İran’da yetişen, tasavvufî derinliği ve zarif üslubuyla Türk edebiyatını da etkilemiş büyük sûfî ve şair Molla Abdurrahman Câmî (ö. 898/1492), şiirin hemen her türünde kaleme aldığı eserlerinin yanı sıra mensur yazılarıyla da hem İran hem Osmanlı entelektüel çevrelerinde derin izler bırakmıştır. Câmî’nin Nefehâtü’l-Üns min Hadarâti’l-Kuds adlı eseri İslam dünyasında büyük yankı uyandırmış ve önemli bir değer kazanmıştır. Nefehâtü’l-Üns, 1495 yılında Ali Şîr Nevâî tarafından Nesâyimü’l-Mahabbe min Şemâyimi’l-Fütüvve adıyla Çağatay Türkçesine tercüme edilmiştir. Eserin Anadolu sahasında bilinen ilk Türkçe tercümesi ise 1521 yılında Lâmiî Çelebi tarafından Fütûhu’l-Mücâhidîn li-Tervîhi Kulûbi’l-Müşâhidîn adıyla yapılmıştır. Yukarıda adı geçen ve neşredilen iki tercüme dışında, çalışmalarımızda tespit ettiğimiz başka bir tercüme ise XVII. yüzyılda yaşamış olan Muhammed b. Hüseyin’e aittir. Tercümenin bilinen tek nüshası Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü, Bölge Yazma Eserler koleksiyonu, BY00003318/1 numarada kayıtlıdır. 586 sûfîye yer veren tercümede, menâkıbnâme üslûbu ve klasik kaynaklara sadakatle oluşturulan anlatım, Osmanlı tasavvuf tarihi açısından özgün bir değer taşımaktadır. Bu çalışmada öncelikle Molla Câmî ve onun Nefehâtü’l-Üns min Hadarâti’l-Kuds adlı orijinal eserine ve eserin Çağatay ile Anadolu sahasında yapılmış tercümelerine kısaca değinilmiştir. Ardından mütercim Muhammed b. Hüseyin’in hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilerek eser şekil ve muhteva yönünden incelenmiştir. Sonuç olarak çalışma, mutasavvıf biyografisi konusunda yazılmış olan Nefehâtü’l-Üns’ün Osmanlı sahasında yapılan tercümelerinden birini daha inceleyerek elde edilen bilgileri bilim dünyasının dikkatine sunmaktadır.
Nefehâtü’l-Üns Tercümesi Muhammed b. Hüseyin XVII. Yüzyıl Osmanlı Edebiyatı Tasavvuf Tabakâtı Menâkıbnâme-Menâkıbnâme Geleneği
Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu ve yararlanılan tüm çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.
The eminent Sufi and poet Molla Abd al-rahman Jami (d. 898/1492), renowned for the depth of his mysticism and the elegance of his style, left a lasting imprint on Turkish literature as well as on the intellectual life of Iran and the Ottoman world. Among his prose works, Nafahât al Uns min Hadarat al Quds gained exceptional prestige across the Islamic world. In 1495, Ali Shir Navai produced a Chaghatay Turkish version titled Nasayim al-Mahabba min Shamayim al-Futuwwa. The first known Anatolian Turkish rendering followed in 1521 when Lamii Celebi completed Futuh al Mujahidin li Tarwih Qulub al Mushahidin. Our research identifies a third translation, prepared in the seventeenth century by Mohammad b. Hussein. The sole surviving manuscript-Konya Manuscripts Directorate, Regional Manuscripts Collection, BY00003318/1 -contains biographies of 586 Sufis. Combining the menâkıbnâme (hagiographical) mode with careful reliance on classical sources, it offers unique insights into Ottoman Sufi history. This article first outlines Jami’s original work and its two earlier Turkish versions. It then introduces the life and writings of Mohammad b. Hussein and analyses his seventeenth-century translation in terms of form and content. In conclusion, this study provides a new example of research on the Nefehât tradition and Sufi biographical writing in the Ottoman sphere.
Nafahât al Uns translation Mohammad b. Hussein seventeenth-century Ottoman literature Sufi tabaqat menakibname tradition
It is declared that scientific and ethical principles have been followed while carrying out and writing this study and that all the sources used have been properly cited.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Osmanlı Sahası Dışındaki Klasik Türk Edebiyatı, Osmanlı Sahası Klasik Türk Edebiyatı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 15 Haziran 2025 |
| Kabul Tarihi | 22 Eylül 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 28 Eylül 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Eylül 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.37999/udekad.1719990 |
| IZ | https://izlik.org/JA53ZA48FB |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 3 |
* Hakemlerimizin uzmanlık alanlarını detaylı olarak girmesi süreçte hakem ataması açısından önem arz etmektedir.