Modern literature not only explores the individual’s inner world but also operates as a critical discourse that conceptualizes their interactions with social structures and power relations. One of the clearest reflections of these interactions emerges in the forms of control exercised over the body. In modern societies, the body is not merely a biological entity; it is also a site shaped, regulated, and disciplined by power. Within this framework, questions concerning how the body is controlled, restricted, or turned into a space of resistance provide significant insight into literary representations of power dynamics. This study approaches Marcel Aymé’s short story The Man Who Could Walk Through Walls through Michel Foucault’s theoretical perspective concentrated on the relations between body, power, and space. The narrative, which recounts the experiences of an ordinary civil servant who discovers his ability to pass through walls, offers an ironic critique of modern society’s mechanisms of bodily regulation. Based on qualitative textual analysis, the research examines the protagonist’s relationship with his body and physical environment across four stages. The findings show that although the character briefly escapes the reach of power by transcending spatial limits, this movement gradually leads to new forms of disorientation, loss of control, and renewed submission.
Modern edebiyat, yalnızca bireyin iç dünyasını değil, aynı zamanda onun toplumsal yapılarla ve iktidar ilişkileriyle kurduğu etkileşimleri kavramsallaştıran eleştirel bir söylem alanı oluşturur. Bu etkileşimlerin en belirgin yansımalarından biri ise bireyin bedeni üzerinden şekillenen denetim biçimlerinde ortaya çıkar. Modern toplumlarda beden, yalnızca biyolojik bir varlık değil; aynı zamanda iktidarın işlediği, biçimlendirdiği ve disipline ettiği bir alan olarak düşünülür. Bu çerçevede, bedenin nasıl denetlendiği, sınırlandırıldığı ya da bir direniş alanına dönüştüğü sorusu, edebî anlatılarda iktidar ilişkilerini anlamak açısından önemli bir kapı aralar. Bu çalışma, Marcel Aymé’nin Duvargeçen adlı öyküsünü Michel Foucault’nun beden, iktidar ve mekân ekseninde geliştirdiği düşünsel çerçeve doğrultusunda ele almaktadır. Duvarlardan geçebilmek gibi doğaüstü bir yeteneğe sahip sıradan bir memurun başından geçenleri konu edinen bu öykü modern toplumun beden üzerindeki denetim yapısını ironik bir dille sorgular. Nitel bir metin çözümlemesine dayanan bu araştırmada, öykü karakterinin beden ve mekânla kurduğu ilişkiler dört aşamalı bir yapıda incelenmiştir. Bulgular, bireyin fiziksel sınırları aşarak iktidar denetiminden geçici olarak uzaklaştığını; ancak bu hareketin zamanla denetimsizlik, tükenme ve yeniden boyun eğme biçimlerinde yeni bir sıkışmaya dönüştüğünü göstermektedir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Fransız Dili, Edebiyatı ve Kültürü |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 2 Ocak 2026 |
| Kabul Tarihi | 9 Mart 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.37999/udekad.1854395 |
| IZ | https://izlik.org/JA47KK65ME |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 9 Sayı: 1 |
* Hakemlerimizin uzmanlık alanlarını detaylı olarak girmesi süreçte hakem ataması açısından önem arz etmektedir.