Japonya ve Türkiye, sıklıkla samimiyet ve fedakarlıkla dolu dostane ilişkilere sahip iki ülke olarak bilinmektedir. Günümüzde iki ülke birçok alanda yakın iş birliği içerisindedir ve iki ülkenin halkı da diğerine sempati duymaktadır. Ne var ki, iki ülke ilişkilerini belirleyen mevcut sosyo-politik şartlar ve romantize edilmiş tarih anlatıları ikili ilişkilerin henüz resmiyete dökülmediği dönemdeki karmaşık gerçekliği gölgede bırakmaktadır. Bu çalışma, 1873 ile 1924 yılları arasındaki Osmanlı-Japon ilişkilerini detaylı bir şekilde inceleyerek, ikili ilişkilerin ilk yıllarındaki hüviyetini ve bu ilişkilerin şekillenmesine yol açan temel koşulları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, bu makale Osmanlı Arşivleri, Japon Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, gazeteler ve Lozan Konferansı tutanakları gibi kaynaklardan faydalanacaktır. Nihayetinde bu çalışma Türk-Japon ilişkilerinin başlangıç döneminin, 19. yüzyılın emperyal güçlerine karşı mücadele eden iki Avrupalı olmayan imparatorluğun, birbirlerini devamlı tartarak hareket ettiği ve siyasi manevraların ikili ilişkileri devamlı yön verdiği ve ikili ilişkilerin resmi bir hüviyet kazanmasını engellediği bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda bu çalışma, romantik anlatılardan uzaklaşarak Japon-Türk ilişkilerinin erken dönemini akademik bir perspektiften ele almaktadır.
Osmanlı-Japon İlişkileri Ondokuzuncu Yüzyıl Diplomasi Sömürgecilik Dış dokunulmazlık
Bu makale Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne teslim edilmiş ve Haziran 2021’de başarıyla savunulmuş “Legal Modernization in the Early Meiji Period and the Japanese Research on the Mixed Courts of Egypt” başlıklı Yüksek Lisans tezinden faydalanılarak hazırlanılmıştır.
Japan and Turkey, are often recognized as two countries with friendly relations which is characterized by warmth and selflessness. Today, both countries have close cooperation and people of both countries have sympathy for the other the initial years of the relations but the current socio-political conditions between the two countries as well as the romaticized narratives of history overshadowed the complicated reality of the inital years of Japanese-Turkish relations. This study aims to comprehensively examine Japanese-Turkish relations between 1873 and 1924, shedding light on the character of the initial years of bilateral relations and elucidating the fundamental conditions that shaped these relations. In pursuit of this objective, this research relies on sources such as the Ottoman Archives, the Archives of the Japanese Ministry of Foreign Affairs, newspaper articles, and minutes from the Lausanne Conference. It demonstrates that the early stages of Turkish-Japanese relations were marked by two non-European empires struggling against 19th-century imperial powers, carefully evaluating each other's positions, and engaging in extensive political maneuvers and therefore preventing it to gain an official character. In this context, the study endeavors to present the early phases of Japanese-Turkish relations from an academic perspective, moving away from romanticized narratives.
Ottoman-Japanese Relations Nineteenth Century Diplomacy Imperialism Extraterritoriality
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | İmparatorluk, Emperyalizm ve Sömürgecilik Tarihi, Yakınçağ Asya Tarihi, Yakınçağ Osmanlı Tarihi |
| Bölüm | İnceleme Makalesi |
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 24 Aralık 2023 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2023 Sayı: 50 |
Türk Kültürü İncelemeleri – Haziran 2026 Sözlü Çeviri Özel Sayısı
Çağrı Metni
Sözlü çeviri, gündelik karşılaşmalardan kurumsal etkileşimlere kadar uzanan çeşitli bağlamlarda, iki dilli ve kültürlerarası iletişimin merkezinde yer alır. Türkiye’deki sözlü çeviri ortamlarında, dillerden biri büyük ölçüde Türkçedir ve bu uygulamalar, Türkçenin diğer dillerle etkileşiminde ortaya çıkan iletişimsel, kültürel ve toplumsal dinamikleri yansıtır.
