In recent years, there has been a series of affirmative discourses on the revival of Alevi music in academic circles. As expounded, particularly in ethnomusicological works, revival refers to the discovery and renewal of a music tradition, in a way restoring its long-denied livelihoods and performative practices. However, despite all the positive meanings attributed to the narrative of the Alevi Music Revival, its theoretical baggage, primarily based on the common presupposition that Alevi music is an age-old cultural-religious genre, requires critical examination. Thus, paying attention to the longue durée of the politics of Alevism in Turkey, I aim to go herein beyond this narrative and write a brief history of how Alevi music was constructed. The data, analyzed through an ethnomusicological perspective and contextualized by the lens of Foucauldian historiography, were derived from the relevant literature and from my ethnographically informed PhD research in Turkey between 2017 and 2020. The results show that, contrary to this narrative, Alevi music is neither an age-old cultural-religious genre devised by the ancestors of today’s Alevis and handed down from centuries ago to the present, nor has it been pushed to the brink of extinction due to the domineering policies of the Turkish nation-state, nor has it been revived from its ashes led by a group of bağlama virtuosos since the 1990s. Instead, as a musical identity, it is the very product of a construction process that is both the manifestation and the antithesis of a historico-political problematization on the issue of how a national-secular music could be made. The study concludes that this construction process began to materialize through the axes of knowledge, power, and ethics in the early 1980s, that is, just before the rise of cultural Alevism discourses.
Ethnomusicology Alevi Music Revival Foucault Historiography Identity
I want to take this opportunity to thank Prof. Songül Karahasanoğlu, my doctoral thesis advisor, Assoc. Prof. Dr. Levent Soysal encouraged me to write this paper, Arif Sağ and Musa Eroğlu hosted me in their homes, and the bağlama virtuoso Erdal Erzincan helped me visit Sağ. Also, I take this moment to express my gratitude to Turkish scholar and Foucault specialist, Assoc. Prof. Dr. Ferda Kemal Keskin, whose profound knowledge of Foucault’s oeuvre has been a guiding light during my doctoral research.
Son yıllarda, akademik çevrelerde Alevi müziği uyanışıyla ilgili bir dizi olumlu söylemin dolaşıma girdiği görülmektedir. Bilhassa etnomüzikolojik yayınlarda açıklandığı üzere uyanış, bir müzik geleneğinin keşfedilmesi ve tekrar canlandırılması, yani uzun süredir unutulan icra biçimlerinin ve pratiklerinin ikame edilmesi anlamına gelir. Ne var ki kendisine atfedilen tüm bu olumlu içerimlere rağmen, Alevi müziğinin kadim bir kültürel-dinsel kalıt olduğu ön kabulüne dayanan teorik yükü, Alevi Müzik Uyanışı anlatısına yönelik eleştirel bir sorgulamayı gerektirmektedir. Nitekim bu makalede, Türkiye’deki Alevilik siyasetinin uzun vadeli geçmişine dikkat çekerek söz konusu anlatının bir adım ötesine geçmeyi ve Alevi müziğinin nasıl inşa edildiğine dair kısa bir tarih yazmayı amaçlıyorum. Etnomüzikolojik bir perspektif doğrultusunda analiz ettiğim ve Foucaultdiyen tarihyazımı anlayışının araçlarıyla bağlamsallaştırdığım veriler, konuyla ilgili literatürden ve aynı zamanda 2017-2020 yılları arasında, Türkiye’nin çeşitli illerinde yürüttüğüm kapsamlı bir etnografik saha çalışmasından elde edilmiştir. Bulgular, bu anlatının aksine, Alevi müziğinin ne bugünkü Alevilerin ataları tarafından icat edilen ve asırlar öncesinden günümüze taşınan kadim bir kültürel-dinsel kalıt olduğunu, ne Türk ulus-devletinin baskıcı politikaları nedeniyle yok olmanın eşiğine geldiğini, ne de 1990’lı yıllardan itibaren bir grup bağlama virtüözünün öncülüğünde kendi küllerinden tekrar canlandırıldığını göstermektedir. Bilakis tüm bu varsayımların aksine, Alevi müziği, millî ve seküler bir müziğin nasıl yaratılabileceği meselesine odaklanan çok boyutlu bir inşa sürecinin ürünü, yani diğer bir deyişle, tarihsel-siyasal bir sorunlaştırmanın hem tezahürü hem de antitezidir. Nihayet makale, ilk nüveleri 1930’lu yıllardan atılmış olan bu çok boyutlu inşa sürecinin, henüz 1980’li yılların başında, kültürel Alevi söylemlerinin yükselişe geçmesinin hemen akabinde, bilgi, iktidar ve de etik eksenleri üzerinden somutluk kazandığı sonucuna varmaktadır.
Etnomüzikoloji Alevi Müzik Uyanışı Foucault Tarihyazımı Kimlik
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Müzikoloji ve Etnomüzikoloji |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 23 Aralık 2025 |
| Kabul Tarihi | 4 Şubat 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.60163/tkhcbva.1847362 |
| IZ | https://izlik.org/JA26NP94CA |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 117 |
Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi'nde yayımlanan makaleler Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International lisansı ile lisanslanmıştır.