This study aims to reinterpret the architectural organization of Çatalhöyük—one of the most significant Neolithic settlements—within the context of modern art movements, namely Suprematism and Deconstructivism. With its streetless, contiguous settlement pattern and modular, geometric architectural planning, Çatalhöyük can be regarded not only as an archaeological site but also as an early example of abstract spatial thinking. In this regard, the study examines the formal and conceptual parallels between Çatalhöyük’s architectural structure and Suprematist art, while simultaneously proposing a Deconstructivist reading through the site’s temporal stratification and its continuous cycles of destruction and reconstruction.Suprematism, pioneered by Kazimir Malevich, offers an approach to abstraction grounded in non-objectivity, pure geometric forms, and principles of order in art. Deconstructivism, on the other hand, focuses on notions of construction–deconstruction, fragmentation, and re-fragmentation in architecture and art. Although these two approaches may initially appear contradictory, they provide a complementary framework for interpreting Çatalhöyük’s architectural logic. Within this theoretical framework, the study presents selected examples and interprets personal ceramic practices accordingly. In conclusion, this article reconsiders the architecture of Çatalhöyük within the framework of modern art theories, aiming to make visible the conceptual and practical potential of ceramic art as an interdisciplinary field of research, and to develop an original and holistic interpretation at the intersection of art, architecture, and archaeology.
Çatalhöyük Suprematism Deconstructivism Deconstruction Architectural
Bu çalışma Neolitik dönemin en önemli yerleşimlerinden biri olan Çatalhöyük’ün mimari düzenini, modern sanat akımlarından Süprematizm ve Dekonstrüktivizm bağlamında yeniden yorumlamayı amaçlamaktadır. Çatalhöyük, sokaksız bitişik nizamda inşa edilmiş yerleşim düzeni, modüler geometrik mimari plan anlayışıyla yalnızca arkeolojik bir yerleşim alanı değil, aynı zamanda soyut mekânsal düşüncenin erken bir örneği olarak değerlendirilebilecek nitelikler taşımaktadır. Bu bağlamda çalışma, Çatalhöyük mimarisinin Süprematist sanat anlayışıyla kurduğu biçimsel ve kavramsal paralellikleri ele alırken, aynı zamanda yerleşimin zamansal katmanlılığı, sürekli yıkım ve yeniden inşa döngüsü üzerinden Dekonstrüktivist bir okuma önermektedir.Kazimir Maleviç’in öncülüğünü yaptığı Süprematizm, sanatta nesnesizliğe, saf geometrik formlara ve düzen ilkesine dayalı bir soyutlama anlayışı sunarken; Dekonstrüktivizm, mimarlık ve sanatta yıkma-kurma, parçalara ayırma ve yeniden parçalara ayırma mantığının üzerine odaklanmaktadır. Bu iki yaklaşım, ilk bakışta zıt gibi görünse de Çatalhöyük mimarisinde bir arada okunabilecek sanatsal ifade biçimi sunmaktadır. Çalışmada, bu kuramsal çerçeve doğrultusunda örnekler verilmiş ve kişisel seramik uygulamaları yorumlanmıştır.Sonuç olarak bu makale, Çatalhöyük mimarisini modern sanat kuramları çerçevesinde yeniden ele alarak, seramik sanatının disiplinlerarası bir araştırma alanı olarak sahip olduğu kavramsal ve uygulamaya dönük potansiyeli görünür kılmayı; sanat, mimarlık ve arkeoloji ekseninde özgün ve bütüncül bir yorum geliştirmeyi amaçlamaktadır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Seramik Tasarımı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 6 Ocak 2026 |
| Kabul Tarihi | 27 Mart 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Nisan 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.7456/tojdac.1857381 |
| IZ | https://izlik.org/JA86DE23FT |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 16 Sayı: 2 |
All site content, except where otherwise noted, is licensed under a Creative Common Attribution Licence. (CC-BY-NC 4.0)
