Türkçede “feminizm” kavramı, 1960'ların Batı feminizminin etkisiyle 1980 sonrasında Türk kültüründe öne çıkmıştır. Batı kültüründe "ikinci dalga" feminizmine damgasını vuran Simone de Beauvoir, İkinci Cinsiyet (1949) adlı çığır açan kitabında, ataerkil baskının kadınlar üzerindeki yıkıcı etkisini açıklamıştır. Yıkıcı erkek ideolojisini ve kadınlar üzerindeki ataerkil baskıyı ele alan ve örnekleyen Simone de Beauvoir'ın kitabı, yayımlandığı günden bu yana dünya edebiyatında yadsınamaz bir etkiye sahiptir. Bu çalışmanın amacı, Ülker Köksal'ın Âdem'in Kaburga Kemiği adlı oyununu, Simone de Beauvoir'ın The Second Sex (İkinci Cinsiyet) kitabındaki fikir ve kuramları perspektifinden incelemektir. Beauvoir, kadınlığın biyolojik olguların sonucu değil, kültürel ve tarihsel süreçlerle biçimlenen bir durum olduğunu belirtirken, ataerkil ideolojinin kadınlara yüklediği ikincil rolü eleştirir. Ülker Köksal'ın oyunu birçok bakımdan Beauvoir'ın fikirlerini anımsatıyor. Örneğin, oyunda, başkahraman Güzin hem ailesinin hem de ataerkil sistemin kendisine yüklediği sorumluluklardan kaçamadığı ve özerk bir birey olarak hareket edemediği için, yazar olma gibi en büyük hayalinden bile vazgeçmek zorunda kalır. Âdem’in Kaburga Kemiği oyununun analiz kısmı, kadınların bireysellik arayışındaki mücadelesini vurgulamak için üç ana başlık altında toplanmıştır: çocukluk çağındaki kadınlar, anne ve eş olarak kadınlar ve iş gücündeki kadınlar. Çalışma, 1980 sonrası Türk kültüründe kadınların, Simone de Beauvoir'ın tanımladığı gibi hem özel hem de kamusal alanda "ikinci cinsiyet" olarak konumlandırıldığı sonucuna varmaktadır.
Türk tiyatrosu Âdem’in Kaburga Kemiği Simone de Beauvoir bireysellik ikinci cinsiyet
The concept of “feminism” became prominent in Turkish culture after 1980, influenced by Western feminism in the 1960s. Simone de Beauvoir, who marked the “second wave” of feminism in Western culture, clarified the destructive impact of patriarchal oppression on women in her groundbreaking book The Second Sex (1949). By engaging with and exemplifying the devastating male ideology and patriarchal oppression of women, Simone de Beauvoir’s book has had an undeniable impact on world literature since its publication. The purpose of this study is to examine Ülker Köksal's play Âdem’in Kaburga Kemiği (Adam's Rib) through the perspective of Beauvoir's ideas and theories in The Second Sex. While Beauvoir states that womanhood is not the result of biological facts but a condition, shaped through cultural and historical processes, she critiques the subordinate role that patriarchal ideology attributes to women. Ülker Köksal’s play recalls Beauvoir’s ideas in many ways. In the play, the protagonist Güzin must abandon even her greatest aspiration of becoming a writer, as she is unable to escape the responsibilities imposed on her by both her family and the patriarchal system, nor can she act as an autonomous individual. The analysis is grouped into three main headings to underscore women's struggle to find individuality: women in childhood, women as mothers and wives, and women in the workforce. The study concludes that women in Turkish culture after 1980 have been positioned as the “second sex”, as described by Simone de Beauvoir, in both private and public spheres.
Turkish theatre Âdem’in Kaburga Kemiği (Adam Simone de Beauvoir individuality the second sex
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Edebi Çalışmalar (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 29 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 10 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 4 |
* Hakemlerimizin uzmanlık alanlarını detaylı olarak girmesi süreçte hakem ataması açısından önem arz etmektedir.