This study examines the operational limits of the inductive method in sociolinguistics, tracing its trajectory from Dell Hymes’ foundational Ethnography of Communication (1974) to contemporary contact sociolinguistics. In this field, where fieldwork is of considerable importance, both deductive and inductive methods are employed, and sociolinguistic phenomena are examined using both quantitative and qualitative data. By contrasting Labovian deductive-quantitative traditions with Hymes’ qualitative-inductive approach, the analysis highlights this fundamental tension. While the inductive method excels at describing complex, localized phenomena, its capacity to produce universal laws is constrained by its inherent context-sensitivity. Addressing the methodological ambiguity between qualitative data collection and theoretical generalization, the study analyzes key theoretical frameworks and specific case studies, such as “crossing” and “superdiversity.” The review aims to evaluate whether these inductive approaches, which prioritize context-dependent emic meanings, can validly generate broad etic sociolinguistic theories. This critical review concludes that concepts such as superdiversity often serve as descriptive labels rather than transformative theories, cautioning against detaching inductive findings from the natural flow of communication acts. In short, the scope and objective of this study are to provide a general and comprehensive overview of inductive qualitative research in sociolinguistics, enabling its conduct while also addressing its limitations.
Sociolinguistics Inductive Method Qualitative Fieldwork Dell Hymes Ethnography of Communication
Bu çalışmanın amacı, Dell Hymes'ın kurucu niteliğindeki Ethnography of Communication (“İletişimin Etnografisi”) (1974) eserinden çağdaş toplumdilbilime uzanan ekseni takip ederek, toplumdilbilimde tümevarım yönteminin işleyiş sınırlarını incelemektedir. Saha çalışmasının büyük önem taşıdığı bu alanda, hem tümdengelim hem de tümevarım yöntemleri kullanılmakta, toplumdilbilimsel olgular nicel ve nitel veriler kullanılarak incelenmektedir. Çalışmanın çözümlemesi, Labovcu tümdengelimci-nicel gelenekler ile Hymes'ın tümevarımcı-nitel yaklaşımını karşılaştırarak bu temel gerilime dikkat çekmektedir: Tümevarım yöntemi karmaşık ve yerel olguları betimlemede başarılı olsa da, evrensel yasalar üretme kapasitesi, özündeki bağlam duyarlılığı nedeniyle sınırlıdır. Nitel veri toplama ile kuramsal genelleme arasındaki yöntembilimsel belirsizliği ele alan bu çalışma, temel kuramsal çerçeveleri ve “crossing” ile “süperçeşitlilik” gibi kavramsal çalışmaları, kapsayıcılıkları bakımından değerlendirmektedir. İnceleme, bağlama bağlı emik anlamları önceleyen bu tümevarımcı yaklaşımların, geçerli bir şekilde geniş kapsamlı etik toplumdilbilimsel kuramlar üretip üretemeyeceğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu eleştirel inceleme, süperçeşitlilik gibi kavramların dönüştürücü kuramlardan ziyade sıklıkla betimleyici işlev gördüğü sonucuna varmakta ve tümevarımsal bulguların, gözlemlenen iletişim eylemlerini doğal akışından koparması ihtimaline karşı uyarıda bulunmaktadır. Kısaca, bu çalışmanın kapsamı ve amacı, toplumdilbilim araştırmalarının yürütülmesine olanak tanıyan tümevarımcı nitel araştırmalara genel ve kapsamlı bir bakış sunarken aynı zamanda bu yöntembilimin sınırlılıklarını da ele almaktır.
Toplumdilbilim Tümevarım Yöntemi Nitel Saha Araştırması Dell Hymes İletişimin Etnografisi
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Toplumsal Dilbilim |
| Bölüm | Derleme |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 24 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 28 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 4 |
* Hakemlerimizin uzmanlık alanlarını detaylı olarak girmesi süreçte hakem ataması açısından önem arz etmektedir.