The classical tradition of Islamic sciences has, over the centuries, produced a rich corpus of commentaries and glosses aimed at ensuring the understanding, transmission, and scholarly continuity of foundational texts. This literature is of great significance not only for explicating core works but also for preserving the intellectual debates that emerged around them and for maintaining a shared scholarly language across generations. Works of sharḥ (commentary) and ḥāshiya (gloss) are not limited to clarification alone; they also reveal the author’s scholarly competence, conceptual framework, and intellectual engagement with the text. Within this tradition, some works adopt a more explanatory style, while others favor a dense and abstract mode of expression marked by extensive linguistic analysis. One of the linguists representing the latter approach is Kızıljī (d. 1296/1878), a scholar distinguished by his profound mastery of the Islamic sciences. His method of engaging with texts, his treatment of concepts, and his meticulous attention to linguistic subtleties grant him a distinctive position within the classical literature. The language he employs in his works demands a high level of precision, particularly in the use of technical terminology and carefully structured argumentation. His writings go beyond mere linguistic explanation; they exhibit a clear effort to reconstruct the structure of the text and the relationships among concepts. Consequently, understanding Kızıljī’s works requires more than a cursory reading; it calls for a systematic approach and a solid scholarly background. The distinctions he draws and the examples he selects indicate a holistic perspective on the text. Overall, Kızıljī emerges not simply as a transmitter of grammatical rules but as an author who reflects upon and, when necessary, expands the boundaries of the text. This study focuses on Kızılcī’s ḥāshiya on Ushnuvī’s (d. 1152/1739) Takmīlat al-Zanjānī. Kızıljī’s gloss goes beyond the concise explanations commonly found in the ḥāshiya tradition, offering instead a scholarly endeavour that encourages rereading, comparison, and evaluation from multiple perspectives. His treatment of linguistic issues and his attentive approach to the text distinguish this work from conventional examples of the genre. Kızıljī does not confine himself to commenting on the text; rather, he adopts a method that reconstructs its internal structure and semantic framework. The dense structure of the ḥāshiya is not a random stylistic choice but the product of a deliberate approach shaped by the scholarly conventions of the period. In this work, Kızıljī employs analytical methods and detailed linguistic explanations, revealing the text’s multidimensional nature. By examining these methods, the present study provides insights into how Kızıljī positions his ḥāshiya within the classical tradition. Ultimately, this gloss offers a theoretical contribution to classical Arabic linguistic literature and opens new methodological avenues for the analysis of complex texts.
Klasik İslâmî ilimler geleneği, metinlerin anlaşılması, aktarılması ve ilmî sürekliliğin sağlanması noktasında asırlar boyunca zengin bir şerh ve hâşiye literatürü meydana getirmiştir. Bu literatür hem temel metinlerin açıklanması hem de bu metinler etrafında oluşan ilmî tartışmaların kayıt altına alınması bakımından son derece önemlidir. Şerh ve hâşiye türü eserler, yalnızca metni açıklama amacı gütmez, aynı zamanda müellifin ilmî birikimini, kavramsal yaklaşımını ve metinle kurduğu entelektüel ilişkiyi de ortaya koymaktadır. Bazı eserler daha açıklayıcı bir üsluba sahipken, bazıları yüksek düzeyde soyutlamaya dayanan ve çok fazla dilsel analizler içeren kapalı bir anlatım tarzını benimsemektedir. İkinci çizgide yer alan dilcilerden biri olan Kızılcî (ö. 1296/1878), İslâmî ilimler alanındaki derin bilgi birikimiyle dikkat çeken bir dilcidir. Metinleri ele alış biçimi, kavramları işleme tarzı ve dilin ince ayrıntılarını takip etmedeki titizliği, onu klasik literatür içinde ayrıcalıklı bir konuma taşımaktadır. Kızılcî’nin eserlerinde tercih ettiği dil, terimlerin kullanımı açısından yüksek bir dikkat ve hazırlık gerektirir. Onun çalışmaları, yalnızca dilsel açıklamalardan ibaret değildir. Metnin yapısını, anlam ilişkilerini ve kavramların birbirleriyle bağlantılarını yeniden kurma çabası açıkça görülmektedir. Bu sebeple Kızılcî’nin metinlerini anlamak, basit bir okumanın ötesinde, belirli bir sistematik yaklaşım ve sağlam bir ilmî altyapı gerektirmektedir. Metni yorumlarken kullandığı ayrımlar, tercih ettiği örnekler ve zaman zaman farklı dillerden yararlanması, onun metne bütüncül bir açıdan baktığını göstermektedir. Genel olarak değerlendirildiğinde Kızılcî, sadece dil kurallarını aktaran bir dilci değil, metin üzerinde düşünen, tartışan ve gerektiğinde metnin sınırlarını genişleten bir müellif olarak karşımıza çıkmaktadır. Eserleri, klasik geleneğin içinde yer almakla birlikte, okuyucuyu düşünsel bir sürece davet eden ve metni yeniden inşa etmeye imkân tanıyan özgün çalışmalar arasında sayılmaktadır. Bu çalışma, Kızılcî’nin Üşnüvî’nin (ö. 1152/1739) Tekmiletu’z-Zencânî adlı eserine yazdığı hâşiyeyi merkezine almaktadır. Kızılcî’nin hâşiyesi, klasik hâşiye geleneğinde sıkça görülen sade açıklamaların ötesine geçmektedir. Metni yeniden okumaya, tartışmaya ve farklı açılardan değerlendirmeye imkân tanıyan bir ilmî çaba sunmaktadır. Dille ilgili meseleleri ele alınış tarzı, kavramların işlenme biçimi ve metne yaklaşımındaki dikkat, hâşiyeyi türün sıradan örneklerinden belirgin biçimde ayırmaktadır. Kızılcî, metni yalnızca şerh etmekle yetinmez; metnin içyapısını, kavramlar arasındaki ilişkileri ve anlam örgüsünü yeniden kuran bir yöntem izlemektedir. Bu yönüyle ortaya koyduğu metin hem dil hem de düşünce tarihi açısından özgün bir inceleme alanı oluşturmaktadır. Hâşiyenin kapalı yapısı, rastlantısal bir üslup tercihi değil, dönemin ilmî geleneği içinde metinle kurulan bilinçli bir yaklaşımın ürünüdür. Kızılcî, hâşiyesinde analitik yöntemler, kavramsal tanımlar ve dilsel açıklamalar kullanmaktadır. Çalışmada, söz konusu yöntemlerin sistematik biçimde incelenmesi, Kızılcî’nin hâşiyeyi nasıl konumlandırdığına dair önemli ipuçları sunmaktadır. Kızılcî’nin hâşiyesi, klasik Arap dili literatürüne teorik bir katkı sağlamanın ötesine geçerek, kapalı ve kapsamlı metinlerin çözümlemesine yönelik yeni metodolojik açılımlara zemin hazırlamaktadır. Bu çalışmada metnin yapısını, yöntemini ve ilmî arka planını ortaya koyarak bu sürece katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Arap Dili ve Belagatı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 29 Nisan 2025 |
| Kabul Tarihi | 12 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 2 |
UMDE Dini Tetkikler Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.