Bu araştırmanın amacı, yükseköğretim öğrencilerinde nomofobi ve ayrılık anksiyetesi düzeylerini belirlemek ve bu değişkenlerin sosyodemografik özellikler, telefon kullanım süresi ve birbirleriyle olan ilişkilerini incelemektir. 2024-2025 eğitim-öğretim yılında bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 393 öğrenciyle yürütülen çalışmada, veriler Nomofobi Ölçeği ve DSM-5 Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu Yetişkin Formu ile toplanmış ve SPSS 23 programı ile analiz edilmiştir. Bulgular, öğrencilerin büyük bir kısmının hafif düzeyde nomofobi yaşadığını, yüksek düzeyde nomofobinin ise sınırlı kaldığını göstermektedir. Ayrılık anksiyetesi açısından katılımcıların çoğunluğu hafif düzeyde kaygı bildirirken, yaklaşık %9’unun klinik risk grubunda olduğu görülmüştür. Kadın öğrencilerin nomofobi ve ayrılık anksiyetesi puanlarının erkeklere kıyasla daha yüksek olduğu, özellikle iletişim kuramama alt boyutunda anlamlı farklılıklar bulunduğu belirlenmiştir. Yaş değişkeni açısından 26 yaş ve üzeri öğrencilerin her iki değişkende de daha düşük puanlara sahip olduğu görülmüştür. Sınıf düzeyine göre yapılan karşılaştırmalarda yalnızca ayrılık anksiyetesi puanlarının farklılaştığı ve dördüncü sınıf öğrencilerinin daha yüksek puanlar aldığı saptanmıştır. Günlük telefon kullanım süresi arttıkça nomofobi ve ayrılık anksiyetesi puanlarının da yükselme eğilimi gösterdiği, özellikle 11 saat ve üzeri telefon kullanan bireylerin daha yüksek risk grubunda yer aldığı belirlenmiştir. Ayrıca yalnızlık hissi bildiren öğrencilerin hem nomofobi hem de ayrılık anksiyetesi puanlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Korelasyon analizleri, ayrılık anksiyetesi ile nomofobi ve nomofobinin tüm alt boyutları arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde ilişkiler olduğunu göstermiştir. Bu bulgular, dijital araçlardan uzak kalmaya yönelik kaygılar ile ayrılık anksiyetesi belirtilerinin birlikte görülebildiğine işaret etmektedir. Araştırma sonuçları, üniversite öğrencilerinde dijital teknoloji kullanımına bağlı psikososyal risklerin değerlendirilmesi ve önleyici psikososyal müdahalelerin geliştirilmesi açısından sosyal hizmet disiplini için önemli bir çerçeve sunmaktadır.
Nomofobi Ayrılık Anksiyetesi Yükseköğretim Öğrencileri Gençlik Sosyal Hizmet
This study aimed to determine levels of nomophobia and separation anxiety among higher education students and to examine the relationships of these variables with sociodemographic characteristics, daily smartphone use duration, and with each other. The study was conducted with 393 students enrolled at a public university during the 2024–2025 academic year. Data were collected using the Nomophobia Questionnaire and the DSM-5 Adult Separation Anxiety Disorder Form and were analysed using SPSS version 23. The findings indicated that most students experienced mild levels of nomophobia, while high levels of nomophobia were relatively limited. Concerning separation anxiety, most participants reported mild symptoms, whereas approximately 9% were identified as being in a clinically relevant risk group. Female students were found to have higher nomophobia and separation anxiety scores than male students, with statistically significant differences particularly observed in the “inability to communicate” subdimension. In terms of age, students aged 26 years and older exhibited lower scores on both nomophobia and separation anxiety. Comparisons based on class level revealed that only separation anxiety scores differed significantly, with fourth-year students reporting higher levels. In addition, increases in daily smartphone use duration were associated with an upward trend in both nomophobia and separation anxiety scores, with individuals using smartphones for 11 hours or more per day displaying higher levels of risk. Students who reported feelings of loneliness also demonstrated higher levels of both nomophobia and separation anxiety. Correlation analyses showed positive and moderate associations between separation anxiety and overall nomophobia as well as all nomophobia subdimensions. These findings suggest that anxiety related to being separated from digital devices and symptoms of separation anxiety may co-occur. Overall, the results provide an important framework for the social work discipline to assess psychosocial risks associated with digital technology use among university students and to develop preventive psychosocial interventions.
Nomophobia Separation Anxiety Higher Education Students Youth Social Work
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Yeni İletişim Teknolojileri, İletişim ve Medya Çalışmaları (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 25 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 31 Mart 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Nisan 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.32739/etkilesim.2026.9.17.348 |
| IZ | https://izlik.org/JA23KD58SY |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 17 |


Bu eser Creative Commons Atıf-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.