Haziran 2026 sayımız için hazırlamakta olduğumuz bu özel sayıyla, Türkiye’deki sözlü çeviri uygulamalarını farklı tür ve bağlamlarda inceleyen özgün araştırmaları bir araya getirmeyi amaçlıyoruz. Bu çalışmalar, sözlü çevirinin dilsel, kültürel, toplumsal ve göstergebilimsel boyutlarına disiplinlerarası bir bakış sunarak, yalnızca çeviribilim alanına değil; Türk dili, kültürü ve toplumu üzerine yapılan araştırmalara da değerli katkılar sağlayacaktır.
Bu doğrultuda, sözlü çeviri üzerine çalışan ulusal ve uluslararası akademisyenleri, araştırmacıları ve alanda aktif profesyonelleri, Haziran 2026 sayımıza katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Özel sayıya, Türkiye’deki sözlü çeviri ortamlarında iletişim süreçlerinin, rollerin ve çeviri uygulamalarının nasıl şekillendiğini tartışan kuramsal veya uygulamalı çalışmalarla katkı sunabilirsiniz.
Araştırma konularının, aşağıdaki temalar çerçevesinde tasarlanması önerilmektedir; ancak farklı yaklaşımlar ve konular da değerlendirmeye alınacaktır.
-Sözlü çeviri ortamlarında Türkçenin söylem yapıları ve etkileşimsel stratejileri,
-Mahkeme, hastane, okul gibi kamusal hizmet alanlarında yürütülen sözlü çeviri pratikleri,
-Andaş ve ardıl çeviride, Türkçeye özgü zorluklar ve stratejiler,
-Göç, azınlıklar ve çokdillilik bağlamında sözlü çeviri uygulamaları,
-Sözlü çeviri eğitimi ve öğretiminde dilsel ve kültürel boyutlar,
- Çeviri etiği ve profesyonel normların Türkiye’deki sözlü çeviri uygulamalarına etkisi,
-Teknoloji destekli sözlü çeviri araçlarının kullanımı,
-Toplumsal kriz, afet ve acil durumlarda sözlü çevirmenin rolü.
Önemli Notlar:
Özel sayıya gönderilecek makaleler için son teslim tarihi 15 Mart 2026 olarak belirlenmiştir.
Yazıların künye bilgileri, dipnot sistemi ve kaynakça gösterim şekli internet sayfamızda bulunan makale yazım şablonuna göre hazırlanacaktır.
Call for Papers
Turkish Cultural Studies – June 2026 Special Issue on Interpreting Studies
Interpreting occupies a central position in bilingual and intercultural communication across a wide range of contexts, from everyday encounters to institutional interactions. In interpreting settings in Turkey, one of the working languages is predominantly Turkish, and these practices reflect the communicative, cultural, and social dynamics that emerge through the interaction of Turkish with other languages.
With this special issue, scheduled for publication in June 2026, we aim to bring together original studies that explore interpreting practices in Turkey across diverse genres and contexts. Adopting an interdisciplinary perspective on the linguistic, cultural, social, and semiotic dimensions of interpreting, these contributions will provide valuable insights not only for the field of Translation and Interpreting Studies but also for research on Turkish language, culture, and society.
In this regard, we invite national and international scholars, researchers, and professionals working in the field of interpreting to contribute to our June 2026 issue. Submissions may include theoretical or applied studies that examine how communicative processes, roles, and interpreting practices are shaped within interpreting settings in Turkey.
Suggested, though not exclusive, areas of research include the following themes; alternative approaches and topics will also be considered.
-Discourse structures and interactional strategies of Turkish in interpreting settings,
-Interpreting practices in public service domains such as courts, hospitals, and schools,
-Turkish-specific challenges and strategies in simultaneous and consecutive interpreting,
-Interpreting practices in the context of migration, minority communities, and multilingualism,
-Linguistic and cultural dimensions in interpreter training and education,
-Translation ethics and the impact of professional norms on interpreting practices in Turkey,
-Use of technology-assisted interpreting tools,
-The role of interpreters in social crises, disasters, and emergency situations.
Important Notes:
The deadline for submitting articles to the special issue is March 15, 2026.
The article's citation information, footnote system, and bibliography format will be prepared according to the article writing template available on our website.