Görüş Makalesi

Zehir İçre Bir Deva: Osmanlı Arşivi Belgelerinde Akrep İzleri

Sayı: 8 2 Haziran 2026
PDF İndir
TR EN

Zehir İçre Bir Deva: Osmanlı Arşivi Belgelerinde Akrep İzleri

Öz

Bu inceleme, akrebin insan merkezli anlatılarda çoğunlukla zehirli, düşmanca ve olumsuz bir imgeyle temsil edilmesine karşılık, hayvan tarihi perspektifinden daha katmanlı bir biçimde ve aktörlük tartışması çerçevesinde nasıl ele alınabileceğini tartışmayı amaçlamaktadır. Akrep–insan ilişkisindeki olumsuz algı büyük ölçüde akrep zehrinin insan yaşamını tehdit edici etkisine dayanmakla birlikte, geleneksel tıpta tiryâk (macun) üretiminde kullanılması sayesinde bu canlı fayda verici bir unsur olarak da konumlandırılmıştır. Osmanlı arşiv belgelerine göre, 1763–1784 yılları arasında Kahire’den getirilen akreb-i mahrûk, saray helvahanesinde macun hâline getirilerek sultanın tüketimine sunulmuş; bu uygulama akrebin zehirden devaya evrilen algısını yansıtmıştır. Akrebin Mısır’dan İstanbul’a uzanan bu yolculuğu, zehir–şifa ikiliği üzerinden insan–hayvan etkileşimi, tıp, kültür ve maddi pratikler bağlamında yeniden yorumlanmaktadır.

Anahtar Kelimeler

Kaynakça

  1. Kısa makalelerde kaynakça girişi yoktur. / No bibliography for short articles!

Ayrıntılar

Birincil Dil

Türkçe

Konular

Çevre Tarihi

Bölüm

Görüş Makalesi

Yazarlar

Yayımlanma Tarihi

2 Haziran 2026

Gönderilme Tarihi

19 Ocak 2026

Kabul Tarihi

19 Mart 2026

Yayımlandığı Sayı

Yıl 2026 Sayı: 8

Kaynak Göster

APA
Arabacı, B. (2026). Zehir İçre Bir Deva: Osmanlı Arşivi Belgelerinde Akrep İzleri. Toplumsal Tarih Akademi, 8, 114-121. https://izlik.org/JA42EU58WX
AMA
1.Arabacı B. Zehir İçre Bir Deva: Osmanlı Arşivi Belgelerinde Akrep İzleri. TT Akademi. 2026;(8):114-121. https://izlik.org/JA42EU58WX
Chicago
Arabacı, Büşra. 2026. “Zehir İçre Bir Deva: Osmanlı Arşivi Belgelerinde Akrep İzleri”. Toplumsal Tarih Akademi, sy 8: 114-21. https://izlik.org/JA42EU58WX.
EndNote
Arabacı B (01 Haziran 2026) Zehir İçre Bir Deva: Osmanlı Arşivi Belgelerinde Akrep İzleri. Toplumsal Tarih Akademi 8 114–121.
IEEE
[1]B. Arabacı, “Zehir İçre Bir Deva: Osmanlı Arşivi Belgelerinde Akrep İzleri”, TT Akademi, sy 8, ss. 114–121, Haz. 2026, [çevrimiçi]. Erişim adresi: https://izlik.org/JA42EU58WX
ISNAD
Arabacı, Büşra. “Zehir İçre Bir Deva: Osmanlı Arşivi Belgelerinde Akrep İzleri”. Toplumsal Tarih Akademi. 8 (01 Haziran 2026): 114-121. https://izlik.org/JA42EU58WX.
JAMA
1.Arabacı B. Zehir İçre Bir Deva: Osmanlı Arşivi Belgelerinde Akrep İzleri. TT Akademi. 2026;:114–121.
MLA
Arabacı, Büşra. “Zehir İçre Bir Deva: Osmanlı Arşivi Belgelerinde Akrep İzleri”. Toplumsal Tarih Akademi, sy 8, Haziran 2026, ss. 114-21, https://izlik.org/JA42EU58WX.
Vancouver
1.Büşra Arabacı. Zehir İçre Bir Deva: Osmanlı Arşivi Belgelerinde Akrep İzleri. TT Akademi [Internet]. 01 Haziran 2026;(8):114-21. Erişim adresi: https://izlik.org/JA42EU58WX

Toplumsal Tarih Akademi: Osmanlı-Türkiye Araştırmaları Dergisi'nin 8. Sayısı “Hayvan Tarihi” dosyasıyla yayınlandı. “Hayvan Tarihi” sayısının editörleri Cihangir Gündoğdu, Deniz Dölek-Sever ve İbrahim Can Usta'nın editoryal makalesinin bir kısmını aşağıda paylaşıyoruz. Yazının tam hali ilgili sayıda. 

Hayvan Tarihi: Geçmişi İnsanın Ötesinde Düşünmek ve Yazmak 

Ana akım tarih anlatıları çok uzun süre insanmerkezci bir perspektifle şekillendi ve geçmiş temelde insan ilişkilerinin hikâyesi olarak kurgulandı. Hayvanlar da bu çerçevede mülk, kaynak, sembol ya da insan faaliyetlerinin pasif tamamlayıcıları olarak değerlendirildi. Hayvan tarihi işte bu anlayışı sorgular. Hayvanların deneyimlerini, bedenlerini, davranışlarını, insanlarla karşılaşmalarını ve bu karşılaşmaların yarattığı karşılıklı dönüşümleri araştırma konusu hâline getirerek tarihin yalnızca insanlara ait bir alan olmadığını ileri sürer. 

Hayvan tarihi, insan olmayan hayvanların tarihsel varlıklarını merkeze alan, onların iktisadi, toplumsal, siyasal ve kültürel süreçlerdeki rollerini, insanlarla ve çevreyle kurdukları çok katmanlı ilişkileri inceleyen önemli bir tarihyazımı alanıdır. Bu yaklaşım hayvanları yalnızca toplumların arka planında yer alan unsurlar olarak değil, tarihsel süreçlere etki eden canlı varlıklar olarak ele alır. Böylece emek, savaş, ulaşım, beslenme, kentleşme, sağlık, hukuk, duygulanım ve gündelik yaşam gibi alanlarda hayvanların belirleyici varlığı görünür hâle gelir. 

Hayvan tarihi bu yönüyle diğer tarih yazım biçimlerinden hem epistemolojik hem de ontolojik olarak ayrılır. Epistemolojik açıdan geçmişe dair bilgi üretiminde yalnızca insan belgelerine ve insan bakış açısına dayanmanın sınırlarını gösterir. Arşiv belgeleri, görsel malzemeler, maddi kültür unsurları, veteriner kayıtları, seyahatnameler, edebî metinler ve bilimsel veriler gibi farklı kaynak türlerini birlikte kullanır. Ontolojik açıdan ise insanı tek ve mutlak tarihsel özne olarak kabul eden anlayışı tartışmaya açar. İnsan olmayan varlıkların da tepkileri, uyum stratejileri, direnişleri ve ilişkisel etkileriyle tarihsel süreçlerin parçası olduğunu ortaya koyar. 

Dolayısıyla hayvan tarihi yalnızca geçmişte hayvanların nasıl kullanıldığını anlatan bir alan değildir; aynı zamanda insanlarla diğer canlılar arasındaki güç ilişkilerini, karşılıklı bağımlılık biçimlerini ve birlikte yaşama rejimlerini inceleyen eleştirel bir tarihyazımı yaklaşımıdır. Bu nedenle çevre tarihi, emek tarihi, bilim tarihi, hukuk tarihi, kent tarihi, imparatorluk çalışmaları ve posthümanist düşünceyle yakın ilişki içindedir. Fransız tarihçi Éric Baratay’ın da belirttiği gibi tarihin insanmerkezci tanımı terk edilmeli ve tarih, tüm canlı varlıkları kapsayan bir bilgi alanı olarak yeniden düşünülmelidir. Hayvan tarihi bu çerçevede geçmişi insanın ötesinde yeniden düşünmeye ve yazmaya çağıran dönüştürücü bir araştırma alanı sunar.