyd, and Sema-i Mawlānā, which were literary products of the transition period from ghazal and rubāʿiyyāt to free verse, the erasures and rewritings indicated that Ṣūfī patterns remained alive in his mind throughout his life. The Ṣūfī subject matter and content transferred from Mawlānā's poetry to Çelebi's works through the hypograms of mirʾāt (mirror), nigār (beloved) and ruʾyā (dream) were criticized and found strange when the poet became entangled with Eastern mysticism. However, he did not give up his pursuit of pure poetry, opposed imitation in his poetics, and therefore wrote his Ṣūfī-sourced poems through hypograms. The palimpsest readings of his poems with Mawlānā's rubāʿiyyāt and ghazals revealed Mawlawī-related metaphors within different cultural layers. Çelebi's poems, superimposed on Mawlānā’s texts, demonstrated that Taṣawwuf had a stronger influence in his nourishment from world religious and cultural history.
Anahtar Kelimeler