Yaşar Kemal’in Bir Ada Hikâyesi dörtlemesi, Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan nüfus mübadelesinin toplumsal sonuçlarını ve mekânsal yansımalarını ele alan bir eserdir. Bu çalışma eserlerden yola çıkarak zorunlu göç olgusunun bireyler ve halklar üzerindeki etkilerini mikro ölçekte incelemeyi amaç edinir. Bu bağlamda Karınca Adası mekânsal bir inceleme alanı olarak değerlendirilir. Çalışmanın kapsamını nehir romanalar şeklinde yazılan Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Karıncanın Su İçtiği, Tanyeri Horozları ve Çıplak Ada Çıplak Deniz adlı eserler oluşturur. Araştırma metin çözümlemesine dayalı nitel bir yöntemle yürütülmüş; romanlarda yer alan anlatılar, mekânın yeniden inşası, mülkiyet ilişkilerinin dönüşümü, nüfus hareketleri ve gündelik yaşam pratikleri bağlamında yorumlayıcı bir bakış açısıyla yapılmıştır. Karınca Adası, mübadele sürecinin yarattığı kırılmaları somutlaştıran bir temsil mekânı olarak ele alınır. Romanlar incelendiğinde Rum nüfusun adayı terk etmesinin ardından Karınca Adası bir süre ıssız kalır. Bir zamandan sonra gelen göçmenlerle birlikte adanın yeniden iskân edilmesi sağlanır. Taşınmaz malların mülkiyetinin hazineye devredilmesi ve tapular aracılığıyla yeni yerleşimcilere dağıtılması, adadaki yeni toplumsal düzenin kuruluş aşamasını oluşturur. Nüfusun artmasıyla birlikte sağlık, eğitim ve ticaret gibi kamusal ihtiyaçlar ortaya çıkar; doktor muayenehaneleri açılır, dükkânlar kurulur ve okul binası yeniden işlevsel hale getirilir. Öte yandan tarımsal üretimin kolektif bir biçimde değerlendirilmesi, adada dayanışmaya dayalı bir ekonomik yapının oluşumunu sağlar. Serinin son romanı Çıplak Ada Çıplak Deniz’de evliliklerin başlamasıyla birlikte adada kalıcı bir toplumsal yaşam tesis edilir. Böylece mekânsal adlandırmalar ve gündelik pratikler yeni yerleşimcilerin algılarına göre yeniden şekillenir. Bir Ada Hikâyesi dörtlemesi, mübadele sürecinin yerel ölçekte yarattığı toplumsal, kültürel ve mekânsal dönüşümünü görünür kılmakta; yeni bir yaşam üretilirken geçmişe ait kolektif hafızanın giderek silinişini ortaya koymaktadır.
Yaşar Kemal’s tetralogy Bir Ada Hikâyesi (An Island’s Story) explores the social consequences and spatial implications of the population exchange between Türkiye and Greece. This study aims to examine, on a micro level, the effects of forced migration on individuals and communities through these novels. In this context, Karınca Island is considered as a spatial site of analysis. The scope of the study comprises the novels written as a novel cycle: Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Karıncanın Su İçtiği, Tanyeri Horozları, and Çıplak Ada Çıplak Deniz. The research employs a qualitative method based on textual analysis. The narratives in the novels are interpreted through a hermeneutic approach within the framework of the reconstruction of space, the transformation of property relations, population movements, and everyday life practices. Karınca Island is examined as a representational space that embodies the ruptures created by the population exchange process. An analysis of the novels shows that following the departure of the Greek population, Karınca Island remains deserted for a period of time. Later, the arrival of migrants enables the resettlement of the island. The transfer of immovable properties to the state treasury and their redistribution to new settlers through title deeds constitute the initial stage in the establishment of a new social order on the island. As the population increases, public needs such as healthcare, education, and commerce emerge; medical practices are opened, shops are established, and the school building is put back into use. Moreover, the collective organization of agricultural production leads to the formation of a solidarity-based economic structure on the island. In the final novel of the series, Çıplak Ada Çıplak Deniz, the beginning of marriages establishes a permanent social life on the island. Consequently spatial naming practices and everyday routines are reshaped in accordance with the perceptions of the new settlers. The tetralogy makes visible the social, cultural, and spatial transformations brought about by the population exchange at the local level, revealing how the collective memory of the past gradually fades as a new life is constructed.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türkiye Sahası Yeni Türk Edebiyatı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 8 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 85 |
Content of this journal is licensed under a Creative Commons Attribution NonCommercial 4.0 International License