Dil, bireyler arası iletişimin temel aracı olmasının ötesinde, edimbilimsel bir çerçevede, toplumsal ilişkilerin yansıtılmasında ve güç dinamiklerinin şekillendirilmesinde kritik bir rol oynar. Bu bağlamda, edimbilim, dilin bağlam içindeki kullanımını, manipülatif ve örtük anlam yaratma süreçlerini inceleyerek, edebi eserlerde sıkça ele alınan bir konu haline gelmiştir. Heinrich Böll’ün "Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru" adlı romanı, bireyler üzerindeki otoriter baskıyı ve medya manipülasyonunu sorgulama sürecinde dil aracılığıyla nasıl görünür kıldığını göstermesi açısından dikkat çekicidir. Bu çalışmada, belirtilen eserde yer alan başkomiser Beizmenne ile başkarakter Katharina Blum arasında geçen sorgu söylemleri, edimbilimsel bir yaklaşımla, Grice’in iş birliği ilkesine ait yeterlilik, doğruluk, ilgililik ve açıklık maksimleri ve dolaylı anlam teorisi çerçevesinde analiz edilmiştir. Araştırmanın odak noktası, Beizmenne’nin sorgu sürecinde alaycı, suçlayıcı ve manipülatif bir dil kullanarak maksim ihlalleri aracılığıyla güç ilişkilerini nasıl kurduğu ve Katharina’nın bu stratejilere karşı nasıl bir söylemsel direniş geliştirdiğidir. Analiz sürecinde Grice’in teorik çerçevesi, sorgu söylemlerindeki dilsel stratejilerin ve bu stratejilerin toplumsal eleştiriye katkılarının değerlendirilmesi için bir temel oluşturmuştur. Bulgular, edimbilimsel çözümlemelerin, dilin ve iletişimin toplumsal güç ilişkilerini inşa etmedeki rolünü anlamak açısından güçlü bir analiz aracı sunduğunu göstermektedir.
Heinrich Böll İş Birliği İlkesi Dolaylı Anlam Edimbilim Sorgu Söylemi
Language, beyond being a fundamental tool of interpersonal communication, plays a critical role in reflecting social relationships and shaping power dynamics within a pragmatics-based framework. In this context, pragmatics examines the contextual use of language, including its manipulative and implicature-generating functions, making it a frequently explored subject in literary works. Heinrich Böll’s "The Lost Honour of Katharina Blum" is noteworthy for demonstrating how authoritarian oppression and media manipulation become visible through language in the process of interrogation. In this study, the interrogation discourses between chief inspector Beizmenne and the protagonist Katharina Blum in the specified work are analysed using a pragmatics-based approach, particularly within the framework of Grice’s cooperative principle, focusing on the maxims of quantity, quality, relevance, and manner, as well as implicature theory. The research focuses on how Beizmenne employs sarcastic, accusatory, and manipulative language to establish power relations through maxim violations, and how Katharina develops discursive resistance against these strategies. Throughout the analysis, Grice’s theoretical framework serves as a foundation for evaluating the linguistic strategies used in interrogation discourses and their contributions to social critique. The findings indicate that pragmatic analyses provide a strong analytical tool for understanding how language and communication contribute to the construction of social power relations.
Heinrich Böll Cooperative Principle Implicature Pragmatics Interrogation Discourse
Birincil Dil | Türkçe |
---|---|
Konular | Söylem ve Bağlamsal Dilbilim, Alman Dili, Edebiyatı ve Kültürü |
Bölüm | Araştırma Makaleleri |
Yazarlar | |
Erken Görünüm Tarihi | 27 Mart 2025 |
Yayımlanma Tarihi | 28 Mart 2025 |
Gönderilme Tarihi | 2 Ocak 2025 |
Kabul Tarihi | 11 Mart 2025 |
Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 1 |
* Hakemlerimizin uzmanlık alanlarını detaylı olarak girmesi süreçte hakem ataması açısından önem arz etmektedir.
* Dergimize gönderilen makaleler sadece ön değerlendirme sürecinde gerekçe gösterilerek geri çekilebilir. Değerlendirme sürecine geçen makalelerin geri çekilmesi mümkün değildir. Anlayışınız için teşekkür eder iyi çalışmalar dileriz